Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1414, sondan 4823. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 50. ayetidir. Yunus Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4540 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (3) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
قل ارايتم ان اتيكم عذابه بياتا او نهارا ماذا يستعجل منه المجرمون
De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
“Şayet doğruysanız ne zaman gerçekleşecek şu tehdit?” diyerek inkârcılıktan kaynaklanan bir sorumsuzluk örneği sergileyen müşriklere, ne kadar önemli bir konuyu nasıl seviyesizce hafife aldıkları anlatılmaktadır. Burada özellikle şu husus dikkat çekicidir: Âhirete inanmayanlar güya onu aklî yönden imkânsız görüyorlar. Halbuki konuyu iman noktasında değil de sırf akıl açısından düşündüğümüzde bile, inkârcıların kanaatinin aksine, teorik olarak âhiretin olma ihtimali, en az olmama ihtimali kadar güçlüdür. Şu halde, ya olma ihtimali gerçekleşir de bu suretle Allah’ın azabı “bir gece veya gündüz vakti” ona inanmayanların üstüne ansızın inerse –ki öyle olacağında kuşku yoktur– artık ondan kurtulmanın imkânı var mı? 51. âyette, etkili ve uyarıcı bir üslûpla âhireti inkâr edenlerin, azapla yüz yüze geldiklerinde iman etmelerinin anlamsızlığına ve hissedecekleri pişmanlığa işaret edilmekte; 52. âyette, onlar için söz konusu azabın sürekliliği ve bunun kendi olumsuz tutum ve davranışlarının bir sonucu olduğu bildirilmekte; 53. âyette bütün bu gerçeklere rağmen hâlâ âhiret hakkında inkârcı veya kuşkucu davrananlara, dürüstlüğünden herkesin emin olduğu Hz. Peygamber’in yemin ederek verdiği cevapla, bunun kesin olduğu, zamanı geldiğinde kıyametin ve diğer âhiret hallerinin gerçekleşmesini artık hiç kimsenin engelleyemeyeceği haber verilmekte; 54. âyette ise inkârcıların âhirette yaşayacakları korku, telâş ve bunalım özetlenmektedir.
Diğer birçok âyette, inkârcıların öldükten sonra yeniden dirilip âhiret hallerini açık seçik gördüklerinde inkâr ve isyanlarından dolayı pişmanlık duyacakları, bu pişmanlıklarını acı ve üzüntü yüklü ifadelerle dile getirecekleri bildirilmektedir (meselâ bk. En‘âm 6:27, 31; Ahzâb 33:66-68; Nebe’ 78:40). Bu sebeple “...pişmanlıklarını içlerinde saklayacaklar” diye çevirdiğimiz 54. âyetteki “eserrü’n-nedâmete” kısmıyla ilgili olarak farklı yorumlar yapılmıştır (bk. Şevkânî, II, 514). Bize göre bunların en mâkul olanı, dünyadayken âhireti inkâr edenlerin öbür dünyada kaçınılmaz âkıbetleriyle yüz yüze geldiklerinde hayret, dehşet ve korku duygularıyla sarsılacakları, bu yüzden âdeta dillerinin tutulacağı, pişmanlıklarını ifade etmeye bile mecal bulamayacakları şeklindeki yorumdur (Râzî, XVII, 111). Kısacası inkârcılar, âhirette yargılanmaları sırasında çeşitli hallerle karşılaştıkça dünyada yapıp ettikleri yüzünden pişmanlık ve üzüntülerini dile getirecekler; burada ifade edildiği üzere, içine atılacakları cehennem azabını karşılarında görmek gibi bazı durumlarda da korku ve dehşetten dilleri tutulacak, pişmanlıklarını dile getirmeye bile takat bulamayacaklardır.
Mehmet Okuyan
De ki: “Hiç düşündünüz mü O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsınız)!” Suçlular bunun hangisini istemekte acele ediyorlar!
De ki: "Düşündünüz mü hiç, eğer O'nun azabı size gece veya gündüz geliverirse, (ki gelecektir ve vakti bellidir) suçlu-günahkârlar, bunu ne diye erkene almak istemektedirler?"
De ki: Azabı geceleyin, yahut gündüzün birdenbire gelip çatarsa ne yaparsınız, söyleyin bakalım. Suçlular, azabın çabucak gelmesini ne diye isterler ki?
