Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 962, sondan 5275. ayet; 7. sure ve A'raf Suresinin 8. ayetidir. A'raf Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 2761 olarak hesaplanmıştır. A'raf Suresinin toplam ebced değeri 1054938 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure المص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (6) م (5) ص (0) bulunuyor.
Arapça Metin
والوزن يومئذ الحق فمن ثقلت موازينه فاولئك هم المفلحون
Adaletin tahakkuku bakımından sorgulamanın maksadı cezalandırma veya ödüllendirme olup bu da amellerin nicelik ve niteliğine göre değişir. Bu nicelik ve niteliğin tesbiti de bir ölçüyü, tartıyı gerektirir. Âyette bu ölçü-tartı vezin kelimesiyle ifade buyurulmuştur. “O gün ölçü-tartı haktır” ifadesindeki hak kelimesi “adalet” veya “eşitlik” mânasına kullanılmıştır (İbn Âşûr, VIII/2, s. 30). Buna göre âhiret mahkemesinde ameller adaletli bir şekilde değerlendirilecek, karşılık verilirken asla haksızlık edilmeyecektir; yahut herkesin yaptıklarının karşılığı denk bir şekilde ödenecek; iyiliklerin karşılığı fazlasıyla verilecek (bilgi için bk. En‘âm 6:160), kötülüklerin karşılığı ise denk cezalar şeklinde olacaktır. Şu kadar var ki tövbe, şefaat vb. sebeplerle yahut sırf Allah’ın rahmetinin bir nişanesi olarak müminlerin bazı günahlarının affedilmesi ya da bazı sevaplarının arttırılması mümkün olacaktır. Zira bunda adalete aykırı bir durum yoktur. Her hâlükârda “tartıları ağır gelenler” yani iyilikleri daha çok olanlar kurtuluşa erecektir.
Bazı müfessirlere göre burada tartılacağı bildirilen şeyler, somutlaştırılarak tartılabilir nesneler haline getirilecek olan ameller; bazılarına göre de “amel defterleri”dir. Yine buradaki tartı ve ölçünün hakiki anlamda terazi ile tartma anlamına geldiği veya bunun bir mecaz olduğu şeklinde değişik yorumlar vardır. Bu ölçü ve tartının nasıl ve ne ile olacağını Allah bilir. Biz insanlar için önemli olan, kendi niyet ve irademizin sonuçları durumundaki inanç, düşünce, duygu, söz ve davranışlarımızın Allah tarafından tesbit edildiği, bilindiği, vakti gelince de tek tek sayılarak önümüze konacağı, bunlardan sorguya çekileceğimiz ve tamamen adaletli bir yargılanma neticesinde bu amellerimizin nicelik ve niteliğine göre ya mükâfat veya ceza şeklinde bir sonuçla karşılaşacağımızdır.
Mehmet Okuyan
O günkü terazi tamamen hakka uygun olacaktır. Kimin terazi(de sevap)ları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.
Ölçme ve tartma işi o gün dosdoğru gerçekleşecek ve tartıda doğru ve yararlı davranışlarının yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar.
1.Yani kıyamet gününde gerçek anlamda adalete uygun bir tartı olacaktır. Burada tartının nasıl olacağı konusunda değişik açıklamalarda bulunulmuştur. Bazı müfessirlere göre insanların dünyada işlemiş oldukları amellere kıyamet gününde belli cisimler haline gelirler ve bu halleriyle amel terazisine konurlar. Bazı müfessirlere göre kıyamet gününde tartılacak olan amellerin yazılı olduğu defterlerdir. Birtakım müfessirler de burada tartı ile adaletle hüküm verilmesi anlamının kastedildiğini söylemişlerdir.
Ali Bulaç
O gün tartı haktır. Kimin tartıları ağır basarsa, işte kurtulanlar onlardır.
O (kıyamet) gün(ü herkesin dünyada yaptığını) ölçmek ve değerlendirmek haktır. Kim(ler)in (sevabı) tartıda ağır gelirse; işte onlar kesintisiz mutluluğa erişecektir.
