

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Kitâbu'l-Hudud»'da tahric etmiştir. Buradaki hadden murad; recm ve dayak gibi şer'an muayyen olan cezalar değil, ta'zirdir. Gelen zat: — Ben ta'ziri icabeden bir günah işledim. Bu hususta bana ne ceza münasib görürsen ver! demek istemiştir. Ta'zir: Evvelce de beyân ettiğimiz gibi, şer'an mikdârı belli olmayıp, hâkimin re'yirıe bırakılan cezadır. En hafif şekli, sert bakmak ve azarlamaktır. Bu ceza suçuna göre yüksele yüksele tâ idama kadar varabilir. Gelen zât'ın küçük günah işlediği namazının günahına keffâret olmasından bellidir. Büyük günah işlemiş olsa, namazla sakıt olmazdı. Ulemâ şer'î haddi icâb edecek bir günahın cezası namazla sakıt olmayacağına ittifak etmişlerdir. Bazıları bu zatın ikrar ettiği haddin, şer'i had olduğunu söylemiş; «Adam suçunu tafsilatıyla anlatmadığı için kendisine had vurulmamış Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de setr cihetini tercih ederek soruşturmamış, bilâkis haddin tatbikini gerektiren ikrar ve itirafından dönmesini telkin buyurmayı müstehab saymıştır.» demişlerdir. Hadîsin sonunda râvi şekketmiş, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in haddini mi yoksa günahını mı bağışladı dediğini kestirememiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.