Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5923, sondan 314. ayet; 85. sure ve Büruc Suresinin 14. ayetidir. Büruc Suresi 14. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 15 ve toplam ebced değeri ise 1385 olarak hesaplanmıştır. Büruc Suresinin toplam ebced değeri 32872 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Müfessirler 13. âyeti iki türlü yorumlamışlardır: a) Âyette başta yapıldığı, sonra tekrar edildiği bildirilen şey, Allah’ın inkârcı zalimlere ilk olarak dünyada ceza vermesi sonra âhirette cezalandırmayı tekrar etmesidir. b) Allah’ın mahlûkatı birinci defa yoktan var edip dilediklerine can vermesi, ikinci olarak onları kıyamet gününde yeniden diriltmek suretiyle hayata döndürmesidir (bu yorum için bk. Ankebût 29:19; Rûm 30:11). Buradan itibaren ceza ile ilgili olmaksızın Allah’ın isim ve sıfatları sıralandığı için meâlde ikinci yorumu tercih ettik. Taberî ise âyeti önceki konuyla bağlantılı gördüğü için birinci yorumu tercih etmiştir (bk. XXX, 88). 14-16. âyetler, sûrenin başında anlatılan işkence olayıyla bağlantılı olarak değerlendirildiğinde insanoğlu zalim, inkârcı ve nankör de olsa yaptıklarına pişman olup tövbe ettiği takdirde yüce Allah’ın, ona karşı sevgi, şefkat ve merhametle muamele edeceğini, günahlarını bağışlayacağını gösterir. Çünkü O, arşın sahibidir, şanı yücedir (arş hakkında bk. A‘râf 7:54); varlıkların yönetimi ve nihaî kaderi O’nun elindedir. O, dilediğini yapan yüce bir kudrettir, verdiği hükmü kimsenin bozması mümkün değildir (Allah’ın dilediğini yapması hakkında bk. Hûd 11:107).
12,13,14,15,16. Şüphesiz, Rabbinin yakalaması son derece çetindir. İnsanı yoktan yaratan ve sonra yeniden diriltecek O'dur. O, çok bağışlayandır; çok sevendir. Şanlı kudret tahtının sahibidir. Dilediği şeyleri mutlak yapandır.
(1)“Ma‘lûmdur ki; her kalb, kendine ihsân edeni (iyilik edeni) sever ve hakīkī kemâle (olgunluğa)muhabbet eder ve ulvî cemâle meftûn olur. Kendiyle berâber sevdiği ve şefkat ettiği zâtlara dahi ihsân edeni daha pek çok sever. Acabâ, (...) her bir isminde binler ihsan defîneleri bulunan ve bütün sevdiklerimizi ihsânâtıyla mes‘ûd eden ve binler kemâlâtın menbaı (kaynağı) olan ve binler tabakāt-ı cemâlin medârı (güzellik mertebelerinin sebebi) olan binbir esmâsının müsemmâsı olan Cemîl-i zü’l-Celâl, Mahbûb-ı zü’l-Kemâl, ne derece aşk ve muhabbete lâyık olduğu ve bütün kâinât, onun muhabbetiyle mest ü sergerdân (kendinden geçmiş) olmasının şâyeste (lâyık) bulunduğu anlaşılmaz mı? İşte şu sırdandır ki; ‘Vedûd’ (kullarını çok seven)ismine mazhar bir kısım evliyâ: ‘Cenneti istemiyoruz. Bir lem‘a-i muhabbet-i İlâhiye (Allah’ın sevgisinin bir parıltısı), ebeden bize kâfîdir’ demişler.” (Sözler, 32. Söz, 289-290)
13,14. (Her şeyi) başlangıçta yaratan da sonra onu (âhirette) tekrar yaratacak olan da O (Allah)’tır. Ve O çok bağışlayan (ve kullarını) çok sevendir.1
1 Vedûd: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Sözlükte “sevmek, muhabbet etmek” anlamındaki “vüdd” kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olan “vedûd”, “çok seven, çok sevilen” demektir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “sâlih kullarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen” mânasına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de vedûd ismi esmâ-i hüsnâdan olan “rahîm” ve “gafur” isimleriyle birlikte iki âyette geçmektedir (Hûd: 90, Burûc: 14). Vedûd ismi Tirmizî’ye ve İbnu Mâce’ye ait esmâ-i hüsnâ listelerinde bulunmakta, ayrıca hadis kaynaklarında Efendimizin teheccüd namazında okuduğu uzun duaların birinde, “Allahım! Sen rahîmsin, vedûdsün, dilediğini yapansın” niyazı yer almaktadır. (Tirmizî)
Muhammed Esed
Ve yalnız O'dur gerçek bağışlayıcı, sevgide kapsayıcı,
Mustafa İslamoğlu Büruc Suresi 14. Ayet Açıklaması
[5662] İbareyi bir sıfat tamlaması olarak görürsek, zımnen: O Ğafur olduğu için Vedûd değil, Vedûd olduğu için Ğafur’dur. Yani sonsuzca seven ve sevilen olduğu için çok bağışlayandır. Bağışlaması sevgisinin sonucudur.