

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsin Ebû Hureyre rivayetini Buhârî «Kitâbu'd-Deavât» ile «Kitâbu'l-Kader»'de; Nesâî «Kitâbu'l-İstiâze.'de tahric etmişlerdir. Cehd: Meşakkat ve baş sıkısı demektir. İnsanın kendinden defetmeye gücü yetmeyen meşakkate cehdü'l-belâ derler. Hz. Abdullah İbni Ömer'in Cehdü'l-belâ'yı malın azlığı, evlâdın çokluğudur diye tefsir ettiği rivayet olunur. Şekavet, saadetin zıddıdır. Şiddet ve güçlük demektir. İbni Battal şekâvetin dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki kısma ayrıldığını, kötü hükmün dahi nefis, mal, aile, son nefes ve âhiret umuruna şâmil olduğunu söylemiştir. Kaza, hüküm demek ise de, burada hakkında hüküm verilen şey manasınadır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu duasını dahi ümmetine ta'lim için yapmıştır. Hadîs-i şerîf son derece cemiyetli dir. Çünkü kötü bir şey ya mebde yahut nihayet itibariyle düşünülebilir Mebde itibariyle tasavvur olunan kötülük, hükmün yâni hakkında ezelde takdir buyurulan şeylerin kötü olmasıdır. Nihayet yâni âhiret hususund; tasavvur edilen kötülük ise hakikî şekavettir. Kötülük bir de hayat hususunda tasavvur olunabilir. Bu ya başkalarından gelir ki, düşmanlar ketülük geldi diye sevinir, gülerler. Yahut insana kendinden gelir. Bu Cehdü'l-belâ'dır. Tam olan kelimelerden murad; bazılarına göre noksanı ve kusuru olmayan kelimelerdir. Bir takımları bunun şifalı kelimeler demek olduğunu söylemiş, bazıları da bundan maksad Kur'ân'dır demişlerdir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.