Abdülazîz b. Ebî Hâzim

Ebû · 8. tabaka

Abdülazîz b. Ebû Hâzim (Seleme) b. Dînâr

Doğumh. 107
Vefath. 184 · Medine
KünyeEbû
Nisbeel-Medenî, el-Mahzûmî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka8. tabaka

Ailesi

Babası
Abu Hazim, Salma bin Dinar

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Bize Kuteybe b. Said tahdis etti. Bize Yakub -b. Abdurrahman el-Kari- tahdis etti. (H) Bize Ebu'l-Ahvas Muhammed b. Hayyan da tahdis etti. Bize İbn Ebu Hazim tahdis etti. (Yakup ile birlikte) her ikisi Suheyl b. Ebu Salih'ten, o babasından, o Ebu Hureyre'den rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bize karşı silah taşıyan bizden değildir, bizi aldatan bizden değildir" buyurdu.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Süheyl b. Ebû Sâlih ← babası ← Ebû Hureyre
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Hayyân ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Süheyl b. Ebû Sâlih ← babası ← Ebû Hureyre
Bize Kuteybetü'bnü Said rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz yani İbni Ebî Hazim, Ebu Hazim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti ki Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: ''Andolsun cennete ümmetimden yetmiş bin kişi yahut yedi yüz bin kişi -(ravi) Ebu Hazim (Sehl'in) hangisini söylediğini bilmiyor- birbirine tutunmuş biri diğerinin elini tuttuğu halde cennete gireceklerdir. Onların sonuncuları girmeden ilkieri de girmeyecektir, yüzleri de ondördündeki ay suretinde olacaktır. "
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz (yani ibni Ebî Hâzim) rivayet etti. Yine Kuteybe Dediki: Bize Yâ'kup- ki bu zât ibn-i Abdirrahman el-Kâarî'dir- rivayet etti. Abdülâziz ile Yâ'kub'un ikisi birden Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sâd'dan naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulunmuşlar. (Yalnız) onların rivayetlerinde: «Ebu Bekir ellerini kaldırarak Allah'a hamd etti. Ve tâ birinci saff'a duruncaya kadar arkasına doğru geri geri gitti.» ifadesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bana Yâkub b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize ibn-i Ebî Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Sehl b. Sa'd Es-Sâidi'den rivayet etti. Demiş ki: Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namaz kıldığı yerle duvar arasında bir koyun geçecek kadar yer vardı.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ya'kûb b. İbrâhîm ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babam ← Sehl b. Sa'd
Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybetü'bnü Saîd ikisi birden Abdülâzîz'den rivayet ettiler. Yahya Dediki: Bize Abdülâziz b. Ebî Hazim, babasından naklen haber verdiki: Minberin hangi ağacdan yapıldığında ihtilâf eden bâzı kimseler Sehl b. Sa'd'a gelerek sormuşlar. Sehl: «Vallahi ben onun neden yapıldığını ve kimin yaptığını bilirim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onun üzerine oturduğu ilk günüde gördüm. (Râvî denmiş ki) Ben kendisine: Ya Ebâ Abbas Bize anlatsana! dedim. Şunları söyledi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir kadına haber gönderdi (Ebu Hazim demişki: Sehl o zaman bu kadının ismini söylemişti) (Buyurdu ki) : «Marangoz olan kölene bak da benim için basamaklar yapsın; onların üzerinde halka hitâb edeyim!» Bunun üzerine o köle şu üç basamağı yaptı. Sonra ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların nereye konacağını emretti ve şu yere kondular. Bunlar ılgın ağacından yapılmışlardı. Yemîn ederimki ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minber üzerinde iken ayağa kalkarak tekbîr aldığını, arkasından cemaatın da tekbîr getirdiğini görmüşümdür. Sonra rüku'dan doğruldu ve minberden inerek gerisin geriye gitti ve minberin dibine secde etti. Sonra tekrar minber üzerine avdet etti. Namazını bitirinceye kadar böyle yaptı. Sonra halk'a dönüp: «Ey Nâs! Ben bunu bana uyasınız ve benim namazımı öğrenesiniz diye yaptım.» buyurdular.
