Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1702, sondan 4535. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 106. ayetidir. Yusuf Suresi 106. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 1686 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (3) ر (2) bulunuyor.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 106. Ayet Açıklaması
Müşrikler, Allah’ın varlığına inanmakla birlikte, ilâh edindikleri kimseleri veya şeyleri Allah ile aralarında aracı ilâhlar olarak kabul ederler veya ancak Allah’a nisbet edilebilecek nitelikleri ilâh edindikleri bu şeylere verirler. (Konu ile ilgili olarak bakınız: Zümer sûresi, âyet, 3)
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 106. Ayet Tefsiri
İnsanların çoğu, göklerdeki ve yerdeki delilleri ibret gözüyle incelemedikleri ve akıllarını doğru kullanmadıkları için, Allah’ın varlığını kabul ettikleri halde O’na çeşitli yollarla ortak koşarlar. Nitekim Câhiliye döneminde Arabistan halkı da Allah’a inanmakla birlikte (Lokmân 31:25) çeşitli şekillerde O’na ortak koşuyorlardı. Meselâ, bazı putperest Araplar meleklerin Allah’ın kızları olduğuna inanırken (Nahl 14:57), bir kısmı da kendilerini tanrıya yaklaştırsınlar diye putlara tapıyorlardı (Zümer 39:3). Hıristiyanlar, Hz. Îsâ’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia ederken, yahudilerin bir kısmı, “Üzeyir Allah’ın oğludur” diyorlardı (Tevbe 10:30). Ayrıca cinleri Allah’a ortak koşanlar da vardı (En‘âm 6:100).
Mehmet Okuyan
Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler.
Bu cümle şirkin imanın içinde gizlenmiş hâlini ortaya koymakta, müminlerin şirke düşmeme noktasında son derece dikkatli davranması gerektiğini içermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Onların çoğu, Allah'a iman etmiyorlar, sadece şirk koşuyorlar.
İnsanların çoğu, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a ortak koşarak gizli şirke düşüp başkalarını da otorite kabul ettikleri bir düzen içinde Allah'a sözde iman ediyorlar.
Cemal Külünkoğlu Yusuf Suresi 106. Ayet Açıklaması
Bkz.2:165Allah’ın varlığını sezme, algılama yatkınlığı insanda yaratılıştan var olan fıtrî bir hususiyettir. Sonradan, şer dürtülerin itmesiyle oluşan arızî duygular Allah’la insanın arasını açar ve insan araya bir takım canlı cansız varlıklar sokar. Ve bunları da Allah’a ulaşmak adına yapar. Allah’a katıksız iman, tevhid inancının temelini oluşturmaktadır. Allah’ın bir ve her şeye egemen olduğuna inanmak yetmiyor. O’na şirksiz ve katıksız iman gerekiyor. O’nun birliğine ve büyüklüğüne gölge düşürecek başka varlıkları araya sokmak ve onlara tanrısal nitelikler yakıştırmak da şirkin farklı bir versiyonudur. Bir kısım Mekkeli müşrikler de Allah’ın birliğine inanıyorlardı ama melekler Allah’ın kızlarıdır diyerek O’na şirk koşuyorlardı. Allah’a ulaşmak için putları aracı kılarak Tevhid inancıyla çelişen tavırlar sergiliyorlardı. Bir insan Allah’la kendi arasına birisini ya da herhangi bir şeyi koyuyorsa ve buna da Allah’a nispet edilebilecek nitelikler yüklüyorsa o kişi, imanına şirk bulaştırıyor demektir. Kur’an imanlarına şirki bulaştırarak kendilerine zulmedenleri şiddetle uyarıyor.
Arabistan halkında tek tanrı inancı vardı; ancak çeşitli şekillerde Allah’a ortak koşuyorlardı. Mekkeliler, «Melekler Allah’ın kızlarıdır»; bir kısım müşrikler de, «Tanrı’ya yaklaşmak için putlara tapıyoruz» derlerdi. Hıristiyanlar, «İsa Allah’ın oğludur» derken, yahudiler de «Uzeyr Allah’ın oğludur» diyorlardı. Böylece insanların çoğu Allah’a ortak koşuyorlardı. Âyette bunlara işaret edilmektedir.
Ve onların çoğu, Allah’a inanmazlar. İçlerinden inananları varsa, onlar da arzu ve heveslerini yâhut uydurdukları birtakım düzmece ilâhları Allah’a ortak koşarlar.
1 Halis tevhit ile îman etmez, Allah’tan başkasına da ilâhlık payesi verir ve onlara da taparlar. Allah’a ait sıfatların bir kısmını, başka varlık ve insanlara da verirler. Artık o varlık ve insanlar, onların Allah’la beraber taptıkları, fayda ve zarar verebileceklerine inandıkları ek ilâhları olur da müşrik olduklarının farkına bile varmazlar. Bir de Müslümanız diye dolaşırlar. Allah’ın kendilerine verdiği nîmetleri başkalarına izafe ederler. Yani dinlerinin geneline inanır, tafsilatında şirk koşarlar. (Elmalılı)
Muhammed Esed
Ve onların çoğu başka varlıklara da tanrısal nitelikler yakıştırmaksızın Allah'a inanmazlar.
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 106. Ayet Açıklaması
[1924] İmanda çelişki nedir? İçine şirk karıştırılmış bir imandır. İşte burada bu tür bir çelişkili imandan söz edilmektedir (Krş: 29:61-63 vd.) es-Sîra sahibi İbn İshak aynen şöyle der: “Müşrikler kendilerini İbrahim’in dininden biliyorlardı” (M. Hamidullah tahkiki, s. 178). Müşrikler telbiyelerinde önce Allah’ı birliyorlardı, sonra da putlarını işe dahil ediyorlardı. “Onların çoğu Allah’a şirk koşmaksızın iman etmiyorlar” âyetinin tarihi bir karşılığı olduğu gibi, güncel bir karşılığı da vardır. Nasıl ki Mekke’nin şirk koşanları bu hallerine bakmadan kendilerini Hz. İbrahim’in dinine nisbet ediyorlarsa, günümüzün şirk koşanları içinden de kendini Hz. Muhammed’in dinine nisbet edenler çıkabilmektedir. Bu ve buna benzer âyetlerin tarihsel olduğu ve bizlere hitap etmediği gibi sakat bir düşünceye saplanmamışsak, bu âyetlerde dile gelen hakikatin tarihte kalmış ‘isimler’ değil, her zaman ve zeminde varlığını sürdürecek olan ‘vasıflar/nitelikler’ olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerek.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve ekserisi Allah Teâlâ'ya imân etmez ve onlar ancak müşriklerdir.