Abdurrahman b. Ebû Leylâ

Ebû Îsâ · Tâbiî, Kûfe'nin âlimi ve kadısı

DoğumMedine
Vefath. 83
KünyeEbû Îsâ
Nisbeel-Ensârî, el-Medenî, el-Evsî, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerKûfe
Tabaka2. tabaka

Hakkında

Ebû Îsâ künyesiyle bilinen Abdurrahman b. Ebû Leylâ, ensardan bir aileye mensuptur. Babası Ebû Leylâ, Hz. Peygamber'le birlikte pek çok gazveye katılmış bir sahâbîdir; adının Yesâr olduğu, ayrıca Bilâl ya da Dâvûd şeklinde de kaydedildiği nakledilir. Abdurrahman h. 17 / m. 638 yılında Medine'de dünyaya geldi, daha sonra Kûfe'ye yerleşti.

Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd ve Enes b. Mâlik başta olmak üzere önde gelen sahâbîlerden ilim aldı; ensardan yüz yirmi kadar sahâbîye yetiştiği rivayet edilir. Kendisinden oğlu Îsâ, torunu Abdullah, Mücâhid, A'meş, Muhammed b. Sîrîn ve Sâbit el-Bünânî gibi isimler hadis rivayet etti. Zehebî onu Kûfe'nin âlimi olarak anar ve talebelerinin ona bir emîre gösterilen saygıyı gösterdiğini belirtir. Tâbiîn neslinin öne çıkan zâhidlerindendi ve evinde çok sayıda mushaf bulunduğu kaydedilir.

Haccâc b. Yûsuf döneminde kısa bir süre Kûfe kadılığı yaptı; Hz. Ali ve taraftarlarını kötülemesi için baskı görmesine rağmen buna yanaşmadı. h. 82 / m. 701'de Abdurrahman b. Muhammed b. el-Eş'as Haccâc'a karşı ayaklandığında pek çok âlim ve kurrâ ile birlikte onun safına katıldı ve Deyrülcemâcim savaşı öncesinde askerleri cesaretlendiren konuşmalar yaptı. Tercih edilen görüşe göre h. 83 / m. 702 yılında vefat etti; bu savaşta ya da İbnü'l-Eş'as ile Haccâc arasındaki başka bir çarpışmada öldüğü, bazı rivayetlere göre ise atından düşerek hayatını kaybettiği söylenir.

Ailesi

Babası
Abu Layla
Çocukları
'Isa bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla, Muhammad bin 'Abdur Rahman bin Abi Layla

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Eyyub'dan, dedi ki: Ben Mücahid'i, İbn Ebi Leyla'dan, o da Ka'b b. Ucre'den şöyle dediğini naklederken dinledim: "Hudeybiye sırasında ben bir tencerenin altını yakarken, bitler de başımın üzerinden aşağıya doğru dökülürken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi ve: Sendeki bu haşereler seni rahatsız ediyor mu, diye sordu. Ben: Evet, dedim. O: Saçlarını tıraş et ve üç gün oruç tut yahut altı yoksula yemek yedir ya da bir kurban kes, buyurdu." Eyyub dedi ki: (Mücahid) bunlardan hangisini önce söyleyerek söze başladığını bilmiyorum.
İbn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde su getirdi. Huzeyfe o kabı ona doğru attı ve: Benim bu kabı atışımın tek sebebi, ona bunu yapmamasını söylediğim halde bu işten vazgeçmeyişidir. Oysa Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Altın, gümüş, ipek ve atlas dünyada onlara aittir, ahirette de sizindir, diye buyurmuştur, dedi."
Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı."
Ali r.a.'den aktarıldığına göre Hz. Fatıma el değirmeninin ellerini tahriş etmesinden şikayetlenerek bir hizmetçi istemek üzere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmiş; kendisini bulamayınca durumu Hz. Aişe'ye anlatmıştır. Kızının isteğini öğrenen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onların evine gelip yatmaya hazırlanan kızı ve damadının arasına oturmuş (bu esnada kalkmak isteyen Hz. Ali'ye izin vermemiş; ayrıca Hz. Ali Nebi efendimizin ayağının serin liğin i göğsünde hissetmiştir) ve onlara "Size hizmetçiden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? Yattığınız zaman 34 kere tekbir, 33 kere tesbih, 33 kere hamdedin" demiştir.
Abdurrahman İbn Ebi Leyla'dan nakledildiğine göre Ka'b İbn Ucre kendisiyle karşılaştığı zaman "Sana bir hediye vereyim mi?" demiş ve şöyle devam etmiş: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün yanımıza geldi. Ona "Ey Allah'ın Resulü! Sana nasıl selam vereceğimizi öğrendik. Peki nasıl salat edeceğiz bilmiyoruz" dedik. Bize Allahumme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed, kema salleyte ala al-i İbrahime inneke Hamidun Mecid. dememizi öğüt1edi". Meali: "Allahım! İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de salat et. Sen hamidsin, mecidsin. Allahım! İbrahim ve ailesine bereket ihsan ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de bereket ver. Sen hamidsin mecidsin"
Ka'b İbn Ucre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim. Bana "yak/aş" dedi. Ben de yaklaştım. Bana "Başındaki bit/er sana rahatsız/ık veriyor mu?" diye sordu. "Evet veriyor" diye cevap verdim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Oruç tutarak veya sadaka vererek ya da kurban keserek fidye vermen gerekir" buyurdu.