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb ile Yahya b. Yahya ve Alîyyü'bnü Hucr rivayet ettiler. Yahya (Bize haber verdi.) tâbirini kullandı; ötekiler: (Bize, Abdülâzîz b. Ebî Hâzim rivayet etti.) dediler. Abdülazîz, babasından, o da Sehl'den naklen rivayet etmiş. Sehl: «Biz ancak cum'a namazından sonra kaylûle yapar; yemek yerdik.» demiş. İbni Hucr: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında...» ifâdesini ziyâde etti.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Bize Abdülaziz b. Ebi Hâzim, babasından, o da Sehlü'bnü Sa'd (Radiyallahu anh) dan naklen haber verdi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «İnsanlar iftarı acele yapmaya devam ettikleri müddetçe hayırla yaşamakta dâimdirler.» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri: Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Bize Kuteybetü'bnu Saîd Es-Sakafî rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub yâni ibni Abdirrahman Eî-Kaarî; Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet eyledi. H. Bize bu hadîsi yine Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz b. Ebî Hâzim babasından, o da Sehi b. Sa'd Es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş : Bir kadın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resulallah! Kendimi sana hibe etmeye geldim; dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına bakarak onu tepeden tırnağa süzdü. Sonra başını eğdi. Kadın kendi hakkında bir hüküm vermediğini görünce oturdu. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bir zât kalkarak : — Yâ Resulallah! Eğer senin bu kadına bir ihtiyacın yoksa, onu benimle evlendiriver! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sende (verecek) bir şey var rm?» diye sordu. O zât: — Yok vallahi ya Resulallah! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sen evine git de bir şey bulabilecek misin bak» buyurdu. Bunun üzerine o zât gitti. Sonra dönerek: — Yok vallahi! Hiç bir şey bulamadım, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Demirden bir yüzük olsun (bulmaya) bak!» dedi. O zât yine gitti. Sonra dönerek; yok vallahi yâ Resulallah! Demirden bir yüzük de bulamadım. Lâkin işte kaftanım (Râvi Sehl malı bir kaftandan ibaretti, demiş). Bunun yarısı kadının olsun, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Senin kaftanını ne yapsın? Onu sen giymiş olsan, kadının üzerinde bir şey kalmıyacak; kadın giyse senin üzerinde ondan bir şey kalmıyacak!» buyurdular. Bunun üzerine o zat oturdu. Bir hayli oturduktan sonra kalktı. Dönüp giderken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu görerek çağrılmasını emir buyurdu. Adamı çağırdılar. Geldiği vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Ezberinde Kur'ân'dan neler var?» diye sordu. O zât: — Filân ve filân sureler ezberimdedir; diyerek (bildiği) sureleri saydı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onları ezberden okuyabilir misin?» dedi. O zât: — Evet! cevâbını verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Haydi git! Kadın sana ezber bildiğin Kur'ân ile temlik olundu.» buyurdular. Bu hadîs ibni Ebî Hâzim'indir. Lâfız itibariyle Yâkub'un rivayeti dahî buna yakındır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni İbni Ebî Hâzim rivayet etti. Kuteybe şunu da söyledi: Bize Ya'kûb yâni İbni Abdirrahmân el-Kaariy rivayet etti. Bu râviierin ikisi de Ebû Hazim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Fâtıme binti Kays'dan naklen rivayet etmişîer ki: Fâtime'yi kocası, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selle/n) zamanında boşamış. Ve kendisine düşük bir nafaka vermiş. Fâtıme bunu görünce : — Vallâhi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bildireceğim!» Şayet benim içîn nafaka varsa işime yarayanı alırım; bana nafaka yoksa ondan hiç bir şey almam!» demiş. Fâtıme şunu söylemiş : — Müteakiben bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e söyledim de : «Sana ne nafaka vardır, ne de mesken!» buyurdular.
Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Ebî Hâzim, babasından rivayet ettiki, babası, Sehl b. Sa'd'a Uhud harbinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaralanması sorulurken işitmiş. Sehl şöyle demiş : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yüzü yaralandı; yan dişi kırıldı ve başındaki miğferi parçalandı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızı Fâtıme kanı yıkıyordu. Aliy b. Ebî Tâlib de kalkanla üzerine su döküyordu. Fâtıme suyun kanı daha fazla akıttığını görünce bir hasır parçası alarak onu kül oluncaya kadar yaktı. Sonra onu yaraya yapıştırdı. Böylelikle kan kesildi.
