Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1829, sondan 4408. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 27. ayetidir. Hicr Suresi 27. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 28 ve toplam ebced değeri ise 1617 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (5) ل (4) ر (1) bulunuyor.
Nihayet bazı bakımlardan insana benzeyen niteliklere sahip olmakla birlikte bedeni ve bedensel özellikleri bulunmayan, bu sebeple de gözle görülmediği için cin diye adlandırılmış olan varlık türünün yaratılışı da ilâhî kudretin eserlerine son örnek olarak zikredilmektedir. Tefsirlerde, âyet metnindeki cân kelimesiyle cinlerin atasının veya İblîs’in kastedildiğine dair görüşlere yer verilmektedir. Buna göre 26. âyette insanlığın atası olan Hz. Âdem’in, 27. âyette de cinlerin atası olan İblîs’in yaratılışı söz konusu edilmiştir (bk. Taberî, XIV, 27, 30; Kurtubî, X, 25, 28). Ancak cin ve İblîs hakkındaki bu görüşler birer tahminden ibarettir. Bu konulara dair Kur’an-ı Kerîm’de ve sahih hadislerde bildirilenlerin dışında elimizde kesin bilgi bulunmamaktadır.
Mehmet Okuyan
Cini (İblis’i) de daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
Metinde "Cân" diye geçer. Cân, Hasen ve Katâde'ye ve birçok müfessirlere göre Şeytandır. Cin taifesinin babasıdır diyenler de vardır. Bu kavil İbn-i Abbas'tan rivâyet edilmiştir. Cân, İblis'in soyudur diyenler de olmuştur.
Abdullah Parlıyan
Şeytanı ise, insandan daha önce yakıcı, öldürücü bir harareti olan ateşten yaratmıştık.
Cinlerin atası olan İblise gelince, onu da Âdem’i yaratmadan çok daha önce, maddenin özüne işleme özelliğine sahip zehirli ve dumansız bir ateşten yaratmıştık.
1 Semum: Lügatte ateş alevi gibi esen sıcak rüzgârdır ki buna “sam yeli” veya “harur” denilir. Cinlerin “nar-ı semum”dan yaratılmış olması, Cinlerin insana gizlice hulûl edecek, zehirleyecek, yakacak bir mahiyette olduğunu da işaret edebilir.
Muhammed Esed
Görünmeyen yaratıkları ise, ondan [çok] önce, yakıcı/bunaltıcı yellerin ateşinden yaratmıştık. 25
Görünmez varlıkları ise, (insandan) daha önce, yakıp kavuran (şaşırtıcı bir karışımda), zehir gibi (insanın gözeneklerine) nüfuz eden tarifsiz bir ateşten yaratmıştık.[2045]
[2045] Cinn için bkz: 7:179, not 145. Görünmeyen varlıkların kökeni konusunu yarı simgesel bir dille açıklayan bu âyette yer alan nâri’s-semûm, değişik yorumlara konu olmuştur. Bizim “yakıp kavurucu” ve “zehir gibi nüfuz edici” şeklindeki çevirimiz, semûmun biri diğerine tercih edilemez olan kök anlamlarına dayanmaktadır. Bu çok özel nâr’ın (ateş veya ışın) tabiatına ilişkin bir ayrıntıyı 55:15’te geçen min mâricin min nâr ibaresinde bulmaktayız. Parantez içindeki “şaşırtıcı bir karışım” açıklaması, mâric’e dayanır (Râğıb). Nâr’ın bilinen bir ateş olmadığı, belirsiz gelmesinden anlaşılmaktadır. Bu durumu çeviriye “tarifsiz” sözcüğüyle yansıttık. Burada, yeryüzünün insan yaşamına elverişli olmadan önceki magma dönemindeki fonksiyonuna ilişkin bir işaret var gibidir. Meleklerin yaratıldığı nûr ile cinlerin yaratıldığı nâr arasında sadece etimolojik ve fonetik bir yakınlık değil, aynı zamanda bir mahiyet yakınlığı olduğu da söylenebilir. Zaten bir cevherden çıkan iki arazı ifade eden ışık ve ateş kelimeleri de, bu yakınlığın niteliğini ele verir. İşin hakikatini Allah bilir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Cin tâifesini de evvelce bir dumansız ateşten yaratmıştık.