Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1415, sondan 4822. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 51. ayetidir. Yunus Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 39 ve toplam ebced değeri ise 3725 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (2) ر (0) bulunuyor.
“Şayet doğruysanız ne zaman gerçekleşecek şu tehdit?” diyerek inkârcılıktan kaynaklanan bir sorumsuzluk örneği sergileyen müşriklere, ne kadar önemli bir konuyu nasıl seviyesizce hafife aldıkları anlatılmaktadır. Burada özellikle şu husus dikkat çekicidir: Âhirete inanmayanlar güya onu aklî yönden imkânsız görüyorlar. Halbuki konuyu iman noktasında değil de sırf akıl açısından düşündüğümüzde bile, inkârcıların kanaatinin aksine, teorik olarak âhiretin olma ihtimali, en az olmama ihtimali kadar güçlüdür. Şu halde, ya olma ihtimali gerçekleşir de bu suretle Allah’ın azabı “bir gece veya gündüz vakti” ona inanmayanların üstüne ansızın inerse –ki öyle olacağında kuşku yoktur– artık ondan kurtulmanın imkânı var mı? 51. âyette, etkili ve uyarıcı bir üslûpla âhireti inkâr edenlerin, azapla yüz yüze geldiklerinde iman etmelerinin anlamsızlığına ve hissedecekleri pişmanlığa işaret edilmekte; 52. âyette, onlar için söz konusu azabın sürekliliği ve bunun kendi olumsuz tutum ve davranışlarının bir sonucu olduğu bildirilmekte; 53. âyette bütün bu gerçeklere rağmen hâlâ âhiret hakkında inkârcı veya kuşkucu davrananlara, dürüstlüğünden herkesin emin olduğu Hz. Peygamber’in yemin ederek verdiği cevapla, bunun kesin olduğu, zamanı geldiğinde kıyametin ve diğer âhiret hallerinin gerçekleşmesini artık hiç kimsenin engelleyemeyeceği haber verilmekte; 54. âyette ise inkârcıların âhirette yaşayacakları korku, telâş ve bunalım özetlenmektedir. Diğer birçok âyette, inkârcıların öldükten sonra yeniden dirilip âhiret hallerini açık seçik gördüklerinde inkâr ve isyanlarından dolayı pişmanlık duyacakları, bu pişmanlıklarını acı ve üzüntü yüklü ifadelerle dile getirecekleri bildirilmektedir (meselâ bk. En‘âm 6:27, 31; Ahzâb 33:66-68; Nebe’ 78:40). Bu sebeple “...pişmanlıklarını içlerinde saklayacaklar” diye çevirdiğimiz 54. âyetteki “eserrü’n-nedâmete” kısmıyla ilgili olarak farklı yorumlar yapılmıştır (bk. Şevkânî, II, 514). Bize göre bunların en mâkul olanı, dünyadayken âhireti inkâr edenlerin öbür dünyada kaçınılmaz âkıbetleriyle yüz yüze geldiklerinde hayret, dehşet ve korku duygularıyla sarsılacakları, bu yüzden âdeta dillerinin tutulacağı, pişmanlıklarını ifade etmeye bile mecal bulamayacakları şeklindeki yorumdur (Râzî, XVII, 111). Kısacası inkârcılar, âhirette yargılanmaları sırasında çeşitli hallerle karşılaştıkça dünyada yapıp ettikleri yüzünden pişmanlık ve üzüntülerini dile getirecekler; burada ifade edildiği üzere, içine atılacakları cehennem azabını karşılarında görmek gibi bazı durumlarda da korku ve dehşetten dilleri tutulacak, pişmanlıklarını dile getirmeye bile takat bulamayacaklardır.
Mehmet Okuyan
(Azap) başınıza geldikten sonra mı ona inanmış (olacak)sınız? Şimdi mi (iman ettiniz)? Onu (azabı) istemekte acele ediyordunuz!
(Yoksa İslam’ın zaferi ve zalimlerin hezimeti) Gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? (O zaman kendilerine denilecek) “Şimdi mi? (Aklınız başınıza geldi?) Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istemekte (ve dalga geçmekteydiniz) .”
Bu azab vâkı olduktan sonra mı Allah'a iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Halbuki siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.
