

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu Hadîsi Buhârî «Kitabu'l Ezan» da muhtelif râvîlerden Nesaîde (Kitâbu's-Salât) 'da Süveyd b. Nasr'dan tahrîc etmişlerdir. Rüku'da el kaldırma meselesini anlatırken; «Rüku etmek istediği zaman» ifadesini kullanması, rüku'dan doğrulurken onu kullanmaması el kaldırmanın ne zaman yapılacağına işaret içindir. Çünkü Rüku' için evvelâ eller kaldırılır, ondan sonra rüku'a varılır. Rüku'dan doğrulurken eller evvelâ değil, doğrulmakla beraber kaldırılır. Bu hadîsi Nâfî' dahî Abdullah b. Ömer'den rivayet etmiştir. Bir rivayette; «İki rekât kılarak kalktığı zaman ellerini kaldırırdı» denilmiştir. Mezkur hadîsi on kişi rivayet etmiştir. Bunlar İmâm Mâlik,Yunus, Şuayb, İbni Ebî Hamza îbni Cüreyc, Süfyan İbni Uyeyne, Ukayl, Zebîdî, Ma'mer ve Abdullah b. Ömer (R.A.) dır. İmam Mâlik'den onu bir cemâat rivayet etmiştir. Yahya b. Yahya el-Endelusî 'nin rivayetinde rüku'a giderken el kaldırma zikredilmemiştir. Bu hususta ona birçok kimseler tâbi olmuştur. Ravilerden yirmisi rüku'a giderken el kaldırmayı zikretmişlerdir. Bu hadîs Salim b. Abdillâh'ın İbni Ömer (R.A.)'ya ref ederek rivayet ettiği dört hadîsten biridir. Salim, İbni Ömer'in rüku'a giderken bilfiil el kaldırdığını da rivayet etmiştir. Hadîsin bu rivayetinde yalnız tesmi zikredilmiş, tahmîd'den bahsedilmemiştir. Onun râvî tarafından ıskat edildiği anlaşılıyor. Tesmî' [Semi' Allahu limen Hamide] demektir. Tahmid ise [Rabbena lekel hamd ] dir. Kirmani tesmî'deki «Limen» kelimesinin «Bimen» şeklinde kullanılacağını iddia etmiştir. Fakat bu iddia doğru değildir. Çünkü cümlenin mânâsı: «Allah, hamdi hamdeden için işitir; yani hamdedenin hamdini kabul eder» demektir. Cümlede mecaz vardır. Sebep zikredilmiş, müsebbeb murâd olunmuştur. Zira işitmek sebep, kabul etmek müsebbebtir. Çok defa; Hükümdar filânın sözünü işitti, derler. Bundan onun ricasını kabul etti mânasını kastederler. Filân filânın sözünü işitmedi demek, onun sözünü kabul etmedi mânâsına alınır. [Rabbena ve lekel hamd] Cümlesi şeklinde yani atıf harflerinden (vav) ile dahi rivayet edilmiştir. Bu sebeple ulemâdan bazıları cümlenin (vav) ile okunacağını tercih etmişlerdir. el-Muhît» nâm eserde tahmîd cümlesinin (vav) sız okunmasının efdal olduğu beyân edilmiştir. Zîra cümlenin mânası; «Yârabbî sana hamdettik, hamd sana mahsustur» takdirindedir. Bu suretle Allah'a hamd tekrar edilmiş olur. Ancak «Rabbena cümlesi yukarıya bağlı değildir. Bu cümle imama uyanların, üst tarafindaki ise imamın sözüdür. Çünkü hadîsin bir rivayetinde «îmam [Semi' Allahu limen Hamide] dediği vakit siz de [Rabbena ve lekel hamd] deyin buyurulmuştur. Binâenaleyh «Rabbena cümlesi söz başı, hamd cümlesi de onun hali olur. Mânâ şudur: Yaptığım hamd başkasına değil, yalnız sana mahsus olduğu halde sana dua ederim. Hamd cümlesini dua cümlesi üzerine atfetmek caiz değildir. Çünkü cümlelerden biri ihbârî, diğeri inşâîdir. Bu konuda ileriki hadîslerde de îzâhat verilecektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.