Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1380, sondan 4857. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 16. ayetidir. Yunus Suresi 16. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 65 ve toplam ebced değeri ise 4477 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (11) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
قل لو شاء الله ما تلوته عليكم ولا ادريكم به فقد لبثت فيكم عمرا من قبله افلا تعقلون
De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?”
Müşrikler Kur’an’ın ya tamamen veya kısmen değiştirilmesini istemekle çelişkili, anlamsız bir teklifte bulunmuş oluyorlar; çünkü onların isteklerini yerine getirmesi halinde Hz. Peygamber, Kur’an’ın Allah’tan geldiği iddiasında yalancı durumuna düşecektir, ayrıca Allah’tan geldiği iddia edilen bir Kur’an’a iman etmeyenler, Peygamber tarafından yenilenen veya değiştirilen bir kitaba hiç inanmayacaklardır. Allah’ın, Hz. Peygamber aracılığı ile müşriklere verdiği cevap, tutarlı ve şartlanmamış insanlar için ikna edicidir; çünkü topluluğun içinde yıllarca yaşamış bir kimsenin düşünceleri ve üslûbu ile bir başka içerik ve üslûbun birbirinden ayrılması kolaylıkla mümkün olacaktır. Âyet, Kur’an’ın lafız ve muhtevasında Hz. Peygamber’in hiçbir katkı ve etkisinin bulunmadığı konusunda son derecede açıktır.
Mehmet Okuyan
De ki: “Allah dileseydi onu size [tilavet] edemezdim (okuyup aktaramazdım); (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür içinizde kalmıştım. Akıl etmiyor musunuz?”
De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okuyamazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”
De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okuyup öğretemezdim ve (O da) Onu (Kur’an’ı) size bildirmezdi. Ben ondan önce de sizin içinizde bir ömür sürdüm, (aklımdan ve ahlâkımdan nasıl şüphe edersiniz?) . Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?”
De ki: Allah isteseydi okumazdım onu size ve o da, onda ne olduğunu bildirmez, anlatmazdı size. O inmeden önce de aranızda ömür sürmüştüm, hala mı aklınızı başınıza almıyorsunuz?
De ki: “Eğer Allah dileseydi, bana bu Kur'ân'ı indirmezdi. Ben de onu size okumazdım, Allah ta size onu bildirmezdi. Gerçek şu ki, bu vahiy bana gelmezden önce bir ömür aranızda bulundum, böyle şeylerle hiç ilişkimin olmadığını görüyordunuz, öyleyse yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?”
“- Eğer Allah'ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, ben Kur'ân'ı size okumazdım. Onu doğrudan size bildirirdi./ Bununla ilgili size, benim vasıtamla hiç bilgi vermezdi. Bundan önce, bir ömür boyu içinizde nasıl yaşadığımı biliyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?” de.
De ki: "Allah dileseydi bunu size okumazdım ve O da bunu size hiç bildirmezdi. Daha önce sizin aranızda belli bir ömür geçirdim. Hiç düşünmüyor musunuz?"
De ki: 'Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Ben ondan önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. Siz yine de akıl erdirmeyecek misiniz?'
De ki: “- eğer Allah dileseydi, ben KUR'AN'ı size okumazdım ve hiç bir sûretle Allah onu size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben içinizde bundan önce (kırk yıl kadar) bir ömür durdum (okuyup yazdığım bir şey yoktur). Artık Kur'an'ın kendi tarafımdan olmadığını (sırf Allah'ın vahyi bulunduğunu) düşünmez misiniz?
De ki: “Eğer Allah, (onu size okumamı) dilemeseydi, o Kur’anı size okuyamazdım. Ve Allah onu size bildirmezdi. Ondan önce de içinizde bir ömür yaşadım. (Böyle şeylerle hiç ilişkimin olmadığını görüyordunuz.) Artık düşünmeyecek misiniz?
De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben (peygamber olmadan ve Kur'an inmeden) önceki yıllarımı sizin aranızda geçirdim. Siz yine de aklınızı kullanarak gerçeği görmeyecek misiniz?”
