

Tahric: Yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 16224 DAVUDOĞLU ŞERHİ
NEVEVİ ŞERHİ (666-672): Bu babta (666) "bir adam Aişe'ye misafir olmuştu ... " Diğer rivayette (667): "Ben onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden ovalardım."; Öbür (670) rivayette: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meniyi yıkardı. Sonra ... " Diğer rivayette (672) ise Aişe (r.anha)'nın "elbiseleri üzerinde iken ihtilam olan kişiye ... " dedi, hadisleri yer almaktadır. İlim adamları Ademoğlunun menisinin temizliği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Malik ve Ebu Hanife necis olduğu kanaatindedirler. Ancak Ebu Hanife eğer kuru ise onu ovalamak temizlenmesi için yeterlidir, demektedir. (3/197) İmam Ahmed' den gelen bir rivayette böyledir. Malik ise: İster yaş, ister kuru olsun onu yıkamak zorunludur demektedir. Leys ise: O necistir ama ondan dolayı namaz iade edilmez. Hasan-ı Basri: Elbisedeki meniden dolayı çok dahi olsa namaz iade edilmez ama vücuttaki meniden dolayı az dahi olsa iade edilir, demiştir. Pek çok kimse ise meninin temiz olduğu kanaatindedir. Bu kanaat Ali b. Ebi Talib, Sa'd b. Ebi Vakkas, İbn Ömer, Aişe, Davud ve iki rivayetten daha sahih olanında Ahmed' den nakledilmiştir. Şafii ve hadis ashabının görüşü de budur. Onun temiz olduğunu imam Şafii'nin (yüce Allah'ın rahmeti ona) tek başına söylediği izlenimini veren kimseler yanlış yapmışlardır. Meninin necis olduğunu söyleyenlerin delili yıkanması ile ilgili rivayettir. Temiz olduğunu söyleyenlerin delili ise ovalanması ile ilgili rivayettir. Çünkü necis olsaydı kan ve benzeri diğer necasetler gibi onu ovalamak yeterli olmazdı. Bu kanaate sahip olanlar: Yıkanması ile ilgili rivayetler yıkamanın müstehap olduğu, pislikten korunmak ve temizliği tercih etmek anlamında olduğu şeklinde yorumlanır, demişlerdir. Allah en iyi bilendir. İnsanOğlunun menisinin hükmü işte budur ama bizim şaz ve zayıf bir görüşümüz de vardır. Buna göre erkeğin menisi necis olmamakla birlikte, kadının menisi necistir. Bundan daha da şaz görüş ise hem kadının, hem erkeğin menisinin necis olduğudur. Doğrusu her ikisinin de temiz olduğudur. Temiz (tahir) olan meninin yenilmesi helal olur mu? Bu hususta iki görüş vardır. Güçlü olan helal olmadığıdır; çünkü meni iğrenç bir şeydir. Bu sebeple o da bize haram kılınmış pislikler arasına girer. Ademoğlu dışında diğer canlıların menisine gelince, bunlar arasında köpek, domuz, ikisinden birisinden ve temiz bir hayvandan doğanların menisine gelince, necis olduğunda görüş ayrılığı yoktur. Bunların dışındaki hayvanların menisinde ise üç görüş vardır. En sahih görüşe göre eti yensin yenmesin hepsinin temiz olduğudur, ikincisi ise necis olduklarıdır, üçüncüsü ise eti yenen hayvanların menisi temizdir, bunların dışındaki hayvanların menisi ise necistir. Allah en iyi bilendir. Bu babtaki lafızlara gelince (666) "Halid b. Abdullah, Halid'den, o Ebu Ma'şer'den." Adı Ziyad b. Kuleyb et-Temimi el-Hanzal1 el-Kufl'dir. Birinci Halid ise el-Vasıtl et-Tahhan olarak bilinir. İkinci Halid de Halid el-Hazza olup, adı Halid b. Mihran Ebu'l-Münazil el-Basri' dir. (672) "Bir şey görmüş olsaydın onu yıkar mıydın?" sorusu bir inkar (yapılanı reddetme) anlamında bir sorudur. Yani sen onu yıkanmasının vacip olduğuna inanarak yıkar mıydın? Bunu nasıl yaparsın? Halbuki ben bunu kuru iken tırnağımla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden kazırdım. Eğer necis olsaydı Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu bırakmaz ve tırnakla kazınmasıyla yetinmezdi, demektir. Allah en iyi bilendir. İlim adamlarından bir topluluk bu hadisi kadının fercinin ıslaklığının temiz olduğuna delil göstermişlerdir. Ancak bu hususta hem bizim mezhebimizde, hem başkalarının mezhebinde görüş ayrılığı vardır. Daha kuwetli görünen bunun