Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1646, sondan 4591. ayet; 12. sure ve Yusuf Suresinin 50. ayetidir. Yusuf Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 22, harf sayısı 89 ve toplam ebced değeri ise 3553 olarak hesaplanmıştır. Yusuf Suresinin toplam ebced değeri 497284 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (15) ل (13) ر (4) bulunuyor.
Arapça Metin
وقال الملك ائتوني به فلما جاءه الرسول قال ارجع الى ربك فسـله ما بال النسوة التي قطعن ايديهن ان ربي بكيدهن عليم
Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”
Diyanet İşleri (Yeni) Yusuf Suresi 50. Ayet Tefsiri
Yûsuf’un hapishane arkadaşı rüyanın yorumunu krala götürdü. Kral, yorumun rüyaya uygun olduğunu görünce sevindi ve bu yorumu yapanın akıllı, bilgili bir kimse olduğunu anladı. Yorumu bir de kendisinden dinlemek için onun huzura getirilmesini emretti. Elçi gelip kralın isteğini Hz. Yûsuf’a iletti. Fakat Yûsuf, yüce Allah’tan gelen bir ilhamla kendisinin ileride yüksek bir makama geleceğini biliyordu; dolayısıyla zindandan hemen çıkmayıp üzerindeki töhmet ve şaibenin ortadan kalkmasını, iffet ve şahsiyetine sürülmüş olan lekenin temizlenmesini istedi. Kendisinin haksız olarak zindana atılmış, mâsum ve günahsız biri olduğunun ortaya çıkmasını bekledi. Resûl-i Ekrem Hz. Yusuf’un zindanda çektiği çileyi anlatırken onun gösterdiği sabır ve olgunluk hakkında takdirkâr ifadeler kullanmıştır (Buhârî, “Tefsîr”, 12:5).
Hz. Yûsuf burada peygambere yakışır bir nezaket ve örnek bir tavır da sergiledi. Şöyle ki, asıl zindana atılmasına sebep olan Aziz’in karısı olduğu halde velinimetinin şerefini korumak için, onun karısından hiç söz etmeden geçmişte yapılmış bir toplantıda ellerini kesmiş bulunan kadınların tutumunun tahkik edilerek olayın aydınlatılmasını istedi.
Mehmet Okuyan
Hükümdar “Onu bana getirin!” demişti. Elçi ona geldiğinde (Yusuf) şöyle demişti: “Efendine dön ve ona ‘Ellerini kesen o kadınların derdi neydi?’ diye sor! Şüphesiz ki Rabbim onların hilesini çok iyi bilendir.”
Bu ayette geçen [er-rasûl] kelimesi, bilinen anlamda “peygamber” değil, insanlar arasındaki iletişimi sağlayan “elçi, ulak” demektir.,Yûsuf 12:23, 41, 42 ve 50. ayetlerde geçen [rabb] kelimeleri, “efendi, sahip” anlamındadır.,Yaklaşık 12 yıl hapiste kalan birisinin Kral’ın affına mazhar olması herkesin özlemle beklediği bir durum olmasına rağmen, Hz. Yusuf bunu tercih etmemiş, hapse atılmasındaki haksızlığın ortaya çıkarılmasını ve bunu bütün kamuoyunun böylece duyup bilmesini istemişti. Aksi takdirde üzerine atılı iftira ile ömür boyu yaşayacaktı. Hapisten hatır belası çıkmak yerine, zalim mi yoksa mazlum mu olduğunun ortaya çıkmasını sağlayarak ve aklanarak çıkmak onun en tabiî hakkıydı ki o da bunu uygulamıştı.
Bayraktar Bayraklı
Adam bu yorumu getirince kral dedi ki: “Onu bana getirin!” Elçi, Yûsuf'a geldiği zaman, Yûsuf dedi ki: “Efendine dön de ona ‘Ellerini kesen o kadınların zoru neydi?' diye sor! Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.”
Hükümdar: “Onu bana getirin.” dedi. Hükümdarın elçisi ona gelince, rabbine¹ dön ve ona, ellerini kesen kadınların durumunu sor.² Kuşkusuz Rabb'im onların hilesini bilendir.
