Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1563, sondan 4674. ayet; 11. sure ve Hûd Suresinin 90. ayetidir. Hûd Suresi 90. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 37 ve toplam ebced değeri ise 3558 olarak hesaplanmıştır. Hûd Suresinin toplam ebced değeri 537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (1) ر (4) bulunuyor.
1- Tevbe, pişmanlığın sözle ifadesi değil, yapılan hatadan pişman olmak ve ondan vazgeçmektir; hatayı düzeltmektir.
Ahmet Akgül
"(Haydi pişmanlık gösterip) Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra (küfür ve kötülükten vazgeçip) O'na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, (herkese ve her şeye acıyıp) Merhamet edendir, (samimi kullarını) Şefkatle destekleyip seven (ve sahiplenendir. Derin bir hürmetle ve gönülden sevilip gayreti çekilmeye en layık olan da kendisidir.) "
Öyleyse, günahlarınız için Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra da tevbe ve pişmanlıkla O'na yönelin. Çünkü Rabbim, çok merhametlidir ve mü'minleri çok sevendir.”
“Günahlarınızdan dolayı Rabbinizden bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyin, sonra isyandan, günah işlemekten vazgeçerek, tevbe edip, ona itaate yönelin. Benim Rabbim çok merhametlidir, sevgisi çok yüksektir.”
(Onların başına gelenlerden ibret alın da) “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra tevbe ile O'na yönelin! Şüphesiz ki Rabbim çok merhamet edendir, (tevbe eden kullarını) çok sevendir.”
Tevbe, yapılan hatadan vazgeçmek ve onu bir daha yapmamaya karar vermek olduğu için Allah günahın büyüklüğüne bakmadan tevbe ile kendisine yönelen kulunun duyarlılığını ve kararlılığını görünce onu bağışlar.
Diyanet İşleri (Eski)
"Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever."
Rabbinizden bağışlanma dileyin ve yaptığınız hatalardan vazgeçip, O’na yönelin Şüphesiz ki benim Rabbim kullarına çok acıyan ve (kendisine itaat edenleri) çok sevendir” dedi.
“O hâlde, onların başına gelenlerden ibret alın da, günahları terk edip Rabb’inizden bağışlanma dileyin; sonra da tüm ruhunuz ve tüm benliğinizle O’na yönelin! Doğrusu Rabb’im, çok şefkatli ve çok merhametlidir, kullarını çok sevmektedir. Dolayısıyla, günahlarınız ne kadar büyük olursa olsun, tövbe edip bağışlanma dilerseniz, kesinlikle kurtulursunuz.”
Öyleyse günahlarınız için Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra da tevbe ve pişmanlık içinde O'na yönelin! Çünkü O acıyıp-esirgeyenlerin en yücesi, sevginin kaynağı, gö-zesidir!”
Haydi, günahlarınız için Rabbinizden af dileyin ve ardından bilinçlerinizi yenileyerek O’na yönelin! Unutmayın ki benim Rabbim çok merhametli davranır: O hem sever hem de sevilmeyi ister!”[1790]
[1790] Vedûd, dil yapısı gereği hem “seven” hem de “sevilen” anlamına gelir. Feûl kalıbı hem etken hem de edilgendir. Yani Allah sever ve sevgi ister. Sevginin çift yönlülüğünü göstermesi açısından hayli manidardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve Rabbinizden medet dileyiniz. Sonra O'na tevbe ediniz. Şüphe yok, benim Rabbim merhametlidir, çok muhîbdir.»
Rabbinizden af ve mağfiret dileyin, sonra günahlarınızdan tövbe edip O'na sığının. O sizi affeder ve korur. Çünkü Rabbim rahimdir, veduddur” (pek merhametlidir, kullarını çok sever). [85, 14] {KM, Yeremya 31, 3; I Yuhanna 4, 8. 16; Romalılar 5, 8}
Bu âyette, bir Peygamberin ağzından Cenab-ı Allah vedûd olduğunu bildiriyor. İslâm’da Allah ile kul münasebetlerinde sevginin yerinin ne derece yüksek olduğunu, tek başına bu isim göstermeye yeter. Zira Allah’ın yaratıklarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen olduğunu bildirir. Kulların en ideal vazifeleri Rabbe ibadetleri olup ibadet, duyulan sevginin ifade edilmesinin en ileri şeklidir. Allah’ı çok seven, O’na daha çok ibadet eder. Bu sevgi gerçeğini ispatlayan daha nice âyet ve hadis varken, bunu görmezlikten gelen bir çok müsteşrikin bulunması oldukça tuhaftır.
Süleyman Ateş
Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin! Doğrusu Rabbim çok esirgeyen, çok sevendir.