Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1844, sondan 4393. ayet; 15. sure ve Hicr Suresinin 42. ayetidir. Hicr Suresi 42. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 41 ve toplam ebced değeri ise 2396 olarak hesaplanmıştır. Hicr Suresinin toplam ebced değeri 179814 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (8) ل (6) ر (0) bulunuyor.
Arapça Metin
ان عبادي ليس لك عليهم سلطان الا من اتبعك من الغاوين
İblîs’in, emri yerine getirmediği gibi, yeniden dirilme gününe kadar yaşaması için dilekte bulunarak bu süre içinde insanları yoldan çıkarmaya ahdetmesinin, insanın sahip olduğu ayrıcalığı hazmedememesinden ve onu kıskanmasından, özellikle rahmetten kovulmasına Âdem’in yaratılışının sebep olduğu şeklindeki vehminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Halbuki aslında böyle bir cezaya çarptırılmasının asıl sebebi, kendi küstahlığı ve isyanı idi. Muhtemelen İblîs, içten içe kendi günahına yine kendisinin kulluktaki samimiyetsizliğinin sebep olduğunu da düşündüğü için, bu tecrübesinden hareketle samimi kullara zarar veremeyeceğini ifade etmektedir. Allah Teâlâ, insanlar hakkında dünya hayatını bir imtihan süreci kılmayı murat ettiği için İblîs’in dileğini kabul etmiş; bu arada kendisine varan doğru yolun, şeytanın tuzaklarına kapılmayacak olan ihlâslı kulların tutacağı yol olduğunu, bunlar üzerinde şeytanın hâkimiyet kuramayacağını, buna karşılık şeytana uyacakların buluşma yerinin cehennem olacağını bildirmek suretiyle dolaylı olarak insanlara da akıllarını başlarına alıp şeytana kapılmamaları, kendisine varan doğru yoldan şaşmamaları, cehennemden korunmaları gerektiği yolunda uyarıda bulunmuştur.
Mehmet Okuyan
Şüphesiz ki azgınlardan sana uyanlar hariç, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur.”
(Ey şeytan!) “Şüphesiz kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün (fitne ve imtihan aracı olman dışında bir hükmün) yoktur.”
“Sana uyan hain düşünceler taşıyan azgınlardan başka, benim ilâhlığımı tanıyan, candan müslüman olarak bana bağlanan, saygılı kullarımın üzerinde hiçbir nüfuzun, hiçbir yetkin, hiçbir gücün yoktur.”
41,42. 'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
1 Allah’ın has kullarının bazen şeytana uymaları şeytanın hâkimiyetinden değil, kendi istekleriyle ona uymalarındandır. Âdem’in şeytana uyması gibi…
Muhammed Esed
“aslında, [zaten] yoldan çıkmış olup da [kendi iradeleriyle] senin peşine takılanların dışında, Benim kullarım üzerinde senin bir nüfûzun olmayacaktır. 32
Şu bir gerçek ki, has kullarım üzerinde senin hiçbir yaptırım gücün olmayacaktır; ne var ki bâtıl inançlı cahil ve bilinçsizlerden sana uyanlar müstesna!”[2055]
[2055] el-Ğâvîn, “Bilgisizlikten ya da bilinçsizlikten dolayı bâtıl inanç sahibi olmak” ya da “inancında boşluk bulunmak” anlamına gelen el-ğayyu kökünden türetilmiştir (Râğıb). Şeytan ve görünmeyen kötü güçlerin insan üzerinde gücü olduğu vehmini kökten reddeden bu âyette ğâvîn, 40. âyette dile getirilen muhlasînin tam karşı kutbunda yer alır. Aynı kelime Şu’ara sûresinin 90-91. âyetinde muttakînin zıddı olarak kullanılır. Bu bağlamda “sorumsuz” anlamı kazanır. Aslında kendiliğinden insan üzerinde hiçbir güç ve etkinliği olmayan şeytana, kendi aleyhine kullanması için güç aktaran bir kimlik dile getirilmektedir. Bu bağlamda ğavîn, muhlâsînin tam zıddına, kendi iradesinden cin şeytanları gibi görünmez varlıklara ya da kendi hayalinde ürettiği mevhum varlıklara irade transfer eden ve bu şekilde kendi elleriyle zayıflattığı iradesindeki boşluğu cin şeytanlarının ya da hayalinin ürettiği mevhum varlıkların doldurmasına fırsat verenleri tanımlamaktadır. Onlar transfer ettikleri güçle, kendi kendilerini vuran aymazlardır. Sonunda, sapmalarının faturasını şeytana ya da mevhum varlıklara çıkarmak isteyecekler, fakat bu mazeretleri bizzat suçladıkları şeytan tarafından reddedilecektir (14:22).
Ömer Nasuhi Bilmen
Şüphe yok ki, benim kullarımın üzerinde senin için bir saltanat yoktur, ancak az- gınlardan sana ittiba etmiş olanlar müstesna.»
Bu konuşmaları, kelime kelime, düz mânâsıyle almak doğru değildir; hiçbir yaratığın, Allah'a karşı öyle dik kafalılıkla yanıt vermeğe gücü yetmez. Ancak bu konuşma, şeytân'ın içindeki gizli karakteri ifâde etmektedir; onun düşüncelerinin ifâdesidir. Nitekim başka bir âyette de bunun örneğini görmekteyiz. Yüce Allah, göğü ve yeri yarattıktan sonra: "Duman halinde olan göğe yönel (ip onu yarat)dı, ona ve yere 'İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin' dedi. Onlar da 'İsteyerek geldik' dediler." (Fussilet: 11). Burada yerin ve göğün konuşmasını harf ve sesten oluşan bir konuşma sanmak hatâdır. Bu konuşma, onların hal diliyle, verilen emre hemen itâat ettiklerini anlatmaktadır.
Süleymaniye Vakfı
Kullarımın üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün, yetkin) yoktur. Yanlışa saplanıp sana uyanlar başka.”