Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1647, sondan 4590. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 51. ayetidir. Yusuf Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 110 ve toplam ebced değeri ise 6909 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (19) ل (12) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
قال ما خطبكن اذ راودتن يوسف عن نفسه قلن حاش لله ما علمنا عليه من سوء قالت امرات العزيز الـن حصحص الحق انا راودته عن نفسه وانه لمن الصادقين
Kral, kadınlara, “Yûsuf’tan murad almak istediğiniz zaman derdiniz ne idi?” dedi. Kadınlar, “Hâşâ! Allah için, biz onun bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Aziz’in karısı ise, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben murad almak istedim. Şüphesiz Yûsuf doğru söyleyenlerdendir” dedi.
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 51. Ayet Tefsiri
Elçi Hz. Yûsuf’un isteklerini krala iletti. Kral bu isteği yerine getirmede tereddüt göstermedi. Muhtemelen olayı o da biliyor ve Yûsuf’un suçsuz olduğuna inanıyordu. Ancak devlet ileri gelenlerinin itibarını koruma uğruna haksızlığa göz yummuştu. Zamanı gelince ilgili kadınları toplayıp onları sorguya çekti. Kadınlar Hz. Yûsuf’un günahsız olduğunu itiraf ettiler. Bu durum karşısında Aziz’in karısı da gerçeği itiraf etmekten başka bir yol olmadığını anladı.
Mehmet Okuyan
(Hükümdar, kadınlara) şöyle demişti: “Yusuf’un [nefs]inden yararlanmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?” Onlar “Haşa! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” demişlerdi. Aziz’in hanımı şöyle demişti: “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir.”
Yûsuf 12:32’de belirtildiği gibi, Aziz’in hanımı Züleyha, bu itirafını daha önce de yani şehirli kadınlara verdiği davette de dile getirmişti.
Bayraktar Bayraklı
Kral kadınlara dedi ki: “Yûsuf'un nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?” Kadınlar, “Hâşâ! Allah için biz ondan hiçbir kötülük görmedik” dediler. Aziz'in hanımı da dedi ki: “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben, onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o, doğru söyleyenlerdendir.”
Hükümdar: “Yusuf'tan murat almak istediğinizde ondan nasıl bir karşılık aldınız?” dedi. Kadınlar: “Hâşâ! Allah için onun bir kötülüğünü bilmiyoruz.” dediler. Aziz'in hanımı: “Şimdi gerçek ortaya çıktı, ona ben sahip olmaya kalkıştım, o kesinlikle doğru söyleyenlerdendir.” dedi.
(Bunun üzerine hükümdar topladığı o kadınlara:) "Yusuf'un nefsinden murad almak (onu zinaya zorlamak) istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Allah için, hâşâ" dediler. "Biz ondan hiçbir kötülük görmedik." Aziz’in (Vezirin) karısı da dedi ki: "İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O (Yusuf) ise gerçekten doğru (ve onurlu) kimselerdendir (ve itibarının iade edilmesi lazım gelir). ”
Padişah, o kadınlara, Yusuf'tan murat almak istediğiniz zaman ne haldeydiniz dedi. Allah için dediler, onun bir kötülüğünü görmedik, bilmedik. Azizin karısı da şimdi işte dedi, hak çıktı meydana, ondan murat almak isteyen bendim ancak ve o, hiç şüphe yok ki gerçeklerdendi.
Bunun üzerine hükümdar o kadınları çağırtıp kendilerine: “Yûsuf'un gönlünü çelmek isterken, ne sağlayacağınızı umuyordunuz?” diye sordu da. Kadınlar: “Allah korusun, biz ondan en küçük bir kötülük görmedik” dediler. Azizin karısı da: “İşte şimdi gerçek yerini buldu” dedi. “Ben O'nun nefsinden murad almak istemiştim, ama o özü, sözü doğru kimselerdendi.”
Kral, kadınlara:
“Yakınlık gösterip Yûsuf'a sahip olmayı arzuladığınızda sizi buna iten sebep ne idi? Onda size karşı bir meyil mi gördünüz?” dedi. Kadınlar:
“Hâşâ, Allah için, biz onun aleyhine olacak bir kötülüğünü bilmiyoruz” dediler. Devletlü vezirin karısı ise:
“Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı. Ben yakınlık gösterip hile yaparak ona sahip olmaya kalkıştım. O kesinlikle doğru söyleyenlerdendi.” dedi.
(Hükümdar kadınlara): "Yusuf'un nefsine yaklaşmak istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâşâ! Allah için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanımı da dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsine yaklaşmak istedim. O ise gerçekten doğru söyleyenlerdendir."