1- Efendine, krala. 2- Önce bunu bir aydınlatsın bakalım.
Ahmet Akgül
(Bu aydınlatıcı ve tedbir aldırıcı yorumları duyan) Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin." Ona elçi geldiğinde (Yusuf kendisine dedi ki:) "Efendine (Rabbine) dön de ona sor: Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten Bilendir. (Ama benim de bu iftiradan temizlenmem gerekir.) ”
Padişah, o zatı getirin bana dedi. Elçi gelince dön efendine de dedi, ellerini doğrayan kadınların neydi zorları, bir sor ona; şüphe yok ki Rabbim, onların düzenini bilir.
Ve Yûsuf'un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz hükümdar: “O'nu bana getirin” dedi. Ama elçiler kendilerine geldiğinde, Yûsuf dedi ki: “Efendinize gidin ve ona sorun, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? Bunu araştırıp ortaya çıkarsın. Çünkü Rabbim, şüphesiz o kadınların tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir.”
Kral:
“Yûsuf'u bana getirin.” dedi. Kralın habercisi yanına gelince Yûsuf:
“Efendine geri dön, ona, ellerini kesen kadınların zoru ne imiş, bir sor. Benim Rabbim onların sinsice hazırladıkları kötülük tuzaklarını çok iyi bilir.” dedi.
Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir" dedi.
Hükümdar dedi ki: 'Onu bana getirin.' Ona elçi geldiğinde (Yusuf:) 'Efendine dön de ona sor: 'Ellerini kesen o kadınların durumu neydi? Doğrusu benim Rabbim, onların hileli düzenlerini gerçekten bilendir.'
Bu tâbiri duyan hükümdar: “- Yûsuf'u bana getirin” dedi. Bunun üzerine, kendisini dâvet için elçi gelince, Yûsuf ona şöyle dedi: “- Efendine dön de, o ellerini kesen kadınların hâli neydi, kendisinden sor. Muhakkak ki benim Rabbim, onların hilelerini bilendir.
Kral: “Onu bana getirin!” dedi. Elçi, Yusuf’a gidince, Yusuf: “Efendine dön… Ellerini kesen o kadınların durumlarını sor. Şüphesiz benim efendim onların tuzağını biliyor.” dedi.
Hakan dedi ki: «Onu bana getirin!», gönderilen kimse ona gelince Yusuf dedi ki: «Git efendine, ne oldu ellerin kesen kadınlar? Ona sorasın, bilir benim Tanrım kadın hilesini»
(Adam bu yorumu getirince) Kral: “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yusuf'a gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların derdi ne idi? diye sor. Şüphesiz Rabbim onların tuzaklarını/hilelerini hakkıyla bilendir.”
Kralın kendisini huzuruna çağırmasına rağmen Hz. Yusuf ‘un bu çağrıyı reddetmesi vakarlı ve onurlu duruşunun bir göstergesidir. Suçsuzluğu kanıtlanmasına rağmen zindana atılan Hz. Yusuf’un kralın huzuruna çıkarak boyun eğmesi onun için hem bir züldü hem de karakterine tersti. Nitekim Hz. Yusuf, hakkın örtbas edilemeyeceğinden, adaletin er ya da geç tecelli edeceğinden ve gerçeğin mutlaka ortaya çıkacağından emindi.
Diyanet İşleri (Eski)
Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Yusuf'a elçi gelince, "Efendine dön, kadınlar niçin ellerini kesmişlerdi bir sor; doğrusu Rabbim onların hilesini bilir" dedi.
(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elçi, Yusuf'a geldiği zaman, (Yusuf) dedi ki: «Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.»
Kral, "Onu bana getirin," dedi. Elçi ona gelince (Yusuf,) "Rabbine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Rabbim, onların entrikalarını bilir," dedi
O hükümdar "Onu bana getirin" dedi. Emir üzerine Yusuf'a gönderilen adam yanına gelince, Yusuf ona dedi ki: "Haydi efendine geri dön de, ona sor bakalım, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imiş? Hiç şüphe yok ki, Rabbim, onların oyunlarını çokiyi bilir."