Rivayet zinciri: Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Bize Abdullah b. Mesleme El-Ka'nebi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Ebî Hâzim, babasından, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş : Biz hendeği kazıyor ve toprağı omuzlarımızda taşıyorken yanımıza Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldi de: «Allahım! Âhiret hayâtından başka hayât yoktur. O halde sen Ensar'la Muhacirlere mağfiret eyle!» buyurdu.
Rivayet zinciri: Müslim ← Abdullah b. Mesleme ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâziz b. Ebî Hâzim, babasından, o da Sehl b. Sa'd Es-Sâıdî'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi! «Kulun Allah yolunda yürüdüğü sabah yürüyüşü dünyâdan ve bütün dünya varlıklarından daha hayırlıdır.» buyurmuşlar.
Rivayet zinciri: Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← babası ← Sehl b. Sa'd
Bize Yahya fa. Yahya Et-Temîmî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz b. Ebî Hâzim, babasından, o da Ba'ce'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den onun şöyle buyurduğunu rivayet etti: «İnsanların en hayırlı yaşayanlarından biri: Allah yolunda atının dizginîn tutup onun sırtında uçan, düşman sesi veya düşmana hücum feryadı işittikçe o at üzerinde uçan, Öldürmeyi ve ölümü, ümîd edilen yerlerinde arayan adamdır. Yahud şu tepelerden bir tepenin üstünde veya şu vadilerden bir vâdînin içinde bir koyun sürücüğünün içinde bulunup namazını kılan, zekatını veren ve eceli gelinceye kadar Rabbına ibâdet eden, insanlara hayırdan başka bîr şey yapmayan kimsedir.»
Bize bu hadisi Kuteybe b. Saîd de, Abdülâzîz b, Ebî Hâzim ile Ya'kûb (yânî İbni Abdirrahmân El-Kaarî) den naklen rivayet etti. Her ikisi Ebû Hâzim'den bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etmişlerdir. O Yahya'nın rivayeti hilâfına: «Ba'ce b. AbdulIâh b. Bedr'den» bir de: «Şu vadilerden bir vâdîde..» demiştir.
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûlaziz (yâni İbn-i Ebî Hâzim) Ebû Hazım'dan, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: Ebû Useyd Es-Sâid-i zifafında ReSûluilah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etti. Karısı o gün hizmetçileri idi. Gelin de girdi. Sehl şöyle demiş: — Biliyor musunuz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne sundu? Onun için geceden bir çanağın içine birkaç hurma ıslattı. Yemeği yeyince kendisine bunu sundu.
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bize Yahya b. Yahyâ rivâyet etti. (Dediki): Bize Abdül Aziz b. Ebî Hazim haber verdi. H. Bize bu hadîsi Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Yâkub, yâni İbn-i Abdirrahman El-Kaarî rivayet etti. Her iki râvi Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*den bu hadîsin mislini rivayet etmişler. Ama «Onu bıraktı» dememişlerdir. Lâkin Yâkub'un rivayetinde: «Onu ona verdi dedi» cümlesi vardır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Yahyâ b. Yahyâ ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bana Süveyd b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Iîizı- Abdu'l-Aziz b. Ebî Hazım babasından, o da Ebû Seleme b. Abdirrnhman'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe şöyle demiş: Cibril (Aleyhisselam) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geleceği bir saat hakkında sözleşmişti. O saat geldi, fakat Cibril gelmedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in elinde bir sopa vardı, onu elinden bıraktı ve: «Ne Allah va'dini bozar, ne de Resulleri!» dedi, Sonra bakındı, bir de ne görsün, sedirinin altında bir köpek eniği! «Yâ Âişe! Bu köpek buraya ne zaman girdi?» diye sordu, Aişe : — Vallahi bilmiyorum! dedi. Hemen enıir vererek köpek çıkarıldı. Arkaciğından Cibril geldi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Benimle sözleştin, ben de seni beklemek için oturdum. Ama gelmedin.» dedi. Bunun üzerine Cibril: «Bana senin evindeki köpek mâni oldu. Siz içinde köpek ve suret bulunan ev'e girmeyiz.» dedi
Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Aziz (yâni İbni Ebi Hâzim) Ebû Hâzim'den, o da Sehl'den naklen rivayet etti. H. Bize yine Kuteybe b. Said rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Yâkub (yâni İbni Abdirrahman) Ebû Hâzim'den rivayet etti. (Demişki): Bana Sehl b. Sa'd haber verdi ki, Hayber günü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu sancağı öyle bir adama vereceğim ki, Allah onun elinde fethi müyesser kılacak. Allah'ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de onu sever.» buyurmuşlar. Sehl demiş ki: Artık insanlar o gece sancağı kime verecek diye konuşarak gecelediler. Sabahlayınca erken erken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vardılar. Her biri sancağın kendine verilmesini umuyordu. Derken Resûlullah (Sallailahu Aleyhi ve Sellem): «Âli b. Ebi Tâlib nerede?» diye sordu. Ashab : — Yâ Resûlallah! O gözlerinden rahatsızdır, dediler. «Hemen ona haber gönderin!» buyurdu. Arkacığından Ali'yi getirdiler. Resûlullah {Sallailahu Aleyhi ve Sellem) onun gözlerine tükürdü ve kendisine dua etti. Ali derhal düzeldi. Hattâ hiç ağrısı yokmuş gibi oldu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sancağı ona verdi. Ali: — Yâ Resûlallah! Onlarla tâ bizim gibi oluncaya kadar mı harbedeceğim? diye sordu. Şöyle buyurdular : «Yavaşça gir. Tâ onların sahasına in, sonra kendilerini İslâm'a davet et! İslâm'da kendilerine vâcib olan Allah hakkını onlara haber ver. Vallahi senin sayende Allah'ın bir adama hidâyet vermesi, senin için kırmızı develerin senin olmasından daha hayırlıdır.»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Ya'kûb b. Abdurrahman el-Kârî ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bize Kuteybe b. Said rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz (yâni İbni Ebi Hâzim) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehi şöyle demiş: Medine'ye Mervan hanedanından bir zât vali tâyin edildi. (Bu zat) Sehl b. Sa'd'i çağırarak Âli'ye sövmesini emretti, Sehl buna razı olmadı. Vali ona : — Madem ki, buna razı olmuyorsun (hiç olmazsa) Allah Ebû't-Türab'a lanet etsin de! dedi. Bunun üzerine Sehl şunu söyledi: — Ali'nin kendince Ebû't-Türab'dan daha sevimli bir ismi yoktu. Bu isimle çağrıldığı vakit gerçekten sevinirdi. Bu sefer vali: — Bize onun kıssasını haber ver! Ona niçin Ebû Turab ismi verildi, dedi. Sehl şunu söyledi : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fâtıme'nin evine geldi de Ali'yi evde bulamadı. Ve (Fâtıme'ye) «Amcan oğlu nerede?» diye sordu. Fâtıma : — Aramızda bir şey oldu. Beni kızdırdı da çıktı (gitti). Yanımda kaylule yapmadı, dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir insana : «Bak şu nerede!» dedi. (Adam gitti.) Geldi ve: — Yâ Resûlallah, o mescidde uyuyor, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onun yanına geldi. Ali uzanmış; örtüsü bir tarafından düşmüş, kendisi topraklanmıştı: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) toprağı ondan silmeye başladı, hem..: «Kalk Eba't-Turabi Kalk Eba't-Türab!» diyordu.
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Abdülazîz b. Ebî Hâzim ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
Bana Amru'n-Nâkıd rivayev etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b, Ebî Hâzim rivayet etti. (Dediki): Bana Hişâm b. Urve, babasından, o da Âişe'den, o da Nebi ISatlallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Bire Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Abdu'l-Aziz b. Ebi Hazim rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Ubeydullah b. Miksem'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde gördüm: «Cebbar (Azze ve Celle) gökleriyle yerlerini iki eliyle tutacak...» buyuruyordu. Sonra Ya'kub'un hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.
Bize Saîd b. Mansûr rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kub b. Abdirrahman ile Abdu'l-Âziz b. Ebî Hâzim, Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet ettiler. (Demişki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular... H. Bize Kuteybe b. Saîd de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ya'kub, Ebû Hâzim'den rivayet etti ki, Sehl'i şöyle derken işitmiş: Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i baş parmakla orta parmak arasındaki «şehadet» parmağı ile işaret ederek : «Benimle kıyamet şöylece olduğu halde gönderildim.» buyururken işittim.