Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1634, sondan 4603. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 38. ayetidir. Yusuf Suresi 38. ayetinin kelime sayisi 26, harf sayısı 103 ve toplam ebced değeri ise 6700 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (14) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
واتبعت ملة اباءي ابرهيم واسحق ويعقوب ما كان لـنا ان نشرك بالله من شيء ذلك من فضل الله علينا وعلى الناس ولكن اكثر الناس لا يشكرون
“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.”
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 38. Ayet Tefsiri
Bu olay, Hz. Yûsuf’un risâletini tebliğe başladığı ilk olay olmalıdır. Zira bundan önce tebliğde bulunduğunu gösteren herhangi bir işaret yoktur. Ona güvenen ve ondan rüyalarının yorumunu isteyen iki arkadaşına o, gayet nazik bir şekilde hitap ederek rüya yorumlama ilminin kehânet ve falcılık değil, Allah’ın, kendisine vahyettiği ilimlerden olduğunu bildirmiştir. Kendisinin Allah’a ve âhiret gününe inanmayan putperest Mısırlılar’ın dinine asla iltifat etmediğini, hak peygamber olan atalarının dinine mensup olduğunu ve bunların Allah’a ortak koşmalarının doğru olmadığını ifade etmiştir. Mısırlılar o zaman putperest olup çeşitli tanrılara tapıyorlardı (İbn Âşûr, XII, 271); nitekim 39 ve 40. âyetler bunu ifade etmektedir. Burada dikkat çeken bir husus da Hz. Yûsuf’un, “Size rızık olarak verilen yemek gelmeden önce onun yorumunu mutlaka size haber vereceğim” diyerek yorum için bir vakit belirlemiş olmasıdır. Bu ifadeden, zindandakilerin dış dünya ile ilişkilerinin kesildiği, güneşin hareketini dahi izleme imkânlarının bulunmadığı, dolayısıyla, vakti ancak yemek, uyku ve havalandırma gibi olaylarla bildikleri anlaşılmaktadır. “Size rızık olarak verilen yemek gelmeden önce” ifadesini, mecaz olarak “olaylar başınıza gelmeden, rüyanız gerçekleşmeden önce” şeklinde anlamak da mümkündür. Hz. Yûsuf’un, “Bu (rüya yorumlama ilmi) rabbimin bana öğrettiklerindendir” meâlindeki ifadesi yüce Allah’ın ona rüya yorumlamanın dışında da şer‘î ilimler, hikmet, iktisat vb. birçok ilmi öğretmiş olduğuna işaret eder. Nitekim 55. âyette krala hitaben söyledikleri de bu yorumu destekler mahiyettedir. Hz. Yûsuf, aynı zamanda İbrâhim, İshak ve Ya‘kub aleyhisselâmın kendisinin ataları olduğunu söyleyerek kimliğini de ilk defa açıklamış bulunmaktadır. Ayrıca o, kendisinin Allah tarafından peygamber atalarına vahyedilen dini tebliğ etmek için seçilmiş olduğunu, dolayısıyla bir eğitim ve imtihan sürecinden geçtiğini biliyordu.
Mehmet Okuyan
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un milletine (dinine) uydum. Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yakışmaz. Bu, Allah’ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
“Atalarım İbrâhim, İshâk ve Ya‘kûb'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yaraşmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.”
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakûb'un milletini¹ seçtim. Allah'a, herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfudur. Ne var ki, insanların çoğu yine de şükretmiyorlar!
1- Uygarlıklarını, yaşam biçimlerini, sistemlerini, düzenlerini.
Ahmet Akgül
"Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un (Hakk) dinine tâbi olup (gerçeğe ve huzura erdim. Hiçbir şekilde) ve hiçbir şeyle Allah'a şirk koşmamız bizim için olacak şey değildir. Bu, bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu (maalesef) şükretmezlerdi."
Ve atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un dinine uydum. Hiçbir şeyi Allah'a eş tutmamıza imkan yok, bu da bize ve insanlara, Allah'ın bir lütfü, fakat insanların çoğu şükretmez.
Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a herhangi birşeyi ortak koşmak bize yakışmaz; bu tevhid inancı bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur. Ama insanların çoğu, bu lütfun değerini bilmez de onun için şükretmezler.
“Atalarım, İbrâhim, İshak ve Yâkub'un dinine, sünnetine, İslâm dinine tâbi oldum. Bizim, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah'a kanunlarının üzerinde câri olduğu hiçbir varlığı ortak koşmamız yakışmaz, bu mümkün değildir. Bu bize ve bütün insanlara Allah'ın bir lütfudur. Fakat insanların çoğu lütfun kıymetini bilmiyor, şükretmiyorlar.” dedi.
Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a bir şeyi ortak koşmak bize yaraşmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfundandır; ancak insanların çoğu şükretmezler.
'Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiç bir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değildir. Bu, bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler.'
Atalarım; İbrahîm, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamız olamaz. Bu tevhîd, bize ve insanlara Allah'ın bir fazlıdır, fakat insanların çoğu şükretmezler.
“Ben, babalarım olan İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine tabi oldum. Herhangi bir şeyi Allah’a eş koşmamız, bize yakışmaz. Bu din, Allah’ın bize ve insanlara olan bir lütuf ve ihsanıdır. Fakat insanların çoğu şükretmiyorlar.”
«Tanrım ! Ben İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un dinine uydum, hiçbir şeyi ben Allaha eş koşmam, hem bize, hem insanlara bu Allahın bir emridir, insanların pek çoğuysa şükretmez»
“Onun yerine atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakup'un milletine bağlandım. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu inanç Allah'ın, bize ve tüm insanlara yönelik bir lütfudur. Fakat insanların çoğu Allah'a şükretmezler.”
Burada da “millet” sözcüğü din,yaşam biçimi, uygarlık, düzen, sistem anlamında kullanılmıştır. Hz. Yusuf’un; “atalarım İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un milletine bağlandım” demesi, şirkin olmadığı gerçek tevhid dini olan İslam’a intisap etmesi demektir. Onun için “Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz” diyor. Yani Tevhid dinini kabul ettikten sonra tevhidi yaralayacak davranışlar sergilemek doğru olmaz. Tevhid dininin tanımı Hz. Peygamberin getirdiği mesajda, örnekleri ise başta Hz. Nebi olmak üzere Kur’an’ın sunduğu peygamberlerin hayatlarında vardır.
Diyanet İşleri (Eski)
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir ortak koşmak bize yaraşmaz; bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfudur; fakat insanların çoğu şükretmez" dedi.
Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız bize yaraşmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfundandır. Fakat insanların çoğu şükretmezler.
"Ben, atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. ALLAH'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu, ALLAH'ın bize ve halka olan lütfudur. Ancak insanların çoğu şükretmez."
"Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim, Allah'a hiçbir şeyi ortak tutmamız olmaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lutfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler."
Ve atalarım İbrahim ve İshak ve Ya'kubun milletine ittiba' ettim, bizim Allaha hiç bir şey şerîk koşmamız olamaz, bu bize ve insanlara Allahın bir fazlıdır, velâkin insanların ekserisi şükretmezler
«Atalarım İbrâhîmin, İshaakın, Ya'kubun dînine uydum. Allaha her hangi bir şey'i ortak tutmamız bizim için (doğru) olmaz. Bu (tevhîd), bize ve insanlara Allahın lütf-ü ınâyetindendir. Fakat insanların çoğu (buna karşı) şükretmezler».
“Çünki (ben,) atalarım İbrâhîm, İshâk ve Ya'kub'un dînine tâbi' oldum. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız, bizim için (aslâ câiz) olmaz! Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur; fakat insanların çoğu şükretmezler.”
“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un yollarına tabi oldum. Bizim hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmamız mümkün değildir. Bu davranış biçimi, Allah’ın bize ve insanlara bir lütfu dur. Ama insanların çoğu Allah’ın bu lütfuna şükretmiyor.”
Ben, babalarım İbrahim, İshak ve Yakub/un din ve milletine tâbi oldum. Allah/a bir şeyi şerik koşmak elimizden gelmez. Bu tevhit Allah/ın bize ve insanlara bir inayetidir. Fakat birçok insanlar şükretmezler».
“Babalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a her hangi bir ortak koşmak bize yaraşmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfüdür; fakat insanların çoğu şükretmez.”
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakup’un insanlığa getirdikleri ve doğrudan doğruya Allah’tan gelen o mükemmel inanç sistemini kabul ettim. Bakın arkadaşlar; bizim, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi itaat edilmesi gereken mutlak otorite kabul etmeye, yani onları Allah’a ortak koşmaya hakkımız yoktur. İşte bu dupduru tevhid inancı, Allah’ın hem bize, hem de diğer bütün insanlara bahşetmiş olduğu en büyük lütfudur. Ne var ki, insanların çoğu, kendilerine bunca nîmetlerini bahşeden Rab’lerine kulluk görevini yerine getirmiyor, O’na gereğince şükretmiyorlar.
“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un milletine / dinine uydum.
Allah’a herhangi bir şeyi şirk / ortak koşmamız bizim için olası değildir.
Bu, Allah’ın bize ve İnsanlar’a olan lütfundandır; ama İnsanlar’ın çoğu şükretmez”.
