Zeyd b. Vehb

Ebû Süleymân · Muhadram tâbiî, Kûfeli râvi

Vefath. 96
KünyeEbû Süleymân
Nisbeel-Cühenî, el-Kûfî, el-Hemdânî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Ebû Süleyman Zeyd b. Vehb el-Cühenî, Hz. Peygamber hayattayken Müslüman olmuş, onunla görüşmek üzere yola çıkmış, ancak henüz yoldayken Resûlullah vefat ettiği için onu görememiştir. Bu yüzden sahâbî değil, muhadram bir tâbiî sayılır.

Hz. Ömer'in hilâfetinde İran fetihlerine katıldı ve Azerbaycan seferlerinde bulundu. Ardından Kûfe'ye yerleşerek orada yaşayan sahâbîlerden ilim aldı; Kur'an'ı Abdullah b. Mes'ûd'dan okudu. Hz. Osman'ın şehid edilmesinden sonra Hz. Ali'nin ordusuna katıldı ve onunla birlikte Cemel, Sıffîn ve Nehrevân savaşlarında bulundu. Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Mes'ûd, Ebû Zer el-Gıfârî, Huzeyfe b. Yemân, Berâ b. Âzib ve Zeyd b. Erkam'dan rivayette bulundu. Kendisinden A'meş, Abdülazîz b. Rüfey', Habîb b. Ebû Sâbit ve İsmâil b. Ebû Hâlid hadis nakletti. İbn Sa'd onu güvenilir ve çok hadis rivayet eden biri olarak niteler; A'meş de onun rivayetlerini, doğrudan kaynağından işitmiş gibi güvenilir bulurdu.

Kûfe'de vefat etti. İbn Sa'd ölümünü Haccâc'ın Irak valiliği sırasında Deyrülcemâcim savaşından sonraya yerleştirir; bu yüzden h. 83 yılı zikredilse de pek çok kaynakta ölüm tarihi h. 96 / m. 715 olarak geçer.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Sözün kaynağı olduğu hadisler