(2)“Hiç mümkün müdür ki: Gökte, yerde, karada, denizde; yaş kuru, küçük büyük, âdî, âlî (basit-kıymetli) herşeyi kemâl-i intizam ve mîzan (büyük bir düzen ve denge) içinde muhâfaza edip, bir türlü muhâsebe içinde netîcelerini eleyen bir hafîzıyet (muhâfaza edicilik); insan gibi büyük bir fıtratta(yaratılışta), hilâfet-i kübrâ (yeryüzünün halîfesi olmak) gibi bir rütbede, emânet-i kübrâ (en büyük emânet)gibi büyük vazîfesi olan beşerin (insanın), rubûbiyet-i âmmeye temâs eden (Allah’ın âlemdeki bütün varlıkları terbiye ve idâre etmesiyle alâkası olan) amelleri ve fiilleri muhâfaza edilmesin, muhâsebe eleğinden geçirilmesin, adâlet terâzisinde tartılmasın, şâyeste (lâyık) cezâ ve mükâfât çekmesin? Hayır, aslâ!” (Zülfikār, 10. Söz, 30)
İlyas Yorulmaz
O gün (hesap günü) tartı mutlak olacak. Kimin tartısı (iyilikleri) ağır basarsa, işte onlar kurtulmuştur.
O gün tartı haktır. Dünyada yapılmış olan bütün iyilik ve kötülükler dosdoğru bir şekilde ölçülecek ve ilâhî adâlet tam anlamıyla gerçekleşecektir. O gün kimin iman ve iyilik tartıları ağır gelirse, işte onlar ebedî saadet ve kurtuluşa erenlerdir.
1 Mizan: Kelime olarak ölçü ve tartı işinde kullanılan terazi, ölçü aleti demektir. Terim olarak ise ahirette günah ve sevapların ölçülüp tartılacağı manevi ölçü aleti anlamına gelir. Kıyamet gününde iyi ve kötü amellerin tartılarak miktarının bilinmesine mahsus mîzan (terazi) haktır ve konulacaktır. Allahu Teâlâ kıyamet gününde konulacak bu terazi için: “Biz ise, kıyamet gününde adaletin ta kendisi olan (hassas) teraziler kurarız da hiç bir insan, hiç bir şekilde haksızlığa uğratılmaz. (Hattadünyada yaptıkları şeyler) bir hardal tanesi kadar bile olsa onu o (teraziye mutlaka) koyarız. (Zira) hesabı Bizden daha iyi gören yoktur ki! (Enbiya. 47) buyurmaktadır. Mîzânda amellerin tartılması, amel defterlerinin verilmesinden sonra olacaktır. Mîzân ile tartı esnasında, zalimin iyiliği varsa, alacağı oranında mazluma verilecek, iyiliği yoksa, mazlumun günahı alacağı miktarda, zalime verilecektir. Herkesin muhtelif amellerinin tartılmasından sonra kâr ve zarar hesabı hepsinin toplamından çıkarılacaktır. Mîzânda iyilikleri ağır gelenlerin ferah ve sürurları artacak, kötülükleri ağır gelenlerin ise, gam, korku ve rezillikleri artacaktır. İşte her şeyin, her amelin en doğru ve hakkaniyetle tartısı o ahiret günüdür. Ne olursa olsun o güne kadar hesap için az çok bir müsaade vardır. O gün ise amel defterindeki her muamele en ince noktalarına varıncaya kadar bihakkın tartılıp leh ve aleyhteki zimmetin dengeleri tamamen tahakkuk edecek her kesin kâr ve zarar bilânçoları çıkarılıp hesapları kapanacaktır. Aynı konu için Bk. (Mü’minun: 102, Kâria: 6-7)
Muhammed Esed
Ve ölçme-tartma işi o Gün dosdoğru gerçekleşecek; ve tartıda [doğru ve yararlı davranışlarının] yükü ağır gelenler; işte böyleleridir mutluluğa erişecek olanlar;
O gün, dünyada yapılan işlerin tartılması kesin gerçekleşecek. Artık kimin iyilikleri kötülüklerinden ağır gelirse, işte onlar muratlarına ereceklerdir. [21, 47; 4, 40; 101, 6-11; 23, 102-103; 42, 17] {KM, I Samuel 2, 3; Eyub 31, 6}