

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî «Fedâilül-Kur'an» bahsinde; Ebû Dâvud ile İbni Mâce «Kitâbü't-Tıb»'da; Nesâî «Tıb», «Tefsir» ve «Kitâbü'l-Yevm ve'l-Leyle»'de muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Nefes: Tükürüksüz hafif üfürüktür. Hadis-i şerîf hastaya okurken üfürmenin müstehab olduğuna delildir. Ulemâ bunun caiz olduğuna ittifak etmişlerdir. Sahabe tabiîn ve-onlar dan sonra gelen ulemâ bunu hep müstehab görmüşlerdir. Fakat Kaadî İyad ulemâdan bir cemaatın bunu kabul etmediklerini hastaya okurken tükürüksüz üfürmenin caiz olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir. Bu mezheb ve bu fark ancak zayıf bir kavle ibtinâ eder. Zira nefes : Tükürüklü üfürüktür, diyenler olmuştur. Yine Kaâdî'nin beyânına göre ulemâ nefes ile tefel kelimelerinin mânâlarında ihtilâf etmişlerdir. Bâzıları: «Bunların ikisi de bir mânâya gelir. Ve ikisi de tükürüklü üfürüktür.» demiş. Ebû Ubeyd tefelde azıcık tükürük şart olduğunu, nefeste ise hiç tükürük bulunmadığını söylemiştir. Bunun aksini iddia edenler de vardır. Ebû Ubeyd: «Ben Âişe'ye, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hasta okurken nasıl üfürdüğünü sordum da : Kuru üzüm yiyen gibi tükürüksüz üfürürdü, cevâbım verdi.» demiştir. Kaadî İyad Tefel denilen ıslak üfürüğün faydası bu rutubet ve heva ile teberrüktür, diyor. İmam Mâlik kendine okursa üfürürmüş. Demirle, tuzla rukye yapmayı ve keza hatem-i Süleyman şeklinde yazmayı şiddetle kerih görürmüş. Zîra bunda sihre benzerlik vardır. Hadîs-i şerîf Kur'ân ve zikirlerle rukye yapmanın müstehab olduğuna delildir. Muavvizât'dan murad ihlâs ile ondan sonra gelen Felâk ve Nâs sûreleridir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bunları okuması her kötülükten Allah'a sığınmayı tazammun ettikleri içindir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 4 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.