Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1616, sondan 4621. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 20. ayetidir. Yusuf Suresi 20. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 42 ve toplam ebced değeri ise 2527 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (1) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
وشروه بثمن بخس دراهم معدودة وكانوا فيه من الزاهدين
Hz. Yusuf’un az bir pahaya satılması aslında onun üzerinde yoğunlaşılmamasını, dikkat çekici bir pozisyonun yaşanmamasını, sıradan bir işlem olarak çok fazla göz önünde olmamasını sağlamış, böylece onun kaybolmuşluğu yönündeki kabul daha geniş bir durum arz etmiştir.
Bayraktar Bayraklı
Nihayet onu düşük bir fiyata sattılar. Onlar ona karşı isteksiz idiler.
Ve sonunda Mısır'a varınca, Yûsuf'u değersiz bir fiyatla, birkaç dirhem gümüşe sattılar. O'nu ellerinde tutmak için isteksiz davrandılar. Yani buluntu olduğu için, ona fazla değer vermeyip hemen ellerinden çıkardılar.
(Yûsuf'u takip eden kardeşleri işin farkına varınca, “bu bizim kaçak kölemizdir” diye) onu değersiz bir fiat ile, birkaç dirheme (kafileye) sattılar. (onu uzaklaştırmak için) hakkında rağbetsiz bulunuyorlardı. (Yûsuf'a kıymet biçmiyorlardı.)
İsmail Hakkı İzmirli Yusuf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[5] Yolcular kuyuda bulmakla veya hakikati anlamakla yanlarında tutmak istemediler de, parasını aramadılar veya kardeşleri uzak düşmek için para aramadılar.
Kadri Çelik
Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (bir kaç) dirheme sattılar. onlar O'nun hakkında isteksizlerden olmuşlardı.
Uzun bir yolculuğun sonunda, nihâyet kervan Mısır’a vardı. Yûsuf’uköle pazarına çıkardılar ve onu ucuz bir fiyata, birkaç gümüş dirheme sattılar. Çünkü çalıntı bir çocuk olduğu için, onu uzun süre ellerinde tutmak istemiyorlardı. Zaten çok da değer vermemişlerdi.
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 20. Ayet Açıklaması
[1841] Şirâ’, Kur’an’da sülasi olarak geldiği dört yerde de (12:20; 2:102, 207; 4:74) bâ‘a (sattı) mânasına kullanılmıştır ve bâ harfi satın alınan şeye bitişiktir. “Satın aldılar” mânasını bu istikrai okumadan dolayı tercihe şayan bulmadık. Buna ilaveten, “satın aldılar” alternatifinin ilave anlam sorunlarına yol açacağı da ortadadır:
1) Bu takdirde âyetin son cümlesine “zaten ona az bir değer biçiyorlardı” mânası veriliyor ki ve kânû fîhi mine’z—zâhidîn ibaresi için bu tekellüftür.
2) Yusuf gibi dünyalar güzeli bir delikanlıya neden az değer biçmişler? Değersiz bir köleye ülkenin bakanı müşteri olur mu?
3) Fakat kervancıların Yusuf’tan kurtulmak istemeleri olay örgüsüyle bire bir mutabıktır ve makuldür. Zira Yusuf’un köleleştirilmesi yasal prosedüre uygun değildi.
Kur’an olay örgüsünün tüm boşluklarını doldurmayıp, bunu zihinlerimize bırakıyor: Kuyuya attıkları Yusuf’u İsmaili tüccarların çıkardığını görünce, “Ne koparırsak kardır” diye düşündüler ve hemen yetişip şöyle dediler: “O bizim kölemizdi kaçtı”. Ve onu düşük bir fiyata sattılar. Eski Ahid’de olay şöyle yer alır: “Yahuda kardeşlerine “Kardeşimizi öldürüp suçumuzu gizlersek ne kazanırız? Gelin onu İsmaililere satalım. Böylece canına dokunmamış oluruz. Çünkü o kardeşimizdir, aynı kanı taşıyoruz.” Kardeşleri bunu kabul etti.” (Tekvin: 37:36-37)
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve O'nu biraz bedel ile sayılmış birkaç dirhem ile satıverdiler ve onlar O'nun hakkında rağbetsizlerden olmuşlardı.