

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Kitâbu'l-Enbiya» ile «Kitâbu't-Tevbe»'de; İbni Mace «Kitabu'd-Diyât»'da tahric etmişlerdir. Râhib : Korkan ve ibâdet eden, demektir. Bu kelime Hıristiyanların papazlarına ıtlak olunur. Bâzıları hadîs-i şerif deki bu vak'anın Hz. İsa göğe çekildikten sonra vuku bulduğuna işaret görmüş : «Çünkü râhibliği Hz. îsâ'dan sonra ona tâbi olanlar icâd etmiştir, demişlerdir. Hadîs-i şerîf, kasden insan öldüren bir kimsenin tevbesi kabul edileceğini bildirmektedir. Nevevî diyor ki: «Ehl-i ilmin mezhebi budur. Ulema kasden insan öldüren katilin tevbesi sahih olduğuna icma etmişlerdir. Bu hususta onlara yalnız İbni Abbas muhalefet etmiştir. Gerçi selef’den bazılarının bu mes'elede ihtilaf’a düştükleri nakledilmişse de katilin tevbesi sahih değildir diyenin muradı, onu tevbe’ye sebep olan katl'den men etmektir. Yoksa tevbesinin bâtıl olduğunu itikad etmemiştir.» Bizden önce geçmiş milletlere ait olan bu hadîs’in bizim için delil teşkil etmesi büyük bir kaideye mebnîdir. Kaide şudur: Biz’den öncekilerin şeriatı bizim için de şeriatdır. Şu şartla ki bu şeriat haberlerini Kur’an yada sünnet bize haber versin ve haberin sonunda reddetmesin. Burada da Benî İsrail'den bir katilin tevbesi kabul edildiğini bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hikaye etmiş, red ve inkarda da bulunmamış, yani; bu size caiz değildir, dememiştir. Bu da böylece katilin tevbesi hakkında bize delil olur. Vakıa kasden bir mu'min öldüren şahsın cezası ebedî cehennem olduğu nass-ı Kur'an'la bildirilmiştir. Fakat bundan murad; bu cezayı hak etmesidir. Hanefî'lere göre bu ayetteki ebediyetten murad; uzun müddet cehennemde kalmaktır. Bazıları ayet-i kerîme'nin katli helal itikad edenler hakkmda olduğunu, bir takımları da muayyen bir adam hakkında indiğini söylerler. Nevevî'ye göre âyet-i kerîme'den murad; katilin cehennemi haketmesidir. Bu cezayı infaz edip etmemek Allah Teâlâ'ya kalmış bir işdir. Dilerse ceza verir, dilerse affeder. Fakat katil bir müslümanı haksız yere Öldürür de, bunu helâl itikad ederse, kâfir ve mürted olur. Hadîs-i şerîf, günah işleyen kimsenin o yerden ayrılıp başka yere gitmesinin ve iyi insanlarla düşüp kalkmasının müstehab olduğuna delildir. Meleklerin iki şehir arasındaki mesafeyi ölçmeleri ve insan kıyafetindeki meleği hakem tayin etmeleri Allah'ın emriyle olduğuna hamledilmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.