Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6166, sondan 71. ayet; 101. sure ve Kâri'a Suresinin 9. ayetidir. Kâri'a Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 2, harf sayısı 9 ve toplam ebced değeri ise 153 olarak hesaplanmıştır. Kâri'a Suresinin toplam ebced değeri 9903 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
“Tartılan ameller” diye çevirdiğimiz mevâzîn kelimesi ya “tartılan şey” anlamına gelen ve amelleri ifade eden mevzûn kelimesinin veya “terazi” anlamına gelen mîzanın çoğuludur. Meâlde birinci anlam tercih edilmiştir. İkinci anlama göre de kelime kinaye olarak yine tartılan amelleri ifade eder. Zira terazilerin ağır gelmesi, “onlarda tartılan eşyanın ağır gelmesi” demektir. “Tartılan amellerin ağır gelmesi” hayır ve iyiliklerin fazla olmasını anlatmakta ve Allah’ın rızâsının bu sayede kazanılacağını göstermektedir. 6-7. âyetler iyilikleri kötülüklerinden çok olan kimselerin nimetlerle donatılmış cennetlerde ebedî olarak mutlu ve müreffeh bir hayat süreceklerini ifade eder. Amellerin hafif olması ise kulun dünyada yaptığı iyiliklerin azlığı veya bulunmaması demektir. Bu âyet, dolaylı olarak “günahları ağır basarsa” anlamını da içermektedir. Âhiret olayları gayb âleminden olduğu için amellerin nasıl tartılacağı veya ölçüleceği hakkında söz söylemek yahut fikir yürütmek mümkün değildir. 9. âyette “kucaklayacak olan” diye çevirdiğimiz ümm kelimesi sözlükte “anne” anlamına gelir. Burada mecaz olarak “barınak” mânasında kullanılmıştır. Âyette, annenin çocuğuna kucak açıp onu bağrına basmaya can attığı gibi cehennemin de suçlulara kucak açarak onları içine almak için iştiyakla beklediğini ifade eden kinayeli bir anlatım söz konusudur (bu ve başka yorumlar için bk. İbn Âşûr, XXX, 514-515). 8-9. âyetler, böyle iyi işleri az, kötülükleri çok olan kimselerin gidecekleri yerin cehennem olduğunu göstermektedir. Tefsirlerde hâviye kelimesinin cehennemin isimlerinden biri olduğu belirtilmiş, son âyet de buna kanıt gösterilmiştir.
Mehmet Okuyan
8,9. Terazi(de sevap)ları hafif olana gelince, işte onun anası (yeri) [Hâviye]’dir.
Ağırlıkların hafif gelmesi” demek, aslında tartılacak herhangi bir şeyin bulunmaması demektir.,Benzer mesajlar: A‘râf 7:8-9; Enbiyâ 21:47; Mü’minûn 23:102-103.
Bayraktar Bayraklı
8,9. Fakat tartıları hafif gelenler ise, onların da yeri Hâviye'dir.
(1)“Evet hiç mümkün müdür ki, insan umum mevcûdât (bütün varlıklar) içinde ehemmiyetli bir vazîfesi, ehemmiyetli bir isti‘dâdı (kābiliyeti) olsun da, insanın Rabbi de insana bu kadar muntazam masnûâtıyla(eserleriyle) kendini tanıttırsa, mukābilinde insan îmân ile O’nu tanımazsa, hem bu kadar rahmetin süslü meyveleriyle kendini sevdirse, mukābilinde insan ibâdetle kendini O’na sevdirmese, hem bu kadar bu türlü ni‘metleriyle muhabbet ve rahmetini ona gösterse, mukābilinde insan şükür ve hamdle O’na hürmet etmese; cezâsız kalsın, başı boş bırakılsın, O izzet, gayret sâhibi Zât-ı zü’l-Celâl bir dâr-ı mücâzât (cezâ yeri)hazırlamasın? Hem hiç mümkün müdür ki: O Rahmân-ı Rahîm’in kendini tanıttırmasına mukābil, îmân ile tanımakla ve sevdirmesine mukābil, ibâdetle sevmek ve sevdirmekle ve rahmetine mukābil, şükür ile hürmet etmekle mukābele eden mü’minlere bir dâr-ı mükâfâtı, bir saâdet-i ebediyeyi (Cenneti) vermesin?” (Zülfikār, 10. Söz, 18)
(“Haviye”, “hava” kelimesinden gelmektedir. Manası, yüksek yerden aşağı düşmektir. “Haviye”, derin çukur için de kullanılır. Cehennemin haviyesi, çok derin olan ve de cehennem ehlinin yukarıdan içine düşeceği yer olacaktır. “Artık onun da anası haviyedir” ayetine gelince. Bunun anlamı, çocuğun korunma yerinin annesinin kucağı olması gibi, ahirette de cehennem ehli için cehennemden başka kucak olmayacaktır.)
Mahmut Kısa
Onun da varacağı yeri, yatağı, kucağına yaslanacağı anası Hâviye olacak! Başka barınacak yeri kalmayacak, Hâviye denilen Cehennem uçurumunun kucağına atılacak ve alevler saçan bu derin uçurum, onu bir ana gibi sarıp kucaklayacak!
1 Haviye: Devamlı aşağıya doğru düşen uçurum veya uçuruma düşen, demektir. Bu mânâdan cehenneme isim olmuştur. Cehenneme “hâviye” denilmesi gayet derin olmasındandır. Bazıları da, “ateşin en aşağı kapısıdır” demişlerdir. Yani varılacak, kucağına sığınılıp barınılacak yurt ve yatak manasına istiare yoluyla mecazdır. Zira ana kucağı, çocuğun sığınıp barınacağı tek sığınağı olmak bakımından cehennem ona benzetilmiştir ki, bunda pek acıklı bir istihza (alay etme), küçümseme vardır. Sığınıp varacağı en şefkatli anası, kızgın ateş olan kimsenin halindeki felaket ve fecaatin şiddet ve büyüklüğünü düşünmeli.
Mustafa İslamoğlu Kâri'a Suresi 9. Ayet Açıklaması
[5868] Lafzen: Onun anası uçurum olacak. Veya mecazen: “Onun anası ağlayacak”; ya da “tepesi üstü uçuruma yuvarlanacak” (Taberî). Bu âyet hakikati ters çevirmenin âhiretteki karşılığını ifade eder. Kendilerine açılan ilâhî rahmet ve şefkat kucağı olan vahiyden kaçanlar, âhirette cehenneme ana muamelesi yapacaklar. Zımnen: Vicdanının sesini dinlemeyen, er-geç korkunç fâcianın sesiyle (el-kâri’a) uyanacak, fakat…