“Ben önceki yıllarımı sizin aranızda geçirdim.” Yani nasıl bir insan olduğumu, yalan söyleyip söylemeyeceğimi çok iyi bilirsiniz, çünkü kendi öz çocuklarınızı tanıdığınız gibi beni de tanırsınız. Beni tanıdığınız için bana dürüst ve erdemli kişi anlamına gelen “el Emin” lakabını takan da sizsiniz. Bugüne kadar herhangi ilahi bir kitap okumadığımı da bilirsiniz. Şimdi nasıl oluyor da Allah adına yalan uydurarak diğer ilahi kitaplara benzeyen bir kitap yazdığımı ya da uydurduğumu düşünebiliyorsunuz?
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?"
De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım, Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durmuştum. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?
De ki, "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?"
De ki: eğer Allah dilese idi ben onu size okumazdım, hiç bir suretle de size onu bildirmezdi bilirsiniz ki ben sizin içinizde bundan evvel bir ömür durdum, artık bir kerre aklınıza müracat etmezmisiniz?
De ki: «Eğer Allah dileseydi (bana bu Kur'ânı indirmezdi. Ben de) onu size okumazdım. (Allah) onu (benim lisânımla) size bildirmezdi de. Ben ondan (o Kur'andan) evvel (bu güne kadar) içinizde bir ömür durmuşum (yaşamışım) dır. Siz haalâ aklınızı kullanmaz mısınız»?
De ki: “Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve (Allah) onu size (benim lisânımla) bildirmezdi. İşte şübhesiz ki (ben) bundan önce sizin içinizde bir ömür boyu durmuşum.(2) (Benim aslâ yalan söylemediğimi siz çok iyi bilirsiniz!) Hiç akıl erdirmez misiniz?”
(2)“Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm kendi kendine güneş gibi bir bürhândır (delildir). Ve kezâ o Zât’ın (asm), dört yaşından kırk yaşına kadar geçirmiş olduğu gençlik devresinde bir hîlesi, bir hıyâneti (hâinliği) görülmemiş ve bir yalanı işitilmemiştir. Eğer o Zât’ın (asm) yaratılışında, fıtratında bir fenâlık, bir kötülük hissi ve meyli olmuş olsa idi, behemehâl (er-geç) gençlik sâikasıyla (sevkiyle)dışarıya verecekti. Hâlbuki bütün yaşını ve ömrünü kemâl-i istikāmetle (dosdoğru), metânetle(sağlamlıkla), iffetle, bir ıttırâd (süreklilik) ve intizâm üzerine geçirmiş, düşmanları bile hîleye işâret eden bir hâlini görmemişlerdir. Ve kezâ yaş kırka bâliğ olduğunda (ulaştığında) iyi olsun, fenâ olsun ve nasıl bir ahlâk olursa olsun, rüsûh peydâ eder (iyice yerleşir), meleke hâline gelir, daha terki mümkün olmaz. Bu âlî (yüce) Zât (asm), tam kırk yaşına girdiği zaman icrâsına başladığı o inkılâb-ı azîmi (o büyük inkılâbı), âleme kabûl ve tasdîk ettiren ve o inkılâb-ı azîme âlemi celb ve cezb ettiren (çeken ve sevdiren) ancak o Zât’ın (asm) evvel ve âhir, herkesçe ma‘lûm olan sıdk ve emâneti (doğruluk ve güvenilirliği) idi. Demek o Zât’ın (asm) sıdk ve emâneti, da‘vâ-yı nübüvvetine (peygamberlik da‘vâsına) en büyük bir bürhân (delîl) olmuştur.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 156-157)
İlyas Yorulmaz
Deki “Eğer Allah isteseydi bu Kur’an’ı size okumazdım ve Allah’da size ayetlerini ulaştırmamış olurdu! Sonra ben, daha önce sizin aranızda bir ömür yaşadım. (Bu size okuduklarıma benzer bir şeyler söyledim mi?) Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?”
De ki: Allah dileseydi ben size onu okumazdım. O da size onu benim lisanım ile bildirmezdi. Bilirsiniz ki ben bundan evvel aranızda uzun müddet yaşadım [²]. Daha aklınız ermiyor mu?
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 16. Ayet Açıklaması
[2] O esnada benden böyle bir söz işittiniz mi?
Kadri Çelik
De ki: “Allah dileseydi ben onu (Kur'an'ı) size okumazdım, (da böylece Allah) size de bildirmemiş olurdu. Daha önce de bir ömür (kırk yıl) aranızda bulundum (ama Allah dilemediği için size bu ayetlerden bir şey okumadım), siz hiç düşünmüyor musunuz?”
