

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhârî ile Nesâî «Kitahu't-Ttb»'da; Ebû Dâvud Cenâiz bahsinde tahric etmişlerdir. Hz. Ömer'in Şam seyahati bir rivayette Hicretin on yedinci, diğer rivayete göre on sekizinci yılındadır. Bundan maksadı halkın umumî ahvâlini ve âmirlerle memurları teftiş idi. Bundan önce on altı tarihinde Hz. Ebû Ubeyde Beyt-i Makdis'i muhasara ettiği vakit de teftişe çıkmış, Kudüslüler sulhu onunla yapacaklarını söylemişlerdi. Serğ: Şam'ın Hicaz'a giden yolu üzerinde bir köydür. Hz. Ebû Ubeyde'nin fethettiği bir kasaba olduğunu söyleyenler de vardır. Medîne'ye on üç konak mesafededir. Tebûk yakınlarında olduğu söylenir. Hadîsin Buhâri rivayetinde Ehlü'l-Ecnâd yerine Ümerâü'l-Ecnâd denilmiştir. Şu halde ordu kumandanları mânâsına gelen bu terkibden murad Ebû Ubeyde b. Cerrah ile arkadaşları Hâlid b. Velîd'e, Yezid b. Ebi Süfyan, Şurahbil b. Hasene ve Amr b. Âs'dır. Hz. Ebû Bekr memleketi bu zevat arasında taksim etmiş. Harb işlerini Hz. Hâlid'e vermişti. Bilâhere Ömer (Radiyallahu anh) bu işi ondan alarak Hz. Ebû Ubeyde'ye tevdî etmiştir. Ecnâd tâbirinden murâd Şâm'ın beş nâhiyesidir. Bunlar Filistin, Ürdün, Hums, Kınnısrin ve Dimeşk'dir. Serğ'da Hz. Ömer'e haber verilen veba. Amvas Taunu nâmıyla ma'rufdur. İslâm'da zuhur eden ilk taun budur. Bu taundan Şam'da otuz bin kişinin telef olduğu rivayet edilir. Hadîsteki ilk muhacirlerden murad iki kıbleye karşı namaz kılanlardır. Bunlar kıblenin Mescid-i Aksa olduğu devre yetişmiş, sonra Kabe'ye çevrildiğini de görmüş insanlardır. Fetih Muhacirleri ile ya Mekke fethedildiği sene Medine'ye hicret edenler, yahut o yıl müsliman olanlar kastedilmiştir. Bundan murad; Mekke'nin fethinden sonra hicret edenler de olabilir. Gerçi fetihden sonra hicretin hükmü kalmamışsa da şeklen Mekke 'den ayrılıp, Medine ve göçmek de bir hicrettir. Görülüyor ki Hz. Ömer istişare için çağırdıklarını fazilet ve rütbelerine göre sıraya koymuştur. İstişare neticesinde geri dönmeyi teklif edenler çok olduğu ve teklifleri ihtiyata daha muvafık bulunduğu için kabul etmiştir. Zâten kendi ictihadı da bu idi. Hz. Abdurrahman'ın hadîsini işitince Allah'a hamd-ü senada bulunması, içtihadı hadis-i şerife uyduğu içindir. Nevevî diyor ki : «Müslim’in Hz. Ömer ancak ve ancak Abdurrahman'ın hadîsinden dolayı geri dönmüştür. Sözüne gelince: ihtimal ki Salim, Hz. Ömer'in daha önceden geri dönmek azminde olduğunu duymamıştır. Bu sözden Hz. Ömer ancak Abdurrahman'ın hadîsini dinledikten sonra döndü mânâsı da kastedilmiş olabilir.» Hz. Ömer'in Ebû Ubeyde'ye verdiği cevâbın iki veche ihtimâli vardır. Birinci veçhe göre : «Bu sözü senden başkası söyleseydi yâ Ebâ Ubeyde, onu te'dîb ederdim. Çünkü ekseriyetin bana uyduğu ictihadî bir meselede bana itiraz ediyorsun.» demektir. İkinci veçhe göre: Bu sözü senden başkası söyleseydi şaşmazdım, ama bunca ilim ve fazilet sahibi olduğun halde senin söylemiş olmana şaşarım, manasınadır. Hz. Ömer bundan sonra Ebû Ubeyde'ye sahih olduğunda kimsenin şüphe edemiyeceği kıyası-celî delili ile cevap vermiştir. Bu cevâbın mânâsı geri dönmek mukadderi değiştirir demek değildir. Ondan maksat Allah'ın ihtiyatla emrettiğini, helak sebeplerinden kaçınmak lâzım geldiğini göstermektedir. Yoksa her şey Allah'ın kaza ve kaderiyle olur. Ömer (Radiyallahu anh): «Allah beni bu insanların başına getirmiştir. Binâenaleyh onlar hakkında ihtiyatlı hareket etmem gerekir. İhtiyatı bırakırsam acze nispet edilir. Ve cezaya müstehak olurum.» demek istemiştir. Hâsılı Hz. Ömer her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğunu, bunda dönmenin ve dönmemenin de dahil bulunduğunu, bununla beraber ihtiyata riayet gerektiğini anlatmak istemiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.