(Ve): “Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yâkûb’un dinine uydum. Bizim Allah’a hiç bir şeyi denk tutmamız kesinlikle olamaz. (Çünkü) bu (din) bize ve insanlara Allah’tan gelen bir lütuftur.1 Fakat insanlardan çoğu, (bu lütfa) şükretmezler,”
1 Allah’ın insanlara Peygamberler vasıtasıyla din göndermesi çok büyük bir lütuftur. Yoksa insanlar sadece kendi akıllarıyla Hakk’ı bulamazlar. Ayrıca o dönemde Allah, Peygamberlik lütfunu İsrâil oğullarına vermişti. Bu da onlara Allah’ın özel bir lütfu idi ve bu, şükrü gerektiriyordu.
Muhammed Esed
ve atalarım İbrahim, İshâk ve Yakub'un yolunu tuttum. (Çünkü) tanrısal nitelikleri Allah'tan başka herhangi bir varlığa yakıştırmak bizlere yakışmaz: Allah'ın bize ve bütün insanlığa bahşettiği lütfun bir [sonucudur] bu, 39 ama insanların çoğu bu (lütfun) değerini bilmez.
“Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un inanç sistemine uydum. Allah’a ait niteliği, herhangi birine yakıştırmak bize asla yakışmaz. İşte bu, tevhit inancı bize ve tüm insanlara Allah’ın bir lütfudur. Ne var ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler.” 2/132-133
ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un inancına uydum. Allah’a ait herhangi bir niteliği ondan başkasına yakıştırmak bize yakışmaz. İşte bu (tevhidî iman), Allah’ın bize ve tüm insanlığa olan bir lutfudur: ne var ki insanların çoğu buna şükretmez.[1857]
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 38. Ayet Açıklaması
[1857] Şükür, kök itibarıyla “aldığını hak etmek ve verimli değerlendirmek, verileni zayi etmeyip onu azamÎ ürüne çevirmek” anlamına gelir. Kelimenin nisbet edildiği hepsi de “verimli kılma” ve “değerlendirme” anlamında birleşen dört ayrı kökeni vardır (Mekâyîs).
Ömer Nasuhi Bilmen
«Ve babalarım İbrahim'in, İshakın ve Yakub'un milletine tâbi oldum. Bizim için Allah'a hangi bir şeyden şerik edinmemiz doğru olamaz. Bu tevhid bizim üzerimize ve nâsın üzerine Allah Teâlâ'nın bir fazlıdır. Velâkin nâsın ekserisi şükretmezler.»
37, 38. Yusuf: “Yiyeceğiniz yemek size henüz gelmeden, her birinizin rüyasının tabirini size bildirmiş olurum. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Ama, önce biraz beni dinleyin: Ben Allah'a iman etmeyen, âhireti de inkâr eden bir halkın dinini bir tarafa atıp, atalarım İbrâhim, İshak ve Yâkub'un dinine tabi oldum. Allah'a herhangi bir şeyi şerik saymak bizim için asla doğru olmaz. Bu tevhid inancı, Allah'ın hem bize, hem de insanlara olan ihsanıdır. Ama ne yazık ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler. ”
Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un dinine uydum. Bizim, herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmağa hakkımız yoktur. Bu (tevhid), bize ve bütün insanlara Allah'ın bir lutfudur, ama insanların çoğu şükretmezler.
Ben atalarımın dinine uymuş bulunuyorum; İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un dinine… Bizim herhangi bir şeyi Allah’a ortak saymaya hakkımız olamaz. İşte bu (Allah’ın ortağının olmaması), O’nun bize ve bütün insanlara olan büyük lütfudur. Ama insanların çoğu bunun kıymetini bilmez.
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Biz, Allah'a şirk koşmayız. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan Allah'ın lütfundandır, Fakat, insanların çoğu buna şükretmezler.
“Ben atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu(6) hem bize, hem bütün insanlara Allah'ın bir lütfudur; lâkin insanların çoğu şükretmiyor.
"Ve atalarım İbrahim'in, İshak'ın, Yakub'un milletine uydum. Bizim herhangi bir şeyi Allah'a ortak tutmamız söz konusu olamaz. İşte bu, Allah'ın bize ve diğer insanlara bir lütfudur. Ama insanların çokları şükretmiyorlar."
Ve uydum dīnine atalarumuñ ki İbrāhīmdür, İsḥāḳdur ve Ya‘ḳūbdur.Yoḳdur bize şirk getürmek Tañrıya hīç nesne. Ol Tañrınuñ fażlı ve keremindendür bizüm üstümüze ve ḫalḳ arasında. Lākin çoḳ kişiler şükr eyle‐mezler.