Ey Muhammed! Kur’an’ı senin uydurduğunu iddia eden bu câhillere öğüt vererek de ki: “Bu kitap doğrudan doğruya Allah’ın sözüdür ve O’nun emriyle size bildirilmektedir. Nitekim Allah size bu hakîkati ulaştırmamı dilemeseydi, ben bunu size okuyamazdım, çünkü Kur’an gibi bir şaheseri meydana getirebilecek ne bilgim, ne de yeteneğim var ve siz de bunu gâyet iyi bilirsiniz. Kaldı ki, Allah dileseydi onu size hiçbir şekilde bildirmezdi de. Madem size lütfedip böyle muhteşem bir kitap gönderdi, onun kıymetini bilmeniz gerekmez mi? Şimdi düşünün: Ben Peygamber olmadan önceki bütün hayatımı sizin aranızda geçirdim, şu ana kadar bir kez olsun yalan söylediğime şâhit oldunuz mu? Veya bugüne kadar benden, Kur’an’a benzer sözler işittiniz mi? Çocukluğumdan beri beni ‘emin: dürüst ve güvenilir kişi’ lakabıyla çağıran sizler, nasıl olur da Allah adına yalan uydurduğumu iddia edebilirsiniz? Üstelik bu konuda hiçbir bilgi ve tecrübesi olmayan benim gibi ümmî birinin, Kur’an gibi bir şaheser meydana getirmesi nasıl mümkün olabilir, hiç düşünmüyor musunuz?”
(Ey Muhammed bir de onlara:) “Eğer Allah dileseydi ben onu size okuyamazdım1 ve (Allah da) onu size bildirmezdi. Sonra ben, O (Kur’an) gelmeden önce yıllardır sizin aranızda yaşadım.2 Siz hiç (gerçekleri) idrak etmeye çalışmaz mısınız?” de.
1 Allah dilemedikçe benim böyle bir Kur’an getirmem mümkün değil.2 Daha önce aranızda kırk yıl yaşadım. O zaman ben böyle bir Kur’an’ı niçin okumuyordum?
Muhammed Esed
De ki: “Allah [başka türlüsünü] dileseydi, size bu [ilahî kelâmı] okuyup duyurmazdım; O da size ulaştırmazdı onu. Gerçek şu ki, bu [vahiy bana gelmezden] önce bir ömür boyu aranızda bulundum: öyleyse, yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?” 24
De ki: - Eğer Allah dileseydi ne ben size bu ayetleri okurdum, ne de O bunu size bildirirdi. Düşünsenize bundan önce aranızda bir ömür yaşadım, hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? 17/86, 28/86, 21/10
De ki: “Eğer Allah öyle tercih etseydi, ben onu size okumazdım; zaten O da onu size göndermezdi. Hem doğrusu şu ki; ondan önce yıllarımı sizin aranızda geçirmişim: bu kadarını olsun düşünemiyor musunuz?”
De ki: «Eğer Allah Teâlâ dilese idi onu size okumazdım ve onu size bildirmezdi. Muhakkak ki, ben ondan evvel sizin aranızda bir ömür sürmüştüm. Siz hiç âkilâne düşünmez misiniz?»
De ki: “Eğer Allah dileseydi ben Kur'ân'ı size okuyamazdım, hiçbir suretle de size onu bildirmezdi. Bilirsiniz ki, daha önce, bir ömür boyu aranızda yaşadım, böylesi bir iddiada bulunmadım. Aklınızı kullanıp bunu anlamaz mısınız? ”
De ki: "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve onu size hiç bildirmezdi. Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"
De ki “Allah farklı tercihte bulunsaydı onu size okumazdım. O, onu size bildirmezdi de. Bundan önce aranızda bir ömür geçirdim. Aklınızı kullanmaz mısınız?”
De ki: Eğer Allah dileseydi ne ben size onu okurdum, ne Allah size onu bildirirdi. Bundan önce ben sizin aranızda bir ömür geçirdim. Hiç akıl etmiyor musunuz?
Eyit yā Muḥammed, eger dilese‐y‐di Tañrı Ta‘ālā ben bu Ḳur’ānı oḳumaz‐dum üstüñüze, ne daḫı bildürürdi Tañrı Ta‘ālā size anı. Taḥḳīḳ ben oturdumsizüñ içüñüzde bir ‘ömr, ya‘nī ḳırḳ yıl nebī olmazdan öñdin. Pes niçünfehm eylemezsiz?