Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1761, sondan 4476. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 11. ayetidir. İbrahim Suresi 11. ayetinin kelime sayisi 29, harf sayısı 113 ve toplam ebced değeri ise 5975 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (20) ر (2) bulunuyor.
Arapça Metin
قالت لهم رسلهم ان نحن الا بشر مثلكم ولكن الله يمن على من يشاء من عباده وما كان لـنا ان نأتيكم بسلطان الا باذن الله وعلى الله فليتوكل المؤمنون
Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 11. Ayet Tefsiri
Peygamberler, Allah’ın varlığını, birliğini ıspatlayacak bunca aklî delil varken insanların bu konuda şüpheye düşmelerinin yersiz ve anlamsız olduğunu vurgulamışlar, bu davranışı sergileyen inkârcıları kınamışlar, hakkı inkâr edenlerin bu dünyada başlarına gelmesi mukadder olan felâketlere işaret ederek Allah’ın, onları bağışlayıp helâk olmaktan kurtulacakları bir yola davet ettiğini ve bu yolda yürüyebilmek için kendilerine gerekli süreyi verdiğini ifade etmektedir. Ancak inkârcılar Allah’ın insanla iletişim kurup ona vahiy göndereceğine inanmadıkları için peygamberlerin bu çağrısına kulak vermemişler; onlardan insan gücünün üstünde bir delil yani mûcize getirmelerini istemişlerdir. Oysa insan olmak peygamberliğe engel değildir; nitekim insanlığa gönderilmiş olan peygamberlerin tamamı insandır (Nahl 16:43; Enbiyâ 21:7). Peygamberler buna işaret ettikten sonra bu görevin kime verileceği konusunun Allah’ın iradesine ve tercihine bağlı olduğunu, bunu kullarından dilediğine lutfettiğini, Allah’ın izni olmadan peygamberin herhangi bir mûcize getirmesinin mümkün olmadığını ifade etmişler, gerçeği bulup onunla aydınlanmak isteyen müminlerin mûcizelere değil Allah’a ve O’nun gönderdiği mesaja dayanıp güvenmelerini tavsiye etmişlerdir.
Mehmet Okuyan
Elçileri ise onlara şöyle demişti: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız. Fakat Allah ( vahyi) kullarından dilediğine (layık olana) lütfeder. Allah’ın izni olmadan bizim size herhangi bir delil getirmemiz mümkün değildir. Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!
Peygamberleri onlara dediler ki: “Evet, biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah, nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.”
Resulleri onlara dediler ki: “Biz de ancak sizin gibi beşeriz. Ancak Allah, kullarından dilediği kimseye iyilikte bulunur.¹ Allah'ın izni olmaksızın bizim size bir sultan² getirmemiz olacak şey değildir. Mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül³ etsinler.”
1- Kullarından dilediğini resul yapmakla. 2- Resûl olduğumuzu gösteren bir belge. “Sultan” sözcüğüne, mucize veya delil olarak anlam vermek doğru değildir. Sultan; yetkili, yetki verilmiş, yetkilendirilmiş veya yetki verildiğini gösteren belge demektir. Burada resullerin, resul olarak görevlendirildiklerine dair bir yetki belgesinden, bir görev pusulasından söz edilmektedir. 3- Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
Ahmet Akgül
Resulleri onlara dediler ki: “Doğrusu bizler de, sizin gibi sadece bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunup (özel nimet ve faziletler bahşetmektedir) . Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü’minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.”
Peygamberleri, biz de dediler, sizin gibi insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder, ihsanda bulunur ve biz, Allah'ın izni olmadıkça size bir delil ve mucize gösteremeyiz ve inananlar, artık Allah'a dayanmalı.
Peygamberleri de onlara demişti ki: “Doğrusu biz de, sizin gibi insandan başkası değiliz; ama Allah nimetini, kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca Allah'ın izni olmadıkça, bir delil getirmek de, bizim harcımız değildir ve inananlar, sadece Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.
Rasulleri onlara:
“Biz, kesinlikle sizin gibi beşer soyundanız. Fakat Allah nimetini, peygamberlik görevini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yok. Mü'minler Allah'a, yalnız Allah'a dayanıp güvenirler, işlerini O'na havale ederler.” dedi.
Peygamberleri onlara dediler ki: "Biz de sizin gibi birer insandan başka bir şey değiliz. Ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemiz sözkonusu olamaz. Mü'minler yalnız Allah'a güvensinler.
Resulleri onlara dediler ki: 'Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değildir. Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.'
Peygamberleri, onlara dediler ki: “- Evet, biz de sizin gibi ancak bir insanız; fakat Allah, Peygamberlik nimetini kullarından dilediği kimseye ihsan eder. Allah'ın izni olmadıkça da (isteğiniz üzere) size bir mûcize getirmemize imkânımız yoktur; ve müminler ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.
Peygamberler: “Evet, biz de ancak sizin gibi insanız. Fakat Allah, kullarından istediğine ikram ve ihsan eder. Allah’ın izni olmadan size bir delil getiremeyiz. İnananlar yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.”
