Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 6223, sondan 14. ayet; 112. sure ve İhlâs Suresinin 2. ayetidir. İhlâs Suresi 2. ayetinin kelime sayisi 2, harf sayısı 9 ve toplam ebced değeri ise 231 olarak hesaplanmıştır. İhlâs Suresinin toplam ebced değeri 1002 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Samed kelimesi “sonu gelmeyecek biçimde devamlı ve bâki olan (Şevkânî, V, 612), “herkesin kendisine ihtiyacını arzettiği, fakat kendisi kimseye muhtaç olmayan” (Râgıb el-İsfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân, “smd” md.) gibi anlamlarda açıklanmıştır. Sûredeki bağlamına göre samed, “var oluş bakımından kimseye muhtaç olmayıp her şeyin varlık ve devamını kendisine borçlu olduğu vâcibü’l-vucûd” demektir. Buna göre samed kelimesi doğrudan doğruya ahad ismini açıklar; daha sonra gelen “doğurmamış ve doğmamıştır” meâlindeki âyet de samed isminin açıklamasıdır. Taberî, “samed”i, “kendisinden başka ibadet edilmeye lâyık hiçbir varlık bulunmayan tek mâbud” şeklinde tanımlamıştır (XXX, 222). Kur’an-ı Kerîm’de sadece burada geçen samed ismi başta “esmâ-i hüsnâ” hadisi olmak üzere (bk. Tirmizî, “Da‘avât”, 83) bazı hadislerde de yer almıştır (meselâ bk. Buhârî, “Tefsîr”, 112; Tirmizî, “Da‘avât”, 64).
1- Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şey kendisine muhtaç olunandır. Dilediğini yapan, istediği kuralı koyandır. Ezeli ve ebedi olandır.
Ahmet Akgül
“Allah, Samed’dir. (Her yaratığın Kendisine muhtaç bulunduğu şekilde, sonsuz ve kusursuz zengin olandır. Hiçbir şeye, hiç kimseye ve hiçbir şekilde asla ihtiyaç duymayandır, ama her şey O'na muhtaçtır.) ”
1.Her şey O`na muhtaçtır. O hiç bir şey muhtaç değildir. O`nun varlığı hiç bir şeye bağlı değildir ama O`nun dışındaki her şeyin varlığı O`na bağlıdır.
Ali Bulaç
Allah, Samed'dir (her şey O'na muhtaçtır, daimdir, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır).
(O), Allahdır, sameddir (zeval bulmayan bir baakıydir, dâimdir, herkesin ve herşey'in doğrudan doğruya muhtâc olduğu ve kasdetdiği yegâne varlıkdır, ulular ulusudur).
(Samed, her şeyin kendisine muhtaç olduğu ve hiç bir şeye ihtiyacı bulunmayan zat demektir.)
Mahmut Kısa
Allah, Samed’dir. Her şey O’na muhtaçtır, fakat O, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Tüm canlıları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren, Kendisine “Kul olmaya” lâyık tek varlık O’dur.
1 Samed: Sadece kendisine yönelinen demektir. Bu anlamı ile bir kavmin en şereflisine, “samed’ül-kavm” denilir. Bir de hiç boşluğu olmayan, nüfuz edilmez şeye de samed denir ki; bu da: yekpare, bütün, içi dolu, halis anlamlarına gelir. Buna göre samed: “hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ayıbı ve eksikliği bulunmayan, azametinde kâmil olan, kimseye muhtaç olmayıp, herkesin kendisine muhtaç olduğu mükemmel zat” demektir.2 Burada (اَلصَّمَدُ) marife olduğu için, anlamda “kasr” vardır. Bu durumda âyetin anlamı: “samed denilince kastettiğiniz hakikat, tamamen Allaha mahsustur”, olur.
Muhammed Esed
Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Evrenin Asıl Sebebi. 1
[5935] Allah lafzının tekrar gelmesi Ehad ve es-Samed sıfatlarının birbirinden bağımsız olarak ilâhî zâta aidiyetlerini ifade eder. Ehad’in önce gelmesi şirkin öncelikli sorun olduğunu gösterir.
[5936] Samed, Allah’ın mutlak ve mükemmelliğini ifade eden bir sıfattır. Hiçbir dile birkaç kelimeyle çevrilemez. Hem “her şey kendisine muhtaç olup kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan”; hem “ilk sebep ve son gaye” veya “öncesiz ilk, sonrasız son”; hem “eksilmeyen ve artmayan”; hem “evrenin eşsiz sahibi” mânalarına gelir. Kelimenin türetildiği samdın kök anlamı “güç (el-kuvve) ve cazibe kaynağı/merkezi (el-cem)”dir. Tabiatın çetin şartlarına direnen yekpare ve som kayaya samed denir. Yani zamana direnen, daim ve bâki olandır. İştikak-ı ekber açısından kelimenin aslî harflerinin sad ve mim olduğu, “boğaz deliği kapalı olup yememek” anlamındaki savm, “ağzı kapalı olup susmak” anlamındaki summ ve “kulak deliği kapalı olmak” anlamındaki samt ve çenesiyle değil değeriyle konuştuğu ve değeri sabit olduğu için “altın ve gümüş” anlamına gelen sâmit ile akrabadır. Yani deliksiz, gediksiz, eksiksiz, noksansızdır. Ne bir şey girer, ne bir şey çıkar. Bu mânâ, üflenen Ruh’un ‘Allah’tan bir parça’ olduğu düşüncesini de dışlar. Birçok otoriteye göre samed, “iç organları olmadığı için yeme ve içmeye muhtaç olmayan” demektir. Yani ölümlü olmayan ve beşere benzemeyendir. Kendisi başkalarına muhtaç olmayıp başkalarının ihtiyacını gideren toplum liderine de samed denir. Marife olarak geldiğinde mânâ şu olur: “her şey kendisine muhtaç olan ve kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan”. Hakim Tirmizî es-Samed’i “öncesiz ilk ve sonrasız son” olarak tarif etmiştir. Sözün özü: Allah’ın mutlak-mükemmelliğini ifade eder (Krş: İbn Teymiyye, Tefsir VII, 307-326). Müsnedin belirli gelmesi tahsis ifade ettiği için cümleye, “Yalnızca Allah sameddir” vurgusu katar. es-Samed ismi, Tanrı’nın bir şeye girdiği (hulul) veya bazılarının Tanrı’yla birleştiği (ittihad) türünden her tür akidevi sapmayı kökten reddeder.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Allah, bütün mahlukatın kendisine teveccüh ve iltica edeceği zât-ı ehâdiyyettir.»
Her şey varlığını ve bekâsını O'na borçludur. Herşey O'na muhtaçtır. O, hiçbirşeye muhtaç değildir. Her şeyin başvuracağı, yardım dileyeceği tek varlık O'dur.