Bunu duyan Melik de getirin bana onu, bunun üzerine ona gönderilen adem gelince, haydi Efendine dön de sor ona: o ellerini doğrayan kadınların maksadları ne imiş, şüphe yok ki rabbim onların hiylelerine alîmdir dedi
(Bunu duyan) padişah dedi ki: «Onu (Yuusufu) bana getirin». Bunun üzerine ona elçi gelince: «Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru neydi, kendisine sor. Şübhe yok ki benim Rabbim onların fendini hakkıyle bilicidir» dedi.
(Elçi bu ta'bîri anlatınca) bunun üzerine hükümdar: “Onu bana getirin!” dedi. Nihâyet elçi kendisine gelince, (Yûsuf, hakkındaki ittihâmı gidermek için bu da'vete hemen icâbet etmedi ve ona) şöyle dedi: “Efendine dön de ona sor; ellerini kesen o kadınlarınmaksadı ne imiş?(2) Şübhesiz ki Rabbim, onların hîlesini hakkıyla bilendir.”
(2)Hazret-i Yûsuf (as) onca çilesine rağmen, yine de peygamberliğe lâyık bir nezâketle, vaktiyle evinde kaldığı Züleyhâ’nın hukūkuna riâyet etmiş ve onu rencîde etmemek için adını açıkça söylemeyip, ellerini kesen kadınları nazara vermişti. Yûsuf (as) hapisten çıktıktan sonra, kocası ölen Züleyhâ ile evlenmiş ve ondan iki çocuğu olmuştur. Yûsuf (as)’ın, hanımına: “Bu, senin daha önce istediğinden daha hayırlı değil mi?” dediği rivâyet edilir. (Râzî, c. 9:18, 166)
İlyas Yorulmaz
Melik “(Bu yorumu yapanı) bana getirin” dedi. Melik’in elçisi Yusuf’a geldiğinde Yusuf “Efendine dön ve ellerini kesen kadınların, neden ellerini kestiklerini ona sor. Şüphesiz benim Rabbim o kadınların hilelerini en iyi bilendir” dedi.
Padişah tâbiri öğrenmekle «— Onu bana getirin» dedi. Elçi Yusuf a gelince Yusuf ona beraetini izhar için «Efendine dön, ne oldu da kadınlar ellerini kestiler? diye kendisinden sor. Rabbim onların desiselerini hakkıyle bilir» dedi.
Hükümdar, “Onu bana getirin” dedi. Yusuf'a elçi gelince, “Efendine dön de böylece ondan ellerini kesen kadınların macerasını bir sor. Doğrusu Rabbim onların hilesini bilir” dedi.
Bu sözleri dikkatlice dinleyen kralın hizmetçisi, hemen saraya döndü ve Yûsuf’un yorumunu olduğu gibi krala aktardı. Bundan son derece etkilenen kral, “Onu bana getirin!” diye emretti. Kralın özel dâvetçisi olan elçi,Yûsuf’u zindandan çıkarıp saraya götürmek üzere yanına gelince, Yûsuf ona, “Benim suçsuz olduğum ispatlanmadan, kralınızın himmetiyle buradan çıkmak istemiyorum. Şimdi, efendine dön ve ona, “Ellerini kesen o kadınların durumu neymiş?” diye benim adıma sor.Sor ki, olup bitenleri iyice araştırsın ve gerçek ortaya çıksın. Senin efendin olayın içyüzünü öğrenebilir mi bilmem fakat benim Rabb’im, o kadınların sinsi tuzaklarını ve ne çirkinlikler peşinde koştuklarını gâyet iyi biliyor!”
Melik: -“Onu bana getirin!” dedi.
Yûsuf’a Elçi geldiğinde: -“Efendine dön! Ona sor ki; ellerini kesmiş Kadınlar’a ne oldu?
Benim rabbim, onların aldatmalarını bilmektedir” dedi.
Hükümdar: “Onu bana getirin.” dedi. (Hükümdarın) elçisi gelince (Yûsuf ona): “Efendine git de ona; ellerini kesen o kadınların esas maksatları neydi? diye bir soruver. Şüphesiz, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilir.”1 dedi.
