Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2006, sondan 4231. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 105. ayetidir. Nahl Suresi 105. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 52 ve toplam ebced değeri ise 3937 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
انما يفتري الكذب الذين لا يؤمنون بايات الله واولئك هم الكاذبون
Müşriklerin bazıları Hz. Peygamber’in kendisine Allah tarafından vahyedildiğini bildirdiği sözleri kendisinin uydurduğunu söylerken bazıları da bunları ona başka bir insanın öğrettiğini ileri sürmüşlerdi. Bu kişinin Ehl-i kitap’tan Bel‘am isimli Mekkeli bir kılıç ustası veya Yaîş ya da Cebr isimli bir hıristiyan köle olduğu gibi çeşitli rivayetler vardır. Ancak bu rivayetler tahminden öte bir değer taşımamaktadır. Bir rivayette İranlı Selmân’ın da ismi zikredilmekle birlikte Selmân Medine döneminde müslüman olduğu için bu rivayet asılsızdır. Âyetten anlaşıldığına göre bu kişinin kim olduğu o zaman bilindiği için burada isminin verilmesine gerek görülmemiş, bununla birlikte onun bir Arap olmadığı bildirilmiş; Arapça’nın en güzel örneği olan Kur’an gibi bir edebiyat şaheserinin, insanlığın din ve dünyasına ışık tutacak değerde bir hikmet kaynağının bir yabancı tarafından dikte edilmesinin imkânsızlığı ifade edilerek iddianın saçmalığı ortaya konmuştur. 104. âyette bu şekilde âyetleri inkâr edenlerin hidayetten mahrum kaldıkları ve şiddetli bir azapla cezalandırılacakları bildirilirken, 105. âyette Hz. Peygamber’in öğretisinin onun kendi uydurması olduğunu ileri süren Mekke müşrikleri ve genel olarak tarihin başka döneminde İslâm vahyi için benzer iddiada bulunanlar kastedilerek, yalancılık ve sahtekârlığın ancak böylesi inançsızlara yakışır bir davranış olduğu bildirilmiş; dolayısıyla asıl iftiracı ve yalancıların imandan nasip almamış kimseler olduğu ifade edilmiştir.
Mehmet Okuyan
Gerçekte sadece yalan uyduranlar Allah’ın ayetlerine inanmayanlardır. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.
(Böylesi) Yalanı (ve iftirayı), ancak Allah’ın ayetlerine (ve hesap gününe) inanmayanlar uydurup iftira atmaktadır. İşte asıl yalancı (bozguncu ve fesatçı) olanlar bunlardır.
Yalanı, iftirayı ve düzmece iddiaları, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur, işte asıl yalancılar onlardır! Peki, baskı ve işkence altında bulunan bir Müslüman, kendisini bundan kurtarmak için yalan söyleyebilir mi? Böyle bir durumda, Ammar bin Yâsir’in yaptığı gibi dininden döndüğünü söylese, gerçekten kâfir olur mu? İnkârcılar, Ammar ile ana-babasını zorla dinlerinden döndürmek istediler. Onlar buna direnince, önce annesi Sümeyye’yi, ardından babası Yâsir’i şehit ettiler. Fakat işkencelere daha fazla dayanamayan Ammar, onların duymak istediği sözleri söyleyerek ölümden kurtuldu. Bunun üzerine, aşağıdaki ayetler nazil oldu:
1 Zîrâ kâfirlerin ortaya koyduğu din ve değerlerin tamamı, sadece kendi kafalarından uydurdukları yalanlarıdır. Onlar bu yalanlarını her dönemde başka bir kılıfla insanlara pazarlamaya çalışırlar.
Muhammed Esed
Yalnızca, Allah'ın ayetlerine inanmayacak olanlar bu yalanı uydurmaktadırlar; 132 işte asıl böyleleridir yalan söyleyen!
Zaten böyle bir yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir. 6/93-116, 7/146, 10/15, 17/45...48, 19/73, 22/72
Mustafa İslamoğlu Nahl Suresi 105. Ayet Açıklaması
[2196] İnnemâ yefterî el-kezib; “bir suçu başkasına atmak” anlamına gelen yefteri (iftira) ile “som yalan” anlamına gelen el-kezib lafzını içeren deyimsel bir ifadedir. Çevirimiz ibarenin yan anlamlarıyla birlikte yansıtılmasını amaçlamaktadır. Bu, müşriklerin şirkinin Allah’ın ortakları olduğu yalanını Allah’a isnat etmek gibi bir iftiraya dayandığını, dolayısıyla onların Allah Rasûlü’ne yönelik suçlamaları sırasında, farkında olmadan kendi suçlarını itirafta bulunduklarını îmâ eder.
[2197] el-Kâzibûnu “yalanı meslek edinenler” diye çevirmemizin gerekçesi, hem fail kalıbında olması, hem de sözcüğün, ilgi zamiri (ellezîne) yerini tutan bir belirlilik takısıyla kullanılmasıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Yalanı ancak Allah'ın âyetlerine imân etmeyenler uydurur. İşte yalancı olanlar onlardır.