(Hükümdar topladığı o kadınlara:) 'Yusuf'un nefsinden murad almak istediğinizde durumunuz neydi?' dedi. Onlar: 'Allah için, haşa' dediler. 'Biz ondan hiç bir kötülük görmedik.' Aziz (Vezir)in karısı da dedi ki: 'İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söylenlerdendir.'
(Hükümdar o kadınları toplayıp kendilerine) sordu: “Yûsuf'un nefsine yaklaşmak istediğiniz zaman ne halde idiniz?” Kadınlar: “-Hâşâ, Allah için, biz onun aleyhinde bir fenalık bilmiyoruz.” dediler. Vezirin karısı da şöyle dedi: “- Şimdi hak meydana çıktı. Onun nefsine yaklaşmak isteyen ben idim. O ise, hakîkaten sadıklardandır.”
Kral, (kadınlara) dedi ki: “Siz, Yusuf’u elde etmeye çalıştığınız zaman, durum neydi? (Yusuf ne yaptı?) Onlar: “Allah için, hâşâ! Biz onun bir kötülüğünü görmedik” dediler. Bakanın hanımı: “İşte şimdi, hak yerini buldu… Onu ben elde etmeye çalıştım. Ve şüphesiz o, doğru konuşanlardandır” dedi.
Hâkan kadınlara dedi ki: «Ne yaptınız, ondan dilek almakçin?» Kadınlar dediler ki: «Allah saklıya, kötülük görmedik biz ondan yana», Başkanın karısı da: «Hak açığa çıktı şimdi, bense ona sataşmıştım, o sözünde gerçek kimselerdendir» diye anlattı
(Bunun üzerine kral o kadınları çağırtıp kendilerine:) “Yusuf'un gönlünü çelmek isterken ne sağlayacağınızı umuyordunuz?” diye sordu. (Kadınlar:) “Allah korusun, biz ondan en küçük bir kötülük görmedik!” dediler. Tam o sırada kralın karısı: “Artık gerçek ortaya çıktı!” diye atıldı: “Onun gönlünü çelmek isteyen bendim; o ise hep özü sözü doğru olan kimselerdendi!” dedi.
Hz. Yusuf’un, hapisten çıktıktan çok sonra, kocası ölen Züleyha ile evlendiği ve ondan iki çocuğunun dünyaya geldiği rivayet edilir. Hz. Yusuf, Züleyha ile evlenmiş mi evlenmemiş mi? Evlenmişse nasıl ve ne için evlenmiş? Daha önce fuhşa yeltenmiş, iftira atmış, haksızlık etmiş bir kadınla Hz. Yusuf nasıl izdivaç etmiştir... gibi detaylara takılmamak lazım. Zira Hz. Yusuf üzerinden bize verilmek istenen mesaj önemlidir. Mademki Kur’an bir hidayet mesajıdır o halde, hidayete götüren enstrümanların mutlaka tarihi derinliğinin ve hikmetinin bilinmesi gerekmez.
Diyanet İşleri (Eski)
Hükümdar kadınlara: "Yusuf'un olmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Onun bir fenalığını görmedik" dediler. Vezirin karısı: "Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun olmak isteyen bendim; doğrusu Yusuf doğrulardandır" dedi.
(Kral kadınlara) dedi ki: Yusuf'un nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi? Kadınlar, Hâşâ! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki: «Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir.»
(Kral kadınlara:) "Yusuf'u baştan çıkarmak isterken durumunuz neydi?" Kadınlar, "ALLAH korusun; biz ondan bir kötülük görmedik!," dediler. Bunun üzerine, valinin karısı şöyle dedi: "Gerçek artık ortaya çıktı. Onu ben yoldan çıkarmaya çalışmıştım. O doğru konuşuyor."
Hükümdar, o kadınlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalktınız?" dedi. Onlar "Hâşâ, Allah için, biz onun aleyhinde hiçbir fenalık bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karısı da: "Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı. Aslında onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise şeksiz şüphesiz doğrulardandır" dedi.
Melik, o kadınlara, derdiniz ne idi ki o vakıt Yusüfün nefsinden murad almağa kalktınız? Dedi, hâşâ dediler Allah için biz onun aleyhinde bir fenalık bilmiyoruz. Azîzin karısı şimdi, dedi, hak tezahür etti, onun nefsinden ben kâm almak istedim, o ise şeksiz şüphesiz sadıklardandır
(Padişah o kadınları toplayıb) dedi: «Yuusufun nefsinden kâm almak istediğiniz zaman ne halde idiniz»?. (Kadınlar): «Haaşâ, dediler, Allah için biz onun üstünde bir fenalık bilmedik». Azizin karısı da şöyle dedi: «Şimdi hak meydana çıkdı. Ben onun nefsinden murad almak istedim. O ise şeksiz şübhesiz doğru söyleyenlerdendir».