Onlara peygamberleri demişti ki: «Biz de sizin gibi ancak bir insanız, şu var ki kullarından, Allah dilediğine verir nimetini, onun izni olmadıkça sizlere bir belge getiremeyiz, inanmış bulunanlar, Allaha dayanalar
Resulleri onlara dedi ki: “(Evet) biz de sizin gibi sadece birer insanız. Fakat Allah (peygamberlik) nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan (elçiliğimiz hakkında) bizim size bir mucize getirmemize imkân yoktur. İnananlar ancak Allah'a güvenirler.”
Cemal Külünkoğlu İbrahim Suresi 11. Ayet Açıklaması
Mucizeler, doğrudan Allah’ın fiilleridir. Peygamberler, ellerinde olmadığı için, istedikleri zaman mucize gösteremezler. Mucize, bir irşad ve tebliğ aracı olmadığı gibi, toplumun ıslahı için uygulanan bir yöntem de değildir. Sadece peygamberliğin kanıtlanması için Allah tarafından geçici olarak lütfedilen bir olaydır. Peygamberlik de seçimle kazanılan ya da çalışarak, eğitim görerek, ticaret yaparak elde edilen bir meslek değildir. Ayetin ikinci cümlesinde de belirtildiği gibi peygamberlik Allah’ın iradesiyle takdir edilen bir vazifedir. Allah bu vazifeyi istediği toplumdan arzu ettiği kişiye verir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki; peygamberin akrabası olmak, onunla aynı dili konuşmak ya da aynı bölgede yaşamak, aynı soydan gelmek kimseye bir imtiyaz ve itibar kazandırmaz. İtibarlar, terakkiler peygamberlerin getirdiği ilahî buyruklara gösterilen bağlılıkla yani yolundan giderek, iyi ve faydalı eylemlerle kazanılır.
Diyanet İşleri (Eski)
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. İnananlar sadece Allah'a güvensin."
Peygamberleri onlara dediler ki: «(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.»
Elçileri ise kendilerine şöyle dediler: "Biz, elbette sizin gibi birer insanız. Ancak, ALLAH, kullarından dilediğini seçerek ona lütufta bulunur. ALLAH'ın izni olmadan size bir yetki belgesi getirmemiz olanaksızdır. İnananlar ALLAH'a güvenmeli.
Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz ancak sizin gibi bir insanız, ama Allah kullarından dilediğine nimetini lütfeder. Ve Allah'ın izni olmadıkça bizim size bir delil getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar.
Resulleri onlara: evet, dediler: biz, sizin gibi bir beşerden başka bir şey değiliz ve lâkin Allah kullarından dilediğine nı'metini ihsan buyurur ve Allâhın izni olmadıkça size bir sülta ve bürhan getirmek bizim haddimiz değildir, ve hep Allaha tevekkül etmelidir onun için mü'minler
Peygamberleri onlara: «Biz de, demişdi, sizin gibi insandan başka (bir şey) değiliz. Fakat Allah, ni'metini kullarından kimi dilerse ona ihsan eder. Allahın izni olmaksızın bizim size (kaahir) bir hüccet getirmemize imkân yokdur. Mü'minler ancak Allaha güvenib dayanmalıdır».
Peygamberleri onlara dediler ki: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız; fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Hâlbuki Allah'ın izni olmadıkça, size bir mu'cize getirmemiz, bizim için mümkün değildir. O hâlde mü'minler, ancak Allah'a tevekkül etsin!”
Elçiler onlara “Şüphesiz biz de sizin gibi insanız. Ancak Allah kullarından dilediğine iyilikler (elçilik görevi) veriyor. Allah’ın izni olmadıkça, bizim sizi ikna edebilecek güçlü bir delil getirmemiz, Allah dilemedikçe mümkün değildir. İnananlar yalnızca Allah’a güvenip dayansınlar.”
Onlara peygamberleri demişlerdi ki «—Evet biz ancak sizin gibi bir insanız, fakat Allah kullarından dilediğine nübüvvet ihsan buyurur, Allah/ın izni olmaksızın size burhan getirmek elimizde değildir. Mü/minler Allah/a mütevekkil olsunlar».
Peygamberleri onlara dedi ki: “Doğrusu biz, sizin gibi yalnızca bir beşeriz, ancak Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmaksızın size bir delil getirmemiz bizim için olacak şey değil. Müminler, ancak Allah'a tevekkül etmelidirler.”
Bunun üzerine Peygamberleri onlara, “Evet, biz de ancak sizler gibi fâni birer insanız; ne var ki Allah, kulları arasından dilediğini elçilik makâmına yücelterek onurlandırır. Fakat şu da var ki, Allah izin vermedikçe, bizim size herhangi bir mûcize göstermemiz söz konusu olamaz. Çünkü mûcize göstermek, tamamen Allah’ın elindedir ve O, ne zaman ne yapacağını elbette bilmektedir. O hâlde inananlar, yalnızca Allah’a güvensinler.”