temiz olduğudur. Bu hadisi delil gösterenler şöyle derler: İhtilam olmak, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında imkansız bir şeydir; çünkü ihtilam şeytan ın uyuyan ile oynamasının bir türüdür. Dolayısıyla Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elbisesindeki meni ancak cimadan dolayı olabilir. (3/198) Bu ise meninin fercin nemine isabet ettiği bir yerin üzerinden geçmesini de gerektirmektedir. Eğer o nem necis olsaydı ondan dolayı meninin de necis olması sözkonusu olur ve onu elbisesinde bırakmaz, ovalamakla yetinmezdi. Kadının fercinin rutubetinin necis olduğunu söyleyenler ise, buna iki şekilde cevap vermişlerdir: 1- Bazılarının verdiği cevaba göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ihtilam olmasının imkansız olması ve ihtilamın şeytan ın oynamasından kaynaklanması doğru değildir. Aksine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında da ihtilam olmak caizdir ve bu şeytan ın oynaması türünden sayıImaz. Aksine ihtiIam meninin artan kısmının taşmasıdır, o herhangi bir vakitte çıkar. 2- İkinci cevap, elbisesindeki meni cimadan önceki hareketler neticesinde ortaya çıkmış ve onun bir kısmı elbisenin üzerine düşmüş oIabilir. Bu durumda eIbisenin üzerinde fercin rutubetine bulaşmış olan meninin varlığı sözkonusu olmaz. AlIah en iyi bilendir.
NOLU HADİSLERİN ŞERHİ: Bu hadîsi Buhari Taharet bahsinde muhtelif lafızlarla muhtelif ravîlerden tahriç ettiği gibi Ebu Davud, Tirmizî, Nesaî ve İbni Mace 'de aynı bahiste onu muhtelif ravilerden tahriç etmişlerdir. Hadis-i Şerif muhtelif rivayetleri ile insan menisinin hükmünü bildirmektedir. Bu babta ulema ihtilaf etmişlerdir. Hanefilerle İmam-r Malik'e göre menî necistir. Yalnız İmam-ı A'zam'a göre kuru olursa onu temizlemek için elbiseyi ovalamak kafidir. Bir rivayette İmam-ı Ahmed in kavlide budur. İmam-ı Malike göre yaş olsun kuru olsun mutlaka yıkamak lazımdır. İmam Leys b. Sa'd'a göre menî necis isede ondan dolayı namazı iade lazım gelmez. Hasan b. Hay'ya göre dahi menî necistir. Lakin elbiseye bulaşan menî çok bile olsa namazı iade etmek lazım değildir. Vücuda bulaşırsa az bile olsa namazı iade lazım gelir. Şafiî'ler'e göre menî temizdir. Bu kavil ashab-ı kiramdan Ali b. Ebî Talib, Sa'd b. Ebi Vakkas, Abdullah b. Ömer ve Aişe (R.A.) ile Davud-u Zahirî 'den rivayet edilmiştir. Esah olan rivayete göre İmam-ı Ahmed b. Hanbel'in mezhebi de budur. Meninin necasetine kail olanlar onun yıkandığını bildiren rivayetlerle istidlal ettikleri gibi, temizliğine kail olanlar da ovalamakla iktifa edildiğini gösteren rivayetlerle istidlal ederler. Tahavî bu hadîsi on dört tarîkten rivayet etmiş ve menî temizdir diyenlere şöyle cevap vermiştir: «Muhaliflerimiz diyorki: «Bu hadislerde size hüccet olarak bir şey yoktur. Çünkü bunlar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in uyku esnasında giydiği elbiseler hakkında varid olmuşlardır. Namaz kıldığı elbiseler hakkında onlarda bir şey yoktur.» Halbuki kazurat bevl ve kan gibi necasetler bulaşmış elbise içinde uyumak bize görede caizdir. Fakat onların içinde namaz caiz değildir. Menî'nin hükmüde öyle olabilir. Şayet biz bu gibi pis elbiselerin içinde uyumak caiz değildir, Demiş olsaydık o zaman bu hadis bizim aleyhimize delil olurdu. Madem ki necis elbise içinde uyumayı biz de mubah görürüyor ve sizin bu hususda Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den rivayet ettiğimiz hadislere uyuyor sonrada böyle elbise içinde namaz kılınmaz diyoruz o halde bu habta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet olunan hiç bir hadise muhalefet etmiyoruz demektir. Şüphesiz ki Aişe (R.A.)'dan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı elbisesinden menîyi yıkadığı rivayet olunmuştur. Bize Yunus'un Yahya b. Hassan'dan, onun da Abdullah b. Mübarek ile Bişr b. El-Mufaddal 'dan, onların da Amr b. Meymun'dan, onun da Süleyman b. Yesar 'dan onunda Aişe (R.A.) dan rivayet ettiği bir hadiste Aişe: «Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elbisesinden meniyi yıkardım. Müteakiben namaza çıkar elbisesinde suyun lekeleri belli olurdu» demiştir. Bu hadisin isnadı Müslim'in şartına göre sahihtir. Aynı hadisi bir çok muhaddisler tahriç etmişlerdir. Görülüyor ki Aişe (R.A.