Azap geldikten sonra mı ona inanacaksınız! (O zaman onlara:) “Şimdi mi (inandınız)? Hâlbuki siz daha önce o azabın çabuk gelmesini istiyordunuz” denilir.
(Yoksa azap) gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Oysa siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.
Allah’ın, iman etmek için bir fırsat olarak verdiği emniyet ve rahatlık içinde şımaran inkârcılar bu emniyet ve rahatlığın ebedî olduğunu zannedercesine azgınlıklarına devam eder ve dinin azap tehditleriyle alay ederek «Eğer böyle bir azap varsa hemen gelse ya!» gibi sözlerle böyle bir azabın aslı olmadığını iddia ederler. Fakat, bu âyette açıkça bildiriyor ki, iman, bir hürriyet ve serbestlik içinde gerçekleşirse kıymet taşır. Azap ile karşı karşıya kaldıktan sonra inanmanın bir kıymeti yoktur.
Edip Yüksel
"Gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Öyleyse neden onu şimdi çabuk isteyip duruyorsunuz?"
Bu (azâb) vaaki olduktan sonra mı Ona (Allaha) îman edeceksiniz? (O vakit size:) «Şimdi mi (îman ediyorsunuz? denecek), halbuki siz onun mutlakaa gelmesini isteyib duruyordunuz».
Sonra (azab) vuku' bulduğu zaman mı O'na îmân edeceksiniz? (Artık o zamanki îmânınız kabûl edilmeyecek ve size şöyle denecek:) “Şimdi mi? Hani siz gerçekten onu (o azâbın gelmesini) acele istiyordunuz?”
50, 51. Azabı istical edenlere de ki: «— Ne dersiniz! Allah/ın azabı size geceleyin veya gündüzün gelse siz günahkârların istical ettikleri azap nasıl azaptır [⁹]? Azap vaki olduktan sonra mı ona iman getireceksiniz? Size şimdi mi iman getirdiniz, denecek halbuki siz azabı istihza ile istical etmiştiniz denecek.
İsmail Hakkı İzmirli Yunus Suresi 51. Ayet Açıklaması
[9] Azap gelince istical mümkün değildir veya istical ettiğiniz azap ne büyüktür. Ondan uzak durmak lâzım iken neye istical ediyorsunuz. Azap acı olmakla tâcil edilecek bir şey değildir.
Kadri Çelik
(Azap) Gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi! Oysa siz, onun bir an önce gelmesini istiyordunuz.
“Başınıza bunlar gelip çattıktan sonra mı O’na iman ediyorsunuz? Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Fakat artık çok geç! Oysa bunu ne kadar da aceleyle istiyordunuz!
1 Bu îman, bir işe yaramaz ve sizi asla kurtarmaz. Gelin zamanında inanın.
Muhammed Esed
Peki, gelmesinde [meydan okurcasına] tezlik gösterdiğiniz (ve) şimdi [size, ‘Ona inanıyor musunuz?’ diye sorulacağı o Gün] 72 gelip çattıktan sonra mı, ancak o zaman mı, ona inanacaksınız?
Şimdi siz, azap size gelince mi inanacaksınız? O zaman size, “Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Oysa bu azabın gelmesi için acele edip duruyordunuz” Denilecek. 6/26...28, 23/99...102, 42/44
Tehdit gerçekleştikten sonra mı O’na inanacaksınız? Ne! Ancak şimdi ha? Oysa ki siz (asla gelmez diye meydan okuyor), onun çabuk gelmesinde ısrar ediyordunuz!?[1627]
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 51. Ayet Açıklaması
[1627] Parantez içi açıklama Zemahşerî’nin yorumuna dayanmaktadır. Aynı âyette Hatib muhataba iki ayrı zamandan, iki ayrı ‘şimdi ve burada’dan hitap etmektedir; “Ancak şimdi ha?” cümlesinden öncesi muhatabın dünya hayatına, sonrası âhiret hayatına ilişkindir.
Ömer Nasuhi Bilmen
«O azap, vaki olduktan sonra mı ona imân etmiş olacaksınız? Şimdi mi? Halbuki, siz onu istical ediveriyordunuz (ya).»
İş işten geçtikten sonra mı iman edeceksiniz? Demek şimdi ha! (Ama artık çok geç! ). Alın da görün çarçabuk gelmesini istediğiniz şeyi! [32, 12; 40, 84-85]