1 Hz. Yûsuf (a.s), gerçeği Allah’ın bildiğini bildiği halde, bir de halk nazarında masumiyetini ispat etmek ve zindandan masum olarak çıkmak için hükümdarın tahkikat yaptırmasını istemiştir.
Muhammed Esed
Ve [Yusuf'un yorumu kendisine ulaşır ulaşmaz] Kral: “Onu bana getirin!” dedi. Ama elçiler kendisine geldiğinde [Yusuf:] “Efendinize gidin ve ondan [önce] ellerini kesen kadınlar hakkındaki gerçeği [ortaya çıkarmasını] isteyin; çünkü, Rabbim onların oyunlarını/tuzaklarını bütün gerçeğiyle bilmektedir!”
Kral: “Onu bana getirin.” dedi. Kral’ın adamı Yusuf’u almaya gelince, Yusuf ona: “Şimdi efendine git ve ona, ‘Vaktiyle ellerini kesen kadınların derdi neymiş?’ bir sor. Elbette Rabbim, onların hilesini çok iyi bilmektedir!” dedi. 12/31-32
(Bu yorum kendisine iletilince,) kral “Onu bana getirin!” emrini verdi. Görevli kendisine gelince (Yusuf) dedi ki: “Efendine dön ve ona sor bakalım, ellerini kesen hanımların derdi neymiş? Şunu da iyi bil ki, benim Rabbim onların tuzaklarını çok iyi bilmektedir.”
Ve hükümdar dedi ki: «O'nu bana getiriniz.» Vaktâ ki O'na elçi geliverdi. Dedi ki: «Efendine dön, O'na sor ki, o ellerini kesen kadınların maksatları ne imiş? Şüphe yok ki, benim Rabbim onların hilelerini bihakkın bilicidir.»
Bunu duyan Hükümdar: “Onu bana getirin! ” dedi. Hükümdarın elçisi gelince Yusuf: “Sen önce dönüp efendine de ki: “O ellerini kesen kadınların meselesi neydi, kendisine soruver. ” Zaten benim efendim, o kadınların fendini pek iyi bilir. ”
İsrail kaynakları kıssanın bu bölümünde de; Kur’ân’dan farklı ayrıntılar ve Hz. Yusuf’un değerini düşürecek taraflar naklederler. Oysa Kur’ân’ın anlatımı, onun bir Peygamberden beklenen örnek tutumunu özetler. Onun bu davranışlarıdır ki kralı, onu Maliye bakanı (hatta Başbakan) olarak görevlendirmeye sevk etmiştir.
Süleyman Ateş
(Elçi bu yorumu getirince) Kral: "Onu bana getirin." dedi. Elçi, Yusuf'un yanına gelince (Yusuf): "Efendine dön de ona sor, ellerini kesen o kadınların maksadı neydi? (Bunu ortaya çıkarsın). Şüphesiz Rabbim, onların tuzaklarını biliyor", dedi.
Kral dedi ki “Onu bana getirin!” Elçi geldiğinde Yusuf şunları söyledi: “Efendine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim efendim (olan Allah) onların oyunlarını bilir.”
Hükümdar: -O'nu bana getirin, dedi. Yusuf'a elçi gelince:-Efendine dön, kadınların niçin ellerini kestiğini sor. Şüphesiz Rabbim, onların hilesini bilir, dedi.
Hükümdar “Onu bana getirin” dedi. Elçi geldiğinde, Yusuf ona dedi ki: “Geri dön ve efendine sor, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Rabbim onların tuzaklarını biliyor.”
Kral: "Bu yorumu yapanı bana getirin!" dedi. Elçi kendisine gelince, Yûsuf dedi ki: " Rab edindiğin kişiye dön de sor bakalım, o ellerini kesen kadınların derdi neydi? Rabbim, o kadınların hilelerini çok iyi bilmektedir."
Melik eyitdi: Yūsufı baña getürüñüz. Ḳaçan kim resūl geldi çıḳarmaġa,Yūsuf eyitdi: Çün var ḫocaña ṣor ol ‘avratlar ḥālini ki ellerin kesmişler‐idi.Taḥḳīḳ Tañrı anlaruñ fikrini bilici‐y‐di.