

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî, Ebû Dâvûd ve ibni Mâce «Kitâbü'l-Cihâd»da; Tirmizî ile Nesâî «Kitâbü's-Siyer»de olmak üzere bütün «Sünen» sahipleri tahrîc etmişlerdir. Nevevî diyor ki : «Bu hadîs memleketimizin ekseri nüshalarında burada olduğu gibi (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müşriklerin zürriyetleri soruldu) şeklindedir. Bir rivayette harp edilen beldenin yerli müşrikleri sorulmuştur. Kaadî Iyâz bu rivayeti Sahîh-i Müslim râvilerinin cumhurundan nakletmiş : Doğrusu da budur; birinci rivayet bir şey değildir: Belki tasniftir, hadîsin sonu, ondaki hatâyı açıklamaktadır, diyor. Ben derim ki: Birinci rivayet Kaadî 'nin iddia ettiği gibi bâtıl değildir. Bilâkis onun bir vechi vardır. Takdiri şudur: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gece baskınında vurulup öldürülen müşrik kadınları ile çocuklarının hükmü sorulmuş; o da : Onlar babalarındandır; yâni bunda bir beis yoktur; çünkü babalarının hükümleri mîras, nikâh, kısas, diyet ve saire onlar hakkında da carîdir, demek istemiştir. Maksat : Zaruret yokken bunu kasden yapmadıkları zaman verilen hükümdür. Yukarıda kadm ve çocukların öldürülmemesine dair geçen hadîsten (1744) murat ise onları seçebildikleri zamandır. Kadın ve çocukların gece baskınında öldürülebileceğini gösteren bu hadîs hem bizim mezhebimiz hem de Mâlik, Ebû Hanîfe ve cumhurun mezhebidir. Beyâtm mânâsı: Düşmana geceleyin erkek, kadın ve çocuk birbirinden fark edilemeyecek bir şekilde baskın yapmaktır. Zerârî: (Yânın teşdîd ve tahfifi ile) iki şekilde okunur. Teşdîdle okunması daha fasîh ve meşhurdur. Burada zerârîden murat: Kadın ve çocuklardır...» Fakat Nevevî’nin son cümlesine allâme Aynî i'tiraz etmiş: «Zerârî kelimesinden kadınlar nasıl murat edilebilir? Buhâri'nin rivayetinde gördüğün gibi zerârî kelimesi kadınlar üzerine atfedilmiştir?» demiştir. Aynî bu sözü ile şunu demek istemiştir : Zerârî: Zürriyyetin cem'idir. Zürriyyet: Bir kimsenin çocukları ve nesli demektir. Hadîste de bu kelime kadınlar üzerine atfedildiğine göre ondan kadınları kasdetmeye imkân yoktur; çünkü atıf, iki şeyin birbirine mugayir olduğunu gösterir. Hâsılı, harbde bîçâre ihtiyarları, kadın ve çocukları, rûhânî şahısları —kimseye bir zararları olmamak şartı ile— göz baka baka kasden öldürmek bütün ulemânın ittifakı ile haramdır. Bu hususta birçok hadîsler vardır. Gece baskınlarında seçemeden, kasıdsız olarak öldürülmelerinde ise beis yoktur. Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: Yâ kâfirlerin arasında müslümanlar da bulunur veya kâfirler müslümanları kendilerine siper ederlerse? Cevap: Bu mesele ihtilaflıdır. imam Mâlik'e göre içinde müslüman esirler bulunan bir kafir karasına veya gemisine ateş açılmaz. Evzâî dahî: «Küffâr müslüman çocuklarını kendilerine siper ederlerse onlara silâh atılmaz; içinde müslüman esirler bulunan gemi yakılmaz.» demiştir. Sevrî, Ebü Hanîfe, Ebû Yûsuf, Muhammed/ ishâk, imam Ahmed ve sahîh olan kavle göre îmam Şafiî: «Küffârın katline çocuklarla kadınların öldürülmesinden başka bir çâre yoksa bunda bir beis yoktur.» demişlerdir. Hattâ Hanefîler'le Sevrî'ye göre içerisinde müslüman esirleri veya çocukları yahut müşriklerin çocukları bulunan kal'alara ve gemilere ateş açmakta da beis yoktur. Böyle bir harpte müslümanlardan ölen olursa diyeti ödenmez;" Hanefîler'e göre keffâret de lâzım gelmez. Sevrî keffâretin lüzumuna kail olmuştur. Hadîs-i şerif, düşmana gece baskını yapılmasının caiz olduğuna, evvelce dine davet edilen kâfirlere bilâhare habersiz baskın yapılabileceğine ve küffarın çocuklarına dünyada babalarının hükmü verileceğine delildir. Âhiret hakkındaki hükümleri babında ise üç kavil vardır : a) Küffann çocukları bulûğa ermeden ölürlerse cennetlik olurlar. b) Cehennemlik olurlar. c) Bu hususta bir şey söylenemez; tevakkuf olunur. ALLAHU a'lem (En doğrusunu ALLAH CELLE CELALUHU bilir)

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.