

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu rivayetleri Buhârî «Kitâbu't-Tefsir» ile «Kitâbu'l-Eyman ve Nüzûr»'da; Enes rivayetini Tirmizî «Kitâbu't-Tefsir»'de; Nesâî «Kitâbu'n-Nuût»'da muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Cennetle Cehennemin münâkaşa ve muhasemesi hakkında Nevevi şunları söylemiştir : «Bu hadîs zahir mânâsı üzeredir. Allah Teâlâ cennetle cehenneme temyiz halketmiş, bu sayede idrak sahibi olmuşlar ve birbirleriyle muhasamede bulunmuşlardır. Ama bundan onların daimî surette akil ve temyiz sahibi olmaları lâzım gelmez.» Maamafih bu münakaşanın lisânı hal ile yapılmış olması da muhtemeldir. Bu hadisin otuz altı nolu rivâyetindeki «gırratuhum» tâbiri «garesühum» ve «acezetühüm» şekillerinde de rivayet olunmuştur. Garez; Açlık, demektir, Acede de: Âcizin cemidir. Fakat en meşhur rivayeti «gırra»'dır. Bundan murad; gafil takımı yâni; sünneti iyi anlamayan avâmdır. Bunlar saf oldukları için aralarına fitne ve bid'at girmez. İmanları sabit, inançları sağlamdır. Mü'minlerin ekserisi bunlardandır. Cennetliklerin ekserisi de bunlardan olacaktır. Arif ve Salih ulemânın adedi azdır. Onların dereceleri yüksek olacaktır. Kat yahut katı bana yeter mânâsına ism-i fiildir. Bu hadîsler sıfat hadîslerinin meşhurlarındandır. Evvelce de îzah ettiğimiz vecihle ulemâ bu hususta mûfevvi'da ve müevvile olmak üzere iki mezhebe ayrılmışlardır. Müfevvida tefvîzciler yâni; bu gibi hadîslerin mânâlarını Allah'a havale eyleyenlerdir. Selefin cumhuru bu mezhebde idi. Onlar kelimenin hak olduğuna iman eder, mânâsını Allah'a bırakırlardı. Çünkü kelimenin zahirî mânâsı Allah Teâlâ hakkında müstehıl yâni; imkânsızdır. Müevvile te'vilcilerdir. Cumhuru Mütekelliminin mezhebi budur. Bunlar Allah Teâlâ hakkında vârid olan el ve ayak gibi aza isimleri hakkında ihtilâf etmişlerdir. Bazıları bu hadîslerde geçen ayak tâbirinden mütekaddim mânâsı kastedildiğini söylemişlerdir. Arabçada bu mânâ geçerlidir. Hadîsden murad; Allah cehennemin üzerine cehennemliklerden bazılarını koyar, demektir. Bir takımları buradaki ayaktan bazı kulalrın ayağı kastedildiğini ileri sürmüşlerdir. Buna göre mânâ: Allah cehennemin üzerine bazı kullarının ayağını koyar, demek olur. Kademin bir mahlûk ismi olduğunu söyleyenler olduğu gibi, yer ismi olduğunu söyleyenler de vardır. Hatta bazıları kadem kelimesini kudumdan alarak ona takdim mânâsını vermişlerdir. Bu takdirde hadîsin mânâsı: Allah cehennemin üzerine kulun azab için takdim ettiği şeyleri koyar, demek olur. Ayak koymaktan murad; yeter artık mânâsına geldiğini söyleyenler de olmuştur. Kaadî iyâd diyor ki: «Bu te'villerin en güzeli kadem kelimesinden cehennemi haketmiş bir kavm murad edilmiş olmasıdır. Kelimeyi zahirî mânâsına almamak mutlaka lâzımdır. Çünkü Allah Teâlâ hakkında aza imkânsızdır, bu husasta kati delil vardır. Allah Teâlâ'nın cennet için yeniden kullar yaratması Ehl-i Sünnet'in delillerindendir. Onlara göre sevab vermek, amele bağlı değildir. O, Allah'ın bir lûtf-u ihsanıdır. Bu hadîsde de cennette yaratılan kullara hiç bir amelleri olmadığı halde sevab verileceği bildirilmektedir. Nitekim küçükken ölenlerle delilerin hâli de böyledir. Bunların hiç bir ameli olmadığı halde, cennete girecek Allah Teâlâ'nın fadl-u rahmetine nail olacaklardır. Bu hadîsler cennetin pek büyük olduğuna da delildirler. Filhakika sahîh bir hadîsde cennette bir kişiye dünya kadar yer verileceği, dünyanın on misli kadar da ziyâdesi ihsan edileceği ve yine de yeni yaratılacaklar için boş yer kalacağı bildirilmiştir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.