Zeyd İbn Vehb şöyle demiştir: "Bir gün Huzeyfe rüku ve secdeleri âzâları tam olarak sükun bulacak şekilde yapmayan birisini gördü ve ona şöyle dedi: Sen namaz kılmadın! Eğer bu şekilde ölecek olursan Cenâb-ı Hakk'ın Muhammedi yaratmış olduğu fıtrat dışında bir ölümle ölürsün."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Hafs b. Ömer ← Şu'be b. el-Haccâc ← Süleymân A'meş ← Zeyd b. Vehb
Rivayete göre Zeyd İbn Vehb şöyle demiştir: Rebeze'ye yolum düşmüştü. Orada Ebu Zerr ile karşılaştım. Ona, "Neden böyle bir uzlet hayatı yaşamayı tercih ettin, bunun sebebi nedir?" diye sordum. Bana şöyle cevap verdi: "Ben Suriye'de iken "Altın ve gümüşü biriktirip de (kenz) Allah yolunda harcamayanlar ayeti hakkında Muaviye ile aramızda ihtilaf çıktı. Muaviye bu ayetin ehl-i kitap hakkında olduğunu savunuyordu, ben ise hem bizim hem de onların hakkında olduğunu savunuyordum. Muaviye, Osman'a bir mektup yazarak benî şikayet etti. Osman da yazdığı mektupta beni Medine'ye çağırdı. Oraya gittim. İnsanlar, beni sanki hiç görmemişler gibi (Suriye'den çıkma sebebimi sormak amacıyla) etrafımda toparlanmıştı. Bu durumu Osman'a anlattım. Bana, "Dilersen yakın bir yere uzlete çekil" dedi. İşte beni uzlet hayatına sevkeden budur. Eğer başımıza Habeşji bir kimse bile emîr olsa onu dinler ve itaat ederim. Tekrar: 4660
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ali ← Hüşeym b. Beşîr ← Husayn b. Abdurrahman ← Zeyd b. Vehb
Zeyd İbn Vehb'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rebeze'de bulunan Ebu Zerr'in yanına gittim. Ona kendisini bu yere neyin getirdiğini sordum. O da şu cevabı verdi: Biz Şam'da idik. Ben "Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!" ayetini okudum. Muaviye: "Bu ayet bizim hakkımızda inmedi. Bu ayet sadece ehl-i kitab hakkında geçerlidir," dedi. Ben de; "Hem bizim için, hem de onlar için geçerlidir," diye karşılık verdim.
Bize Abd b. Humeyd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrazzâk b. Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman rivayet etti. (Dediki): Bize Selemetü'bnü Küheyl rivayet etti. (Dediki): Bana Zeydü'bnu Vehb El - Cüheni rivayet etti ki, kendisi Alî (Radiyallahu anh) ile beraber olup Haricîlere karşı çıkan orduda imiş. Ali (Radiyallahu anh) şunları söylemiş: «Ey cemâat! Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: — «Ümmetimden öyle bir kavim çıkacak ki Kur'ân okuyacaklar sizin okuyuşunuz onlarınkinin yanında hiç bir şey değildir. Namazınız da onların namazının yanında bir şey değildir. Orucunuz dahî onların orucuna nisbetle hiç bir şey değildir. Kur'ân'ı okuyacaklar, onu kendi lehlerinde zannedecekler. Hâlbuki aleyhlerine olacak. Namazları köprücük kemiklerinden öteye geçmiyecek, İslâm'dan, ok'un avı delip geçtiği gibi çıkacaklar.» Onlarla harbeden ordu, Nebileri (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dilinden kendilerine neler takdir buyurulduğunu bilseler mutlaka çalışmaktan vazgeçerlerdi. Bu kötü kavmin alâmeti şudur: İçlerinde öyle bir adam bulunacak ki, o adamın pazısı olup kolu bulunmayacak. Pazısının ucunda meme ucu gibi bir çıkıntı bulunacak. Onun Üzerinde de beyaz kıllar olacak. Sizler Muâviye ile Şamlılara gidecek buradakileri terkedeceksiniz. Bunlar sizin çoluk çocuğunuza ve mallarınıza sizin nâmınıza halef olacaklar. Vallahi ben onların bu kavim olacaklarını kuvvetle ümid ediyorum. Çünkü onlar dökülmesi haram olan kanı döktüler; halkın mer'adaki hayvanlarını gaspettiler. Binâenaleyh siz besmele ile (onların üzerine) yürüyün.» Selemetü'bnü Küheyl Demişki: «Bana Zeydü'bnu Vehb ordunun konakladığı yerleri birer birer anlattı. Nihayet şöyle dedi: — Bir köprüye vardık. O gün Haricîlerin başında Abdullah b. Vehb Er-Râsibî vardı. Kendileri ile karşılaşınca Alî (Radiyallahu anh) ordusuna: — Mızraklarınızı bırakın, kılınçlarınızı da kınlarından çıkarın. Çünkü ben bunların Harûrâ günü yaptıkları gibi size Allah aşkına sulh teklif edeceklerinden korkarım; dedi. Bunun üzerine ordu dönüp mızraklarını bertaraf ettiler. Ve kılınçlarını çektiler. Askerlerimiz onları, kendi mızrakları ile delik deşik ettiler. Ölüleri birbiri üzerine yığıldı, bizimkilerden o gün yalnız iki kişi vuruldu. Alî (Radiyallahu anh): — Onların içinde o sakat adamı arayın! dedi. Onu aradılar fakat bulamadılar. Bunun üzerine Alî [Radiyallahu anh) bizzat kalkarak üstüste öldürülen insanların yanına geldi: — Bunları geri çekin! dedi. Müteakiben yere gelen cesetler arasında onu buldular. Alî tekbîr getirdi, sonra.- — Allah doğru söyler, Resulü de doğruyu tebliğ buyurur,- dedi. O sırada Abîdetü's - Selmâni, Alî'nin yanına gelerek: — Yâ Emîre'l-Mu'minin! Kendisinden başka ilâh olmayan Allah aşkına (söyle) bu hadîsi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hakîkaten sen mi işittin? diye sordu. Alî: — Kendinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim ki: evet ben İşittim; cevâbını verdi. Abîde, Alî'den üç defa yemin istedi, Alî de ona yemin verdi.»