Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1496, sondan 4741. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 23. ayetidir. Hûd Suresi 23. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 67 ve toplam ebced değeri ise 4048 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (17) ل (8) ر (1) bulunuyor.
Arapça Metin
ان الذين امنوا وعملوا الصالحات واخبتوا الى ربهم اولئك اصحاب الجنة هم فيها خالدون
Kâfirlerin durumu görme ve işitme duyularından mahrum kimselerin, müminlerin durumu da gören ve işiten kimselerin durumuna benzetilmektedir. Bunlar gerçekleri görme, işitme, anlama, kabullenme ve faydalanma hususunda eşit olamayacakları gibi gerek Kur’an’dan gerekse evrendeki kevnî âyetlerden faydalanma, ibret alma ve doğru yolu bulma hususunda da eşit değillerdir.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki iman edip iyi işler yapanlara ve Rablerine gönülden boyun eğenlere gelince, işte onlar cennet halkıdır. Onlar orada [ebedî] kalacaklardır.
İman edip salih amellerde bulunanlar ve "Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar" (ise), işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır.
Buna karşılık gerçekten iman eden, dürüst ve iyi davranışlar ortaya koyan ve Rablerine gönülden boyun eğen kimselere gelince, işte onlar cennetlik olanlardır ve orada yerleşip sonsuza kadar kalacaklardır.
İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler Rablerine kemâl-i edeple gönülden boyun eğenler, işte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî yaşayacaklar.
İman edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalbleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar', işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır.
İnanan, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan ve Rablerine karşı alçak gönüllülükle boyun eğen kimseler; işte onlar da cennet halkıdır ve sonsuza dek orada kalacaklardır.
Fakat iman edip salih amel işleyenler ve Rablerine karşı edepli olanlar, güvenen ve itaat edenler var ya, işte bunlar da cennet ehlidirler. Onlar orada ebedi kalırlar.
Îman edib de güzel işler yapanlar (a) ve huşu ve tevaazu'la Rablerine bağlananlar (a gelince) onlar cennetin yaranıdırlar. Onun içinde ebedî kalıcıdırlar onlar.
Muhakkak îmân edip sâlih ameller işleyenler ve Rablerine gönülden boyun eğenler var ya, işte onlar Cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.(1)
(1)“Lezzetin hakīkī lezzet olması, ancak zevâl görmeyerek (sona ermeyerek) devâm eden lezzetlerdir. Zîrâ, elemin zevâli lezzet olduğu gibi, lezzetin de zevâli elemdir, hattâ zevâlin tasavvuru(düşünmesi) bile elemdir. Evet, bütün mecâzî (İlâhî olmayan) aşkların âh u enînleri (âh edip inlemeleri), feryâd ü figanları (bağırıp ağlamaları), bu kısım elemdendir ve onların bütün dîvanlarında (şiirlerinde)yaptıkları ağlamaları, vâveylâları (feryadları), hep mahbublarının (sevdiklerinin) firâk (ayrılık) ve zevâllerini tasavvur etmelerinden neş’et eden (meydana gelen) elemdendir. Evet, pek çok muvakkat (geçici)lezzetler vardır ki, zevâlleri dâimî elemleri intâc ettiği (netîce verdiği) gibi, çok elemlerin de zevâli, leziz lezzetlere bâis (sebeb) olur. Lezzet ve ni‘met ise, devâm etmek şartıyla lezzet ve ni‘met sayılabilir.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 198-199)
İlyas Yorulmaz
İman edip salih (doğru) işler yapanlar ve Rablerine saygılı davrananlar, işte onlar sürekli olarak cennette kalacak olanlardır.
Buna karşılık, Allah’ın ayetlerine yürekten iman eden, bu imana yaraşır güzel davranışlar gösteren ve Rab’lerine saygıyla boyun eğen kimselere gelince, işte onlar da cennet halkıdır ve sonsuza dek orada kalacaklardır.
Cennete; sadece (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayan ve rablerine karşı alçak gönüllü olanlar girecektir ve onlar oradan asla çıkarılmayacaklardır.
(Buna karşılık,) gerçek imana erişen, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan ve Rablerine alçak gönüllülükle boyun eğen kimseler; cennetlik olanlar, orada yerleşip sonsuza kadar yaşayacak olanlar işte böyleleridir.
Ama iman edip, doğru işler yapanlar ve Rablerine yürekten bağlananlar, işte bunlar cennet halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar. 4/173, 18/30, 22/23, 13/30, 14/12, 64/13
Ne var ki iman edenler, Allah’ı razı eden değerler üretenler ve Rablerine gönülden boyun eğenler de var: işte cennet ehli olanlar da bunlardır; bunlar orada ebedî kalacaklardır.
İmân edenler, ve sâlih amellerde bulunanlar ve Rablerine kemal-i itaat ve huşû ile mutmain olanlar (yok mu) işte şüphesiz ki onlar cennet sahibidirler, onlar orada ebedîyyen kalıcılardır.
İman edip hayra ve barışa yönelik işler yaparak Rablerine içten bir bağlılıkla boyun eğenlere gelince, onlar cennet halkıdırlar. Sürekli kalacaklardır orada.