Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1806, sondan 4431. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 4. ayetidir. Hicr Suresi 4. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 31 ve toplam ebced değeri ise 1242 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (7) ل (4) ر (1) bulunuyor.
Özel olarak Hz. Peygamber dönemindeki Mekke müşrikleri, genel olarak benzer inançlar benimseyen, benzer tutum ve davranışlar sergileyen topluluklar için yeni bir uyarı anlamı taşıyan bu âyetlerde bireyler gibi bütün uygarlıkların, dinî, etnik vb. toplulukların da sonlu olduğu, her bir uygarlık ve topluluğun, Allah tarafından bilinen belirli bir ömrünün, bir sonunun bulunduğu, bunun ilâhî bir yasa olduğu hatırlatılarak toplumsal hayatı, bu gerçek ışığında tam bir dikkat ve sorumluluk bilinciyle düzenlemek ve sürdürmek gerektiği ima edilmektedir (bu konuda bilgi için bk. En‘âm 6:2).
Mehmet Okuyan
Helak ettiğimiz hiçbir şehir yoktur ki hakkında (bizce) bilinen (belirlenmiş) bir yasa olmasın.
Biz, kendisi için bilinen (takdir edilmiş bir kader yazısı ve gönderilmiş) bir Kitap olmaksızın (yani uyarılmaksızın) hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmış değilizdir.
Buradan anlıyoruz ki; Allah’ın elçi göndermediği toplumlar zulüm, haksızlık, adaletsizlik gibi vicdana ve fıtrata aykırılıklar dışında kalan dini emir ve ibadetlerden sorumlu tutulmaz. Bir topluma resul gönderilmemişse o topluma elçi gerekmiyor ve o toplum genel anlamda helâki hak edecek zulüm işlemiyor demektir. Eğer bir toplum da helâk edilmişse o topluma mutlaka elçi gelmiş ve o toplumun geneli kötülüğü ve zulmü kalıcı hale getirmiş demektir. Bu ayetteki gerçeğe; “…Biz, peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz.” (İsra 17:15) “Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.” (Şuara 26:208) gibi farklı formlarla da vurgu yapılmıştır.
Diyanet İşleri (Eski)
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.
Gerek arazisini yere batırmak ve gerekse halkını yok etmek suretiyle veya başka âfetlerle helâk edilen memleketlerin hiçbiri, körükörüne, tesadüfî olarak helâk edilmiş değildir. Allah tarafından tayin ve takdir edilip levh-i mahfuz’da yazılmış şaşmaz, unutulmaz ve gaflet edilmez bir yazı gereğince helâk olmuşlardır. Demek ki, devlet ve milletlerin de fertler gibi takdir edilmiş belli ömürleri vardır. Fertler doğduğu, geliştiği, ihtiyarladığı nihayet öldüğü gibi, devletler de kurulur, gelişir ve nihayet Allah’ın takdir ettiği gün gelince yıkılıp tarihe karışırlar. Fertler gibi bunların da bazıları uzun ömürlü, bazıları ise kısa ömürlü olur.
Edip Yüksel
Biz hiç bir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.
Biz, insanlık tarihi boyunca hiçbir toplumu, önceden tarafımızdan bilinen bir yazgıları, belirlenmiş hayat süreleri olmadan helâk etmedik. Ve ilâhî hikmet uyarınca belirlenen bu yazgıya göre, her birine helâk edilmeden önce belli bir süre tanınmıştı:
[2025] Bu anlamı, aynı gerçeği farklı formlarla dile getiren 6:131; 17:15; 20:134; 26:208 ve 28:59. âyetlerle karşılaştırınız. Bu karşılığı, maksadı lafız ve manaya hakem kılarak kitâbun ma‘lûm ibaresinin doğru anlamına ulaşan Muhammed Esed’e borçluyum.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hiçbir ülkeyi helâk etmedik ki, illâ onun için malum bir kitap vardır.
Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).