Onlara rasûlleri dedi ki:
-“Biz ancak sizin gibi bir beşeriz; ama Allah, kullarından dileyeceği kimselere karşılıksız nimet verir.
Allah’ın izni olmadıkça, bizim size delil getirmemiz olası değildir.
Müminler sadece Allah’a tevekkül etsin!”.
Peygamberleri onlara: “Doğrusu biz, sadece sizin gibi bir insanız,1 fakat Allah kullarından dilediğini (Peygamberlik nîmeti ile) şereflendirir ve Allah’ın izni olmaksızın biz size asla bir âyet (bile) getiremeyiz. Öyleyse Mü’minler, sadece Allah’a tevekkül2 etsinler...”
1 Peygamberler, beden yapıları itibariyle normal birer insandırlar. Ancak tek farkları kendilerine vahiy gelmesidir. Bk. (Kehf: 110, Fussilet: 6)2 Tevekkül: Lügatte âcizliğini ortaya koymak ve başkasına güvenmek anlamına gelir. Dini terim olarak ise Tevekkül: “Kulun sebepleri yerine getirdikten sonra, Allah’a karşı âcizliğini ortaya koyup, sadece ona güvenmesidir.” Bk. (Âlu İmran: 122)
Muhammed Esed
Elçileri onlara: “Doğru, biz de sizler gibi sadece ölümlü kimseleriz” diye cevap verdiler, “ama işte Allah nimetini kullarından dilediğine bahşeder. Ayrıca, Allah'ın izni olmadıkça, [görevimiz hakkında] bir delil getirmek bizim harcımız değildir. Bu hususta inananlar yalnızca Allah'a güvenmelidirler. 14
Elçileri de onlara dedi ki: “Evet, bizde ancak sizin gibi birer beşeriz,1 ama Allah kullarından layık olan kimseye elçilik vererek onurlandırır.2 Bununla beraber Allah’ın izni olmadıkça biz size delil/mucize getiremeyiz.3 Artık inananlar sadece Allah’a dayanıp güvensinler.4 118/110, 41/6, 210/107, 42/13, 313/7-27, 20/133-134, 29/50-51, 40/78, 43/159-160, 5/11-23, 9/51-129
Rasulleri onlara şöyle cevap verdi: “Evet, biz de yalnızca sizin gibi ölümlü birer insanız, ama Allah kullarından tercih ettiği kimseyi (vahiyle) nimetlendirir; üstelik Allah’ın izni olmaksızın, yaptırım gücü olan ilâhî bir kudret delîlini size sunmak da, bizim üstümüze vazife değildir.[1996] Ne ki yürekten inananlar yalnızca Allah’a güvenip dayanmalıdırlar.
Mustafa İslamoğlu İbrahim Suresi 11. Ayet Açıklaması
[1996] Mâ kâne li… kalıbı için bkz: 12:76, not 77.
Ömer Nasuhi Bilmen
Peygamberleri onlara dedi ki: «Biz sizin gibi bir beşer olmaktan başka değiliz. Velâkin Allah Teâlâ kullarından dilediği kimseye ihsan eder ve Allah Teâlâ'nın izni olmadıkça bizim size bir hüccet getirmeğe kudretimiz yoktur ve mü'minler artık Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler.»
Resulleri onlara: “Evet, ” dediler. “Biz sizin gibi beşerden başka bir şey değiliz. Fakat Allah peygamberlik nimetini kullarından dilediğine ihsan eder. Allah'ın izni olmadıkça size mûcize göstermemiz mümkün değildir. O halde müminler yalnız Allah'a dayanıp güvenmelidirler. ”
Elçileri onlara dediler ki: "Evet biz de sizin gibi insandan başka bir şey değiliz. Fakat Allah, kullarından dilediğine lutfeder. Allah'ın izni olmadan biz size delil getiremeyiz. İnananlar, Allah'a dayansınlar."
Elçileri onlara dedi ki “Doğru, biz de tıpkı sizin gibi bir insanız. Ama Allah, tercih ettiği kuluna iyilikte bulunur. Allah’ın izni olmadan size boyun eğdirecek bir delil getirmek bizim elimizde değildir. Müminler, yalnız Allah’a güvenip dayansınlar.
Peygamberleri onlara dedi ki: -Biz ancak sizin gibi birer insanız ama, Allah, kullarından dilediğine iyilikte bulunur. Allah'ın izni olmadıkça biz size delil getiremeyiz. Müminler sadece Allah'a dayansınlar.
Peygamberleri onlara dedi ki: “Biz de sizin gibi birer beşeriz; fakat Allah dilediği kuluna lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan biz size bir delil getiremeyiz. Mü'min olanlar ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Resulleri onlara dediler ki: "Biz de sadece sizin gibi birer insanız, fakat Allah, kullarından dilediğine lütufta bulunur. Allah'ın izni olmadan bizim size bir kanıt getirmemiz haddimize değil. İnananlar yalnız Allah'a dayanıp güvensinler."