De ki: Ya bir gece vakti, ya da güpegündüz eğer O'nun azabı başınıza koparsa, ne yapacaksınız hiç düşündünüz mü? Günaha gömülüp gitmiş bir toplumun, bu azabı acele istemesinin sebebi ne olabilir ki?
“Hiç düşündünüz mü? Allah'ın azâbının size geceleyin, uykuda veya güpe-gündüz gelmesi kesinse eğer, İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, bu cezayı alelacele istemelerini gerektirecek ne gibi sebepleri olabilir?” de.
De ki: “- Bana haber verin: Allah'ın azabı, geceleyin yatarken veya gündüzün meşguliyetinde size gelip çatarsa (ne yaparsınız?) artık onu, günahkârların acele olarak istemelerine sebep nedir?
De ki: “Allah’ın azabı geceleyin veya gündüzleyin ya gelirse! (Söyleyin bakalım, ne yaparsınız?) Suçlu azgınlar, azabın çarçabuk gelmesini ne diye istiyorlar?”
50, 51. Azabı istical edenlere de ki: «— Ne dersiniz! Allah/ın azabı size geceleyin veya gündüzün gelse siz günahkârların istical ettikleri azap nasıl azaptır [⁹]? Azap vaki olduktan sonra mı ona iman getireceksiniz? Size şimdi mi iman getirdiniz, denecek halbuki siz azabı istihza ile istical etmiştiniz denecek.
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 50. Ayet Açıklaması
[9] Azap gelince istical mümkün değildir veya istical ettiğiniz azap ne büyüktür. Ondan uzak durmak lâzım iken neye istical ediyorsunuz. Azap acı olmakla tâcil edilecek bir şey değildir.
Kadri Çelik
De ki: “Allah'ın azabı size gece veya gündüz gelirse, suçlular bunlardan hangisini acele ile isterler?”
Sözlerine devamla de ki: “Söyleyin bakalım; gecenin bir vaktinde uykunuzun tam ortasında, veya gündüz vakti gezip eğlenirken, Allah’ın azâbı size ansızın gelip çatsaydı, hâliniz nice olurdu! Allah’a meydan okurcasına azâbın gelmesini isteyen suçlular, bunlardan hangisini arzu ederlerdi acaba?İşte bu azap kesinlikle gerçekleşecek ve o gün Allah, tövbe edip yalvaran zâlimlere soracak:
(Onlara bir de): “Allah’ın azabı size geceleyin veya güpegündüz geliverse (ne yapacağınızı) hiç düşündünüz mü? Bu günâhkârlar, kendilerine azabın bir an önce gelmesini niçin isterler ki?” de.
De ki: “Ya bir gece vakti, ya da güpegündüz, eğer O'nun azabı başınızda koparsa, [neler hissedebileceğinizi] hiç düşündünüz mü? Günaha gömülüp gitmiş bir toplumun bunu tezlikle istemesini gerektirecek nasıl bir umudu olabilir ki? 71
De ki: – Allah’ın azabı size gece veya gündüz ansızın geliverse ne yaparsınız hiç düşündünüz mü? Peki, bu suçlular o azabın acele gelmesini niye istiyorlar? 7/4- 5, 23/99, 63/10-11
De ki: “Tutun ki O’nun azabı bir gece ya da bir gündüz çıkagelmiş olsun; iyi de, günaha batmış olanlar ne (elde edeceklerini umarak) onu çabuklaştırmak istiyorlar?”[1626]
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 50. Ayet Açıklaması
[1626] Mâzâ soru edatını mâ yerine isim olarak alırsak bu anlam uygundur. Eğer zâ edatını ilgi zamiri olarak alırsak “Gece veya gündüzden hangisinde acele ediyorlar?” anlamına ulaşmak mümkündür (Ahfeş). Bir sonraki âyetin, buradaki sorunun cevabı olduğu düşünüldüğünde, tercihimiz daha isabetli görünmektedir (Krş: Zemahşerî).
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Bana haber veriniz! Eğer size onun azabı geceleyin veya gündüzün gelirse günahkârlar ondan neyi isti'câl ediveriyorlar?»