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı elbisesinden menîyi yıkarmış. Namaz kılmadığı elbisesinden de onu ovalamak sureti ile çıkarırmış..» Bazıları meninin yıkanmasını icap eden hadislerle ovalanmasını icab eden hadislerin arasını bulmaya kalkmış menî temizdir diyenlere göre onu yıkamayı ifade eden rivayetler temizlik için yıkamanın müstahab olduğuna; meninin pisliğini ifade eden rivayetler yaş meninin yıkanmasına haml olunur demişlersede Aynî buna itiraz ederek şunları söylemiştir. «İki hadis arasında tearuz bulunduğunu iddia eden kimdir ki; onların arasını bulmaya hacet kalsın, biz bu babtaki hadislerin aralarında tearuz bulunduğunu asla kabul etmiyoruz. Bilakis yıkamayı bildiren hadis meninin pis olduğuna delalet eder. Buna kıyasen kuru meniyi de yıkamak îcab ederdi. Lakin ovalamayı bildiren hadîs onu tahsis etmiştir. Binaenaleyh hadislerin arasını bulmağa kalkışan zatın: «Yıkamak temizlik için müstahab olduğuna haml edilir.» demesi boş sözdür. Şeriatta varid olan emirlerin derecelerini bilmeyenlerin sözüdür. Emrin en yüksek dercesi vücüb en aşağı dereceside ibaha ifade eder. Burada ikinci şıkka imkan yoktur. Çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç bir zaman meniyi elbiselerinde bırakmamıştır. Ondan sonra gelen sahabe-i kiramın icraatı da budur. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in bir şey'i bırakmadan yapmaya devam etmesi münakaşa götürmez şekilde vücube delalet eder, birde kelamda kaide: Mutlak kemaline munsarif olmaktır. Bir söz mutlak söylenirse delalet ettiği mananın kemaline haml olunur. Yalnız başka manaya geldiğine bir karine bulunursa o karineye göre hüküm verilir. Usul ulemasının: «Karinelerden mücerred mutlak emir vücüb iade eder» sözlerinin manası budur. Aynî sözüne devamla bazı mukadder suallere cevap vermiş ez cümle şöyle demiştir: «Eğer menî Nebilerin ve evliyaullahın aslıdır. Binaenaleyh temiz olması icab eder; dersen bende derim ki: Menî Nemrut, Firavun, Haman ve saire gibi düşmanların da aslıdır. Şunu'da söyleyeyim ki kan pıhtısı insana meniden daha yakındır. O da Nebian-ı Zişan Hazeratının aslıdır. Bununla beraber ona temiz deyen yoktur.» Nevevî diyorki; «İnsan menisinin hükmü budur. Bizim bu babta şaz ve zaif bir kavlimiz vardır: Kadının menisi pis, erkeğin menisi temizdir., deriz. Bundan daha şazz olmak üzerede erkek ve kadının menileri necîstir, demişizdir. Doğrusu bunların ikiside temizdirler. Acaba temiz olan bu meniyi yemek de caiz midir?. Bu babta ulemamızdan iki kavil vardır. Bunların makbul olanına göre meniyi yemek helal değildir. Çünkü menî iğrençtir. Bize haram kılınan habais cümlesine dahildir. Hayvanata gelince; köpek, Domuz ve onların menisinden doğan hayvanların menîsi hilafsız necistir, geri kalan hayvanların menisi hakkında üç kavil vardır. Bunların esah olanına göre eti yensin yenmesin bu hayvanların mneisi temizdir. İkinci kavle göre necistir. Üçüncü kavle göre ise; eti yenilenlerin menisi temiz, yenmeyenlerin menisi necistir...» Hadîsin muhtelif rivayetleri birbirini tefsir etmişdir. Bunların Mecmuundan anlaşıldığına göre ilk rivayetde ismi zikredilmeden Hz. Aişe (R.A.)'ya misafir olduğu bildirilen zat Abdullah b. Şihab el'Havlanî 'dir. Bu zat tabiinden olup Kufelidir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanına eriştiği fakat onu göremediği rivayet olunur.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.