Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2027, sondan 4210. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 126. ayetidir. Nahl Suresi 126. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 53 ve toplam ebced değeri ise 4260 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وان عاقبتم فعاقبوا بمثل ما عوقبتم به ولئن صبرتم لهو خير للصابرين
Adalet İslâm’ın aslî ilkesidir ve insan bu ilkeyi ancak kendisi aleyhine yani özveri yönünde aşabilir (âyet 90); buna mukabil, karşı taraf putperest, inkârcı veya başka bir dinden bile olsa ona, onun kendisine verdiği zarardan fazla bir zarar veremez; gördüğü zarara kurallar çerçevesinde dengiyle cevap vermek adalet ilkesinden doğan bir haktır. Ancak yine de Allah, resulüne ve onun şahsında müslümanlara, eğer sabır gösterirlerse, yani kötülüğe dengiyle dahi karşılık verme arzularını dizginleyip mukabelede bulunmazlar ve bu haklarını kullanmazlarsa bunun sabır erdemini kazanmış kişiler için daha hayırlı olacağını bildirmektedir. İslâm ahlâk literatüründe bu davranışın adı hilimdir. Bazı eski tefsirlerde bu âyetin hükmünün cihadı emreden âyetlerle neshedildiği ileri sürülmüşse de (bk. Taberî, XIV, 195; İbn Atıyye, III, 433; Râzî, XX, 141) bu görüşü kabul etmek mümkün değildir; çünkü cihad özel durumlarla ilgili geçici bir mücadele yöntemidir; buna karşılık kötülük edenlere adalet ölçüsü içinde cevap vermek hak olmakla birlikte, bağışlama yolunu tercih etmek ilâhî dinlerin ahlâk öğretilerinde başta gelen erdemlerindendir. Başka bir açıdan bakıldığında affetmek insan psikolojisini cezalandırmaktan daha fazla etkilediği için pratikte insanları kazanmak için daha etkili bir yoldur. Âyette sabrın daha hayırlı olduğu belirtilirken böyle bir imada da bulunulmuş olabilir.
Mehmet Okuyan
Ceza verecekseniz, (en fazla) size yapılanın misliyle (benzeriyle) ceza verin!Sabrederseniz, elbette bu (durum) sabredenler için daha hayırlıdır.
Benzer mesajlar: Bakara 2:261, 272, 273; En‘âm 6:160; Enfâl 8:60; Yûnus 20:27; Hacc 22:60; Neml 27:89-90; Yâsîn 36:54; Zümer 39:10; Şûrâ 42:40; Müzzemmil 73:20; Nebe’ 78:36. Konuyla ilgili ayetlerden anlaşılıyor ki iyiliklerin ödülleri “en az” o iyilik kadar, hatta sınırsız da olabilir. Kötülüklerin karşılığı ise affedilmezlerse “en fazla” o kötülük kadardır.
Bayraktar Bayraklı
Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin dengi ile ceza veriniz. Fakat sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer siz, sert karşılık vermek zorunda kalırsanız, o zaman onların size verdiği karşılığa orantılı olarak karşılık verin. Ama sabrederseniz¹, elbette böyle bir davranış sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer (size hakaret ve haksızlık edenlere) ceza verecekseniz, (size yapılan ezanın) misliyle karşılık verin (işte bu adalettir). Eğer sabredip (vazgeçerseniz), andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır (faziletlidir).
Mücazatta bulunacaksanız sizi cezalandırdıkları gibi ve o kadar cezalandırın onları, fakat sabrederseniz elbette bu hareket, sabredenlere daha da hayırlıdır.
Eğer bir kimseye ve bir topluma ceza verecekseniz, onların sizi cezalandırdıkları gibi ve o miktar cezalandırın onları. Fakat kendinizi tutarsanız bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilenler için, bu tutum daha iyi ve daha hayırlıdır.
Eğer müşrikleri mutlaka cezalandırmak istiyorsanız, size yapılanın benzeri cezalarla cezalandırın. Sabırlı davranırsanız, elbette bu, sabrederek mücadeleye devam edenler için daha hayırlıdır.
126.Hakim`in, ed-Delâil`de Beyhaki`nin ve Bezzar`ın Ebu Hureyre (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre Uhud savaşında Hz. Hamza (r.a.) şehid edildikten sonra bedeni yarılmış ve bazı organları kesilmişti. Resulullah (a.s.) savaştan sonra Hz. Hamza (r.