Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1793, sondan 4444. ayet; 14. sure ve İbrahim Suresinin 43. ayetidir. İbrahim Suresi 43. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 2379 olarak hesaplanmıştır. İbrahim Suresinin toplam ebced değeri 263593 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (4) ل (2) ر (3) bulunuyor.
Arapça Metin
مهطعين مقنعي رؤسهم لا يرتد اليهم طرفهم وافـدتهم هواء
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim Suresi 43. Ayet Tefsiri
“Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!” şeklinde çevirdiğimiz cümledeki zalimler –kavram olarak– Hz. Peygamber zamanının müşriklerini de içine almaktadır. Nitekim Lokmân aleyhisselâm da şirkin büyük bir zulüm olduğunu ifade etmiştir (Lokmân 31:13). Bununla birlikte müşriklerin dışındaki zalimleri de kapsamasına bir engel yoktur. Bu sebeple bazı müfessirler bu âyetin mazlumlar için bir teselli, zalimler için bir tehdit ifade ettiğini söylemişlerdir (Râzî, XIX, 141; İbn Âşûr, XIII, 246). Allah Teâlâ’nın, zalimleri yaptıklarından dolayı hemen cezalandırmayıp onlara mühlet vermesi, zalimin yaptıklarından habersiz veya zulme razı olduğu yahut zalimi cezalandırmaktan âciz bulunduğu için değil, onlara tövbe etme imkânı tanımak, tövbe etmedikleri takdirde âhirette gereken cezayı vermek içindir. Nitekim âyetler zalimlerin âhiretteki durumlarını tasvir etmekte ve oradaki cezanın daha şiddetli olacağını göstermektedir.
Mehmet Okuyan
Kalpleri bomboş olarak bakışlarını kontrol edemez şekilde, başları yukarı dikilmiş bir durumda (davetçiye doğru) seğirtip koşarlar.
(Öyle bir hale geleceklerdir ki) Başlarını dikerek panikle kaçışıvereceklerdir, göz uçları kendilerine dönüp çevrilmeyecektir. (Herkes en yakınlarını bile unutup, kendi derdine düşecektir) ve gönülleri sanki bomboş kesilmiştir.
O gün onlar, başları bir kurtarıcı ararcasına yukarı kalkık, bakışları kendilerine bile çevrilip bakamaz halde kalpleri bomboş oradan oraya koşuşup dururlar.
O gün onlar, kalpleri, zihinleri bomboş olarak, kendilerine göz ucuyla bile bakamaz bir durumda, başları göğe dikilmiş bir vaziyette medet beklercesine davet edene doğru koşarlar.
(O gün onlar) havaya dikilmiş başları ve hiçbir tarafa bakamayan gözleri ile gönülleri bomboş bir şekilde (umutsuzca çağrıldıkları tarafa doğru) koşarlar.
(O haldeki) hepsi de başlarını dikerek koşacaklar. Gözleri kendilerine bile dönüb bakamayacak. Kalblerinin içi ise (müdhiş korkularından dolayı akıldan) bomboşdur.
(O gün onlar, artık) başlarını (kendilerine her seslenene) korkuyla kaldıranlar olarak(çağrıldıkları yere) koşacak olan kimselerdir; (öyle ki) bakışları kendilerine (bile) dönemez. Kalbleri ise bomboştur (kapıldıkları dehşetten dolayı hiçbir şey anlamazlar).
43, 44. Nâs/ı, kendilerine gelecek azap günü ile korkut, zalimler o gün «— Ey Rabbimiz! Az bir vakit bize mühlet ver ki dâvetine icabet edelim, peygamberlere de tâbi olalım» diyecekler. Onlara denir ki bundan evvel dünyada sizin için hiçbir zeval [¹] yok diye yemin etmemiş miydiniz?
O dehşet gününde, başları göğe dikilmiş, bakışları bir noktaya kilitlenmiş ve yerlerinden fırlayacakmış gibi çarpan yürekleri bomboş bir hâlde, Rab’lerinin huzuruna varmak üzere nefes nefese koşacaklar. İşte Allah’ın ertelediği o dehşetli Gün budur.
1 Bu âyet: “O gün, başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönmeyecek ve gönülleri bomboş kalacaktır.” şeklinde de tercüme edilebilir.
Muhammed Esed
O Gün onlar, başları [bir medet ararcasına] yukarı kalkık, bakışları kendi hallerini göremeyecek kadar çarpılmış, 56 ve kalpleri bomboş, oradan oraya koşuşup dururlar.
O gün başlarını yukarıya dikmiş, bakışları kendilerine dönemeyecek şekilde gözleri donup kalmış, akılları başlarından gitmiş, panik bir halde çağrıldıkları yere doğru koşarlar. 18/53, 36/51...54, 42/45
(O gün) onlar arkaya kaykılmış[2017] başları, yuvalarına bir türlü dönmeyen fırlamış bakışları ve tamtakır yürekleriyle panik içinde seğirtip dururlar.[2018]
Mustafa İslamoğlu İbrahim Suresi 43. Ayet Açıklaması
[2017] Mukni‘î ruûs, bir çok ilk müfessir ve dilciye göre “başları yukarı kaldırmak”, bir başka ifadeyle “başların enseye düşmesi”… Bitmişliğin resmi. Nadir kullanımlarda “nadir kelimeye nadir karşılık” kuralı gözetilmiştir. Buradaki “kaykılmış” ve bir sonraki “seğirtmenin” gerekçesi budur.
[2018] Muhtı‘înin bakışları değil, “panik içinde seğirtmeyi” ifade ettiği bağlamdan anlaşılmaktadır (Ebu Ubeyde ve Zemahşerî).
Ömer Nasuhi Bilmen
(Öyle ki) Başlarını yukarıya dikerek koşarlar. Gözleri kendilerine dönüp bakamaz ve yürekleri ise bomboş hava kesilmiş bulunur.
(O gün) başlarını dikerek koşarlar, bakışları kendilerine dönmez, (öyle donup kalmıştır sanki). Yüreklerinin içi de bomboş havadır. (Şaşkınlıktan, kafalarında düşünce adına bir şey kalmamıştır).