(Mısır hükümdârı, o kadınlara:) “Yûsuf'un nefsinden murâd almak istediğiniz zaman zorunuz neydi?” dedi. (Onlar:) “Hâşâ! Allah için, biz onun hakkında hiçbir kötülük bilmiş değiliz!” dediler. Vezîrin karısı da dedi ki: “Şimdi hak ortaya çıktı! Onun nefsinden(asıl) ben murâd almak istemiştim. Ve şübhesiz o, gerçekten doğru söyleyenlerdendir!”
Melik kadınlara “Yusuf’un kendisinden faydalanmak istediğinizde neler oldu?” diye sordu. Kadınlar “Allah her şeyden münezzehtir ki, Yusuf’un aleyhinde, en küçük bir kötülük yaptığını bilmiyoruz” dediler. Azizin karısı da ”Şu an gerçekler ortaya çıktı. Onun erkekliğinden ben istifade etmek istedim. Yusuf bu hususta doğru söylemişti” dedi.
Padişah kadınları topladı, onlara «Yusuf/tan murat almak istediğiniz zaman ne halde idiniz? [⁶]» diye sordu. Onlar «— Hâşa! [⁷] biz ondan bir kötülük görmedik» dediler. Vezirin karısı «— İşte şimdi hak büsbütün belli oldu. Evet ben ondan murat almak istedim, o ise sözünde sadıktır» dedi.
İsmail Hakkı İzmirli Yusuf Suresi 51. Ayet Açıklaması
[6] Yusuf'un size meylini gördünüz mü?[7] «Allah her bir ayıptan münezzehtir». Kadınlar Yusuf'un nezahetine taaccüp ederek bu cümleyi irat etmişlerdir.
Kadri Çelik
(Hükümdar o kadınlara,) “Yusuf'un nefsinden murat almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?” dedi. Onlar, “Allah münezzehtir, biz onun hiç bir kötülüğünü bilmiyoruz!” dediler. Aziz'in karısı da dedi ki: “İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murat almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.”
Böylece elçi, tekrar kralın yanına gelip bu sözleri ona iletti. Bunun üzerine kral, olayla ilgili geniş çaplı bir araştırma başlattı. Sözü geçen kadınları topladı ve onlara, “Yûsuf’u baştan çıkarmak istediğinizde, durumunuz neydi? Yûsuf size bir kötülük yapmak istedi mi?” diye sordu. Kadınlar, “Hâşâ; Allah var ki, biz ondan en ufak bir kötülük görmedik!” dediler. Vezirin karısı ise, utanç ve pişmanlık içinde, “Şimdi gerçek ortaya çıktı!” diye itiraf etti, “Evet, onu baştan çıkarmak isteyen bendim; o ise, dâimâ dürüst ve iffetli davrandı. Yûsuf, kesinlikle doğru söylüyor!”Böylece olay çözümlenmiş, Yûsuf’un suçsuzluğu ortaya çıkmış oldu. Kralın elçisi, tekrar hapishaneye dönüp olup bitenleri Yûsuf’a anlattı. Yûsuf da elçiye şunları söyledi:
-“Yûsuf’un nefsinden istekte bulunduğunuzda sizin derdiniz neydi?” dedi.
-“Hâşâ! Allah için, onun bir kötülüğünü bilmedik” dediler.
Azîz’in karısı dedi ki: -“Şimdi Hakk / Gerçek ortaya çıktı. Onun nefsinden ben istekte bulundum.
O, Sadıklar’dan / Özü-Sözü Doğrular’dandır”.
(Vezir Yûsuf’u yanına çağırarak o kadınlara): “Yûsuf’a yaltaklandığınızda sizin esas maksadınız neydi?” dedi. Onlar da: “Hâşâ! Allah’tan korkarız, biz ondan kötülük olarak hiçbir şey görmedik.” dediler. Vezir’in karısı da: “İşte şu anda gerçek anlaşıldı; ben ona yaltaklandım, o ise gerçekten doğruyu söylüyordu.”dedi.
[Bunun üzerine Kral o kadınları çağırtıp kendilerine:] “Yusuf'un gönlünü çelmek isterken ne sağlayacağınızı umuyordunuz?” 49 diye sordu. Kadınlar: “Allah korusun, biz o'ndan en küçük bir kötülük görmedik!” dediler. [Ve] Yusuf'un ilk efendisinin hanımı: 50 “Artık gerçek ortaya çıktı!” diye atıldı, “Onun gönlünü çelmek isteyen bendim; o ise hep özü-sözü doğru olan kimselerdendi!”
(Kral kadınları topladı ve onlara): “Bir zamanlar siz Yusuf’dan faydalanmak istediğinizde ondan nasıl bir karşılık gördünüz?” dedi. Kadınlar: “Hâşâ, Allah var biz onun herhangi bir kötülüğüne şahit olmadık.” dediler. O anda Azizin hanımı: Artık gerçek ortaya çıktı. Onu koynuma almak isteyen bendim. O, bütün söylediklerinde doğruydu.” 12/23...26
(Kral onları toplayıp) sordu: “Sizler, bir zamanlar Yusuf’u baştan çıkarmaya çabalamakla ne elde etmeyi ummuştunuz?” Onlar: “Hâşâ!” dediler, “Allah için biz, onun aleyhine olabilecek en küçük bir kötülüğe tanık olmadık.” Malum yöneticinin[1871] karısı “İşte” diye atıldı, “gerçek olanca çıplaklığıyla şimdi ortaya çıktı! Arzumu tatmin için onu baştan çıkarmaya çalışan bendim; ne ki o, hep (özüne ve sözüne) sadık kaldı.[1872]
Mustafa İslamoğlu Yusuf Suresi 51. Ayet Açıklaması
[1871] “Yüksek rütbeli görevli”, “yönetici” anlamında kullanılan el-‘azizdeki belirliliği çeviriye olay örgüsünün tahkiye mantığına uygun olarak “malum” şeklinde yansıttık.
[1872] Lafzen: “dürüst biri olarak”. 23. âyetin ilgili notunda açıkladığımız ibarenin anlamı ile uyumluluğunu dikkate alarak, bu fıtrat eksenli anlamı tercih ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hükümdar kadınlara dedi ki: «Mühim haliniz ne idi. O vakit ki, Yusuf'un nefsinden muradını almak istemiş idiniz?» Dediler ki: «Hâşâlillâh! Biz O'nun aleyhinde bir fenalık bilmiş değiliz.» Azîz'in karısı da dedi ki: «Şimdi hak tebeyyün etti. O'nun nefsinden ben murad almak istemiştim ve şüphe yok ki, o elbette sâdıklardandır.»
Hükümdar o kadınları toplayıp: “Ne idi sizin Yusuf'la dâvanız? ” Siz Yusuf'u elde etmeye çalıştığınızda durum ne idi, Yusuf nasıl davrandı? ” diye sordu. Onlar da: “Hâşa! Allah için söylemek gerekirse, onun yaptığı hiç bir kötülük bilmiş, görmüş değiliz. ” dediler. İşte o sırada vezirin eşi: “Şimdi gerçek meydana çıktı. Ondan kâm almak isteyen bendim. O ise tam sadık ve dürüst insanlardandır. ” diye itiraf etti.
(Kral, kadınlara): "Yusuf'un nefsinden murad almak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" dedi. Dediler ki: "Haşa, Allah için (doğru söylemek lazım), biz onda hiçbir kötülük görmedik!" Aziz'in karısı da: "İşte şimdi hak yerini buldu, ben onun nefsinden murad almak istemiştim. O tamamen doğrulardandır!" dedi.
Kral kadınlara dedi ki “Yusuf’u istediğinizde nasıl bir karşılık gördünüz?” Kadınlar: “Allah için o böyle şeylerden uzaktır” dediler. Onun aleyhine bir kötülük bilmiyoruz. “Vezirin karısı da şöyle dedi: “Şimdi bütün gerçek ortaya çıktı. Ondan murat almak isteyen bendim. O gerçekten dürüst bir kişidir.”
(Hükümdar kadınlara):-İsteklerinizle Yusuf'a ısrar ettiğiniz zaman durumunuz neydi? dedi. Kadınlar:-Haşa, Onun bir kötülüğünü görmedik, dediler. Vezirin karısı:-Şimdi gerçek anlaşıldı. Nefsine uyan bendim. O, tamamen doğrulardandır.
Hükümdar kadınlara “Derdiniz neydi de Yusuf'tan muradınızı almak istediniz?” diye sordu. Onlar “Hâşâ,” dediler. “Allah için, ondan bir kötülük görmedik. Azizin hanımı da “İşte şimdi hak yerini buldu,” dedi. “Ondan muradımı almaya çalışan bendim; o doğruyu söylüyordu.”
Kral dedi: "Yûsuf'un nefsinden murat almak istediğinizde, derdiniz ne idi?" Dediler ki: "Allah şahit, biz onun hiçbir kötülüğünü bilmiyoruz." Aziz'in karısı dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onunla gönül eğlendirmek istemiştim. O, özü-sözü doğru insanlardandı."