

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Ebû Dâvûd, Nesâ! ve Tirmizî rivayet etmişlerdir. Hadîs-i şerif, hilâlin bir yerde subût bulmasıyla hükmün oraya münasır kalacağına delâlet etmektedir. Nevevi şöyle diyor: «Ulemâmıza göre sahih olan kavil şudur ki: Hilâlin bir yerde görülmesi bütün insanlara teşmil edilemez. Yalnız mesafe-i sefer olmıyan yakın yerlere mahsûs kalır. Bâzıları: Ayın aynı zamanda doğduğu yerlere hüküm şâmildir, derler. Bir takımları da: İklim birse hüküm hepsine şâmil, değilse şâmil olamaz; demişlerdir. Ulemâmızdan bâzıları: Ay'ın bir yerde görünmesi, yer yüzünde yaşıyan bütün müslumanlara âmm ve şâmildir; diyorlar. Bu takdirde İbni Abbâs Hazretlerinin Kureyb (Radiyallahu anh)'ın haberi ile amel etmemesi haber-i vahit olduğu içindir. Çünkü bu bir şahadettir, bir kişinin haberiyle sabit olmaz. Lâkin zahire bakılırsa İbni Abbâs, onu haber-i vâhid olduğu için değil; uzakta bulunanlar hakkında hüküm isbât etmediği için reddetmiştir.» Bu mes'ele Hanefiîye imamları arasında da ihtilaflıdır. Zahiri mezhebe göre bir yerde hilâlin görüldüğü sübût buldumu hüküm bütün insanlara şâmil olur. Binâenaleyh garp'da yaşıyan müslümanların ay'ı görmesiyle, şarkda yaşıyanlara da Ramazan ve Bayram sabit olur. Bâzıları: «Bu mes'ele ayın muhtelif zamanlarda doğmasına göre değişir. Çünkü hükme sebep aydır. Hilâl görülmek suretiyle bir kavim hakkında sebebin mevcut ve münrakid olması başkaları hakkında da mün'akid olmasını îcâb etmez. Zîrâ ihtilâf-ı matâli' yâni ayın muhtelif zamanlarda doğması nazar-ı itibâra alınır. Nitekim bir kavmin bulunduğu yerde güneş batsa, başkalarının yaşadığı yerde batmasa yalnız güneşin battığı yerlerin halkına akşam namazı farz olur.» demişlerdir. «Et-Tecrîd» sahibi ile diğer bâzı ulemâ ihtilâf-ı matâli'i muteber tutmuşlardır. Kureyb hadîsinin zahiri de onların kavlini te'yid etmektedir. Ancak bâzıları bu hadisde'ki işaretin İbni Abbâs ile Hz. Kureyb arasında cereyan eden konuşmaya âit olduğunu söyliyenler vardır. Bu takdirde hadîsde ihtilâf-ı metâli'in nazar-ı itibâra alınacağına delil kalmaz. Hanefiîler 'den «Hidâye- şârihi Kemâl İbni Hümâm: «Zâhir-i rivayetle amel etmek ihtiyata daha muvafıktır.» diyor.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.