

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Dabb: Kertenkeleye benzer fakat ondan bir hayli büyük bir hayvandır. Bu hayvanın yediyüz sene yaşadığı su içmediği dişi düşmediği ve kırk günde bir damla bevl îfraz ettiği rivayet olunur. Bazıları et yenilirse susuzluğu giderdiğini söylemişlerdir. Arablar bir şeyi yapmak istemezlerse: «Ben bunu keler suya gelinceye kadar yapmam» derler. Çünkü keler ömründe suya gitmez sadece çiğ ile ve soğuk hava ile yetinirmiş. Kışın kovuğundan dışarı çıkmazmış. Babımız hadislerinden ibni Ömer rivayetlerini Buhârî «Zebaih ve Ahbaru'l-Âhad» bahislerinde; Hâlid hadîsini «Et'ıme ve Zebaih» da; aynı hadîsi Nesâî ile ibni Mâce «Kitab'us-Sayd»'da; Ebû Dâvud «Et'ime»'de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e hediyye getiren Ümmü Hufeyde ile Lübabetü's-Suğra ve Lübabetü'l-Kübra. Meymûne (Radiyallahû anha)'nın kız kardeşleridir. Bunlar Haris b. Hazen'in kızlarıdır. Ümmü Hufeyde'nin adı Hüzeyle'dir. Bunlardan Lübâbet'ül-Kübra, Hz. ibn-i Abbâs'ın, Lübâbetü's-Suğrâ Halid b. Velid'in anneleridir. Kelerin eti yenir bir hayvan olduğunu söyleyenler bu hadîslerle istidlal etmişlerdir kî Abdurrahman b. Ebi Leylâ ile Saîd b. Cübeyr, ibrahim Nehaî, îmam Malik, îmam Şafiî, imam Ahmed ve îshâk'ın mezhebleri budur. Zahiriler dahi aynı kavli tercih etmişlerdir. Zahiri'lerden ibni Hazm: Kelerin mübâh olduğu Ömer b. Hattâb ile başkalarından sahih olarak rivayet edilmiştir. Hanefiler'den «Hidâye» sahibi gibi bazıları keler etinin mekruh olduğunu söylemiş fakat bazıları yenilmesinde beis görmemişlerdir. Tahâvî «Ma'âm'I-Âsâr» adlı eserinde keler yemenin mubah olduğunu tercih etmiş ve: «keleri yemekte bir beis yoktur» demiştir. Yine Tahâvî: «Bir taife keleri yemeyi mekruh görmüşlerdir. Ki Ebû Hanife ile Ebû Yusuf ve Muhammed onlardandır» demiştir. Tahâvî'nin bu taifeden muradı Haris b. Mâlik, Yezîd b. Ebi Ziyâd ve Veki 'dir. Zira kelerin yenilmesini mekruh görenler bunlardır. Mezkur kavil Ali b. Ebî Talib ile Câbir b. Abdillah (Radiyallahû anhûm) hazeratından da rivayet olmuştur. Hanefi'lerce esah olan kavil kelerin keraheti tenzihiyye ile mekruh olmasıdır. Çünkü bir çok sahih hadisler onun haram olmadığına delâlet etmektedirler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sofrasında keler yenildiği halde bir şey demeyip sükût buyurması da onun mubah olduğuna delâlet eder. Çünkü o bâtılı hiç bir zaman kabul ve ikrar etmez. Mesh: Bir canlıyı ondan daha çirkin bir canlının şekline sokmaktır. Kur'an-ı Kerîm de Benî israil'den bazılarının maymun ve ve domuz gibi çirkin hayvanlar suretine tebdil edildiği bildirilmektedir. Ancak şekil değiştiren bu kavimler derhal ölmüş ve nesilleri kesilmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Bilmiyorum belki bu onlardandır.» buyurması ihtimal suret değiştiren insanların üç günden fazla yaşamadıklarını bilmezden önce olmuştur. Demîrî «Ha yâtü'l Hayavan» adlı eserinde şunları söylüyor: «Ulemâ şekil değiştiren insanların yaşayıp yaşamadığında ihtilâf etmişlerdir. Bir kavle göre yaşarlar. Zeccâc ile Kadı Ebû Bekir b. Arabi bu kavli tercih etmişlerdir. Cumhura göre böyle bir şey yoktur. ibni Abbâs (Radiyallahu anh): Şekli değişmiş insan üç günden fazla asla yaşamamış ve yeyip içmemiştir. Demiştir ki, bu söz Merfu' hadîs hükmündedir. Çünkü aklen böyle bir şeyin söylenmesine imkân yoktur. Onu mutlaka Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.