Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1429, sondan 4808. ayet; 10. sure ve Yunus Suresinin 65. ayetidir. Yunus Suresi 65. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 1069 olarak hesaplanmıştır. Yunus Suresinin toplam ebced değeri 536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (6) ل (8) ر (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ولا يحزنك قولهم ان العزة لله جميعا هو السميع العليم
Mekke putperestleri bir yandan Allah’ın birliği ve aşkınlığıyla bağdaşmayan sözler sarfederken bir yandan da Hz. Muhammed’i yalancılıkla suçluyor, Kur’an’ın onun uydurması olduğunu söylüyor, kendilerini çok güçlü görerek ona tehditler savuruyor, buna benzer üzücü sözlerle onu incitiyorlardı. Âyette bu tutumlar karşısında Hz. Peygamber teselli edilmekte, asıl gücün tamamıyla Allah’a ait olduğu hatırlatılarak bir bakıma Hz. Peygamber’e ve onun şahsında müminler arasında inkârcıların haksız saldırılarına uğrayanlara şöyle denilmektedir: “Sen üzülme! Allah onların konuştuklarını duymakta bilmektedir ve ortaksız gücüyle onların hakkından gelecek, sana yardım edecektir. Son tahlilde başarı, Allah’ın yolundan giden, imanda ve güzel işlerde sebat göstererek Allah’ın yardımını hak edenlerindir (benzer açıklamalar için bk. Zemahşerî, II, 196; Râzî, XVII, 129-130).
Mehmet Okuyan
Onların (inkârcıların) sözleri seni üzmesin! Şüphesiz ki itibar bütünüyle Allah’a aittir. O, duyandır, bilendir.
1- Yüksek onur, şeref, büyük itibar, yücelik, saygınlık, üstünlük, güç.
Ahmet Akgül
(Ey Nebim!) Onların (inkârcıların ve marazlı münafıkların) sözleri Seni üzmesin. Şüphesiz 'izzet ve gücün' tümü Allah'a aittir. O, İşitendir, Bilendir.
Bu sebeple, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin sözleri, sana acı ve sıkıntı vermesin. Çünkü kudret ve üstünlük, bütünüyle Allah'a aittir. Herşeyi işiten ve bilen de O'dur.
Onların incitici sözleri seni üzmesin, seni mahzun etmesin. İzzet ve şeref, kudret ve hükümranlık bütünüyle Allah'a aittir. O her şeyi işitiyor, her şeyi görüyor.
Ey Rasûlüm, kâfirlerin (tekzib ve sana dil uzatmalarına dair) sözleri seni üzmesin. Muhakkak ki izzet (üstünlük), hep Allah'ındır. Allah (onların bütün söylediklerini) işiticidir, taşıdıkları niyyetlerin hepsini bilicidir.
Yücelik, kuvvet ve hürmet anlamlarına gelen “izzet” kelimesi burada insanlar arasında belli bir seviyeye gelme, üstün olma, saygı görme ve hürmete layık olma manasında kullanılmıştır. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer anlamına gelen “şeref” kelimesi ise itibarlı olma, manevi ve maddi anlamda ihsana kavuşma manasında kullanılmıştır. Nisa, 4:139 ve Fatır, 35:10 ayetlerinde de ifade buyrulduğu gibi izzet ve şerefin tamamıyla Allah’a ait olması, bu değerlerin Allah’ın takdiri ile ve O’nun yolundan gidilmesi durumunda alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
(Habîbim) onların (müşriklerin) lâkırdıları seni tasaya düşürmesin. Çünkü bütün izzet ve galebe Allahındır. O, (hepsini) hakkıyle işidici, kemâliyle bilicidir.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Onların sözü seni üzmesin! Şübhesiz ki izzet (asıl üstünlük) tamâmen Allah'ındır! O, Semî' (onların konuştuklarını işiten)dir, Alîm(kalblerinde olanı bilen)dir.
Şu hâlde, ey Müslüman! Anlamsız bir gurura kapılarak sana üstünlük taslayan zâlimlere aldırma, onların inkâr ve alay dolu sözleri seni üzüp ümitsizliğe sevk etmesin! Unutma ki,her türlü kudret ve üstünlük, tamamıyla ve yalnızca Allah’a aittir ve O, her şeyi işiten,her şeyi bilendir. Dolayısıyla, kim ki Allah’a yakınsa, üstünlük ve şeref de onun hakkıdır:
Bu itibarla, [hakkı inkar edenlerin] sözleri sana acı ve sıkıntı vermesin. Çünkü kudret ve üstünlük bütünüyle Allah'a özgüdür: 86 her şeyi işiten O'dur, her şeyi özüyle bilen O.
Mustafa İslamoğlu Yunus Suresi 65. Ayet Açıklaması
[1647] Kavli “laf” diye çevirmemizin gerekçesi kelimenin kök anlamıdır. Büyük dilci İbn Cinni, kavl ve kelime (kelime ile ilgili bkz: 2:124) sözcüklerinin kökeni olan üç harfin oluşturduğu bütün kombinezonları (k-v-l, v-l-k, v-k-l gibi) inceleyerek k-v-l harflerinin oluşturduğu altı kökün tümünün ortak anlamının hiffet (yumuşak ya da etkisiz) ve sur’at; k-l-m harflerinin oluşturduğu beş kökün (biri kullanılmıyor) ortak anlamının ise şiddet ve kuvvet (etki) anlamına geldiğini tesbit etmiştir (el-Hasâis I, 5-24). Bu kökeninden dolayı dile gelsin gelmesin tüm insan düşünceleri için kavl kullanılırken kelâm sadece dile dökülen düşünceyi ifade eder. Burada “onların lafları” anlamındaki kavluhum, 64. âyette “Allah’ın vaadleri” diye çevirdiğimiz kelimâtullah ibaresinin mefhum olarak adeta tam karşısında yer almakta ve Allah’ın “etkili sözü” karşısında onların “etkisiz lafına” aldırmamak gerektiği îmâ edilmektedir. Onların laflarının Allah Rasûlü’nün şeref ve itibarını hedef aldığı, âyetin devamından kolayca anlaşılmaktadır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onların lâkırdıları seni mahzun etmesin. Şüphe yok ki, bütün izzet Allah Teâlâ'nındır. O kemaliyle işiticidir ve bilicidir.