

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadisi Buhâri «Bey'», «İstikraz» ve «Ahkâm» bahıslerinde; Ebû Dâvûd, Tirmizi ile Nesâî ve îbni Mâce «İtk» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Ebû Dâvûd' un rivayetinde kölenin 700 veya 900 dirheme satıldığı zikredilmekte, bir rivayette Resulullah (Sallallahû Aleyhi ve Sellem)'in, Hz. Ebû Mezkûr'a: «Sen, bu kölenin kıymetini almaya daha lâyıksın, Allah Teâlâ ondan müstağnidir.» buyurduğu bildirilmektedir. Nesâî bu hadisi bir çok yollardan rivayet etmiştir. Müdebber: Sahibi öldükten sonra hürriyetine kavuşmak şartıyla azâd edilen köledir. Bunun azâd şekli: Sahibinin «Ben öldükten sonra hürsün.» demesidir. Tirmizinin rivayetinde kölesini müdebber olarak azâd eden Ebû Mezkûr' un öldüğü ve bu köleden başka hiç bir mal bırakmadığı zikrediliyorsa da, öldüğünü rivayet eden Süfyân b. Uyeyne' nin bu hususta hatâ ettiği söylenir. Nitekim babımız rivayetlerinden ölmediği anlaşıldığı gibi, diğer sahih rivayetlerden anlaşılan da budur. îmam Şafiî (Rahimehullah) hadisi rivayet ettikten sonra Süfyân b. Uyeyne' nin bu rivayette hatâ ederek, köle sahibinin öldüğünü söylediğini beyân etmiştir. Beyhaki dahî aynı hadisin Şerîk tarikiyle Hz. Câbir'den rivayet edildiği, hadîsde: «Bir adam vefat ederek müdebber bir köle ile bir miktar borç bıraktı.» denildiğini söyledikten sonra: «Ulemâ Şerîk'in bu hususta hatâya düştüğüne ittifak etmişlerdir.» demiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müdebber olarak azâd edilen bir köleyi satması, sahibinin başka malı olmadığı içindir. Hâlbuki Hz. Ebû. Mezkûr borçlu idi. Son olarak elinde kalan kölesini de azâd ettiğini ve bu suretle kendini borçlu ölmek tehlikesine mâruz bıraktığını görünce onun bu fiilini nakzetmeyi maslahata daha muvafık bulmuş ve kölenin kıymetini kendisine göndermiştir. Köleyi satın alan zâtın ismi babımız hadîsinde beyân edildiği vecihle Nuaym b. Abdillâh El-Adevi'dir. Bu zâtın ismi Buhâri’nin bir rivayetinde Nuaym b. Nahhâm diye zikredilmişti, Tirmizi ile îmam Ahmed b. Hanbel’in rivayetlerinde dahi: «Köleyi Nuaym b. Nahhâm satın aldı.» denilmişse de, doğru değildir. Nahham onun ismi değil, sıfatıdır. Nahhâm : Çok öksüren, mânâsına gelir. Bu sıfatı Hz. Nuaym’a bizzat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vermiş ve: «Cennet'e girdim, orada Nuaym'ın öksürdüğünü İşittim.» buyurmuştu. Hz. Nuaym eskiden Müslüman olmuş ve fetihden önce Mekke'de yaşamıştı. Kavm-i kabilesine infâk yardımında bulunduğu için şerefi pek büyük idi. Kabilesi bundan dolayı Medine'ye hicretine mâni oluyorlardı. Kendisine: «Yanımızda dur da hangi dinde olursan ol.» demişlerdi. Medine-i Münevvere'ye hicret edince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Nuaym'ı kucaklıyarak öpmüştü. Yermük harbinde şehid edildiği söylenir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.