Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2005, sondan 4232. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 104. ayetidir. Nahl Suresi 104. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 48 ve toplam ebced değeri ise 2621 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ان الذين لا يؤمنون بايات الله لا يهديهم الله ولهم عذاب اليم
Müşriklerin bazıları Hz. Peygamber’in kendisine Allah tarafından vahyedildiğini bildirdiği sözleri kendisinin uydurduğunu söylerken bazıları da bunları ona başka bir insanın öğrettiğini ileri sürmüşlerdi. Bu kişinin Ehl-i kitap’tan Bel‘am isimli Mekkeli bir kılıç ustası veya Yaîş ya da Cebr isimli bir hıristiyan köle olduğu gibi çeşitli rivayetler vardır. Ancak bu rivayetler tahminden öte bir değer taşımamaktadır. Bir rivayette İranlı Selmân’ın da ismi zikredilmekle birlikte Selmân Medine döneminde müslüman olduğu için bu rivayet asılsızdır. Âyetten anlaşıldığına göre bu kişinin kim olduğu o zaman bilindiği için burada isminin verilmesine gerek görülmemiş, bununla birlikte onun bir Arap olmadığı bildirilmiş; Arapça’nın en güzel örneği olan Kur’an gibi bir edebiyat şaheserinin, insanlığın din ve dünyasına ışık tutacak değerde bir hikmet kaynağının bir yabancı tarafından dikte edilmesinin imkânsızlığı ifade edilerek iddianın saçmalığı ortaya konmuştur. 104. âyette bu şekilde âyetleri inkâr edenlerin hidayetten mahrum kaldıkları ve şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilirken, 105. âyette Hz. Peygamber’in öğretisinin onun kendi uydurması olduğunu ileri süren Mekke müşrikleri ve genel olarak tarihin başka döneminde İslâm vahyi için benzer iddiada bulunanlar kastedilerek, yalancılık ve sahtekârlığın ancak böylesi inançsızlara yakışır bir davranış olduğu bildirilmiş; dolayısıyla asıl iftiracı ve yalancıların imandan nasip almamış kimseler olduğu ifade edilmiştir.
Mehmet Okuyan
Allah’ın ayetlerine inanmayanlar (var ya) Allah onları doğru yola ulaştırmaz;onlar için elem verici bir azap vardır.
Bu ayette Yüce Allah’ın ayetlerine iman etmemelerinin sonucuna değinilmektedir. Buna göre ayetlere imansızlık “sebep”, Yüce Allah’ın bu kişilere hidayet etmemesi ise “sonuç”tur.
Bayraktar Bayraklı
Allah'ın âyetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Allah'ın âyetlerine inanmayacak olanları Allah hidayete erdirme lütfunda bulunmayacak, doğru yola sevketmeyecektir. Onlara can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
Allah'ın ayetlerine inanmayanları (ve inanmamakta da ısrar edenleri), Allah elbette ki doğru yola iletmez. Üstelik onlar için elem dolu bir azap vardır.
Doğrusu, Allah'ın âyetlerine îmân etmeyenler yok mu, Allah onları (bu hâllerinden dolayı) hidâyete erdirmez ve onlar için (pek) elemli bir azab vardır.
Allah, ayetlerine iman etmemekte direten bu zâlimleri doğru yola iletmeyecektir. İşte onların hakkı, can yakıcı bir azaptır! Çünkü onlar, daha önce kendisini “el-Emîn”: güvenilir kimse unvanıyla çağırdıkları, ona duydukları kin ve nefrete rağmen değerli eşyalarını kendisine emânet ettikleri dürüstlük timsali bir Peygamberi —sırf Kur’an’ı reddetmek için— yalancılıkla suçladılar. Oysa yalan söylemek, inanan bir kimsenin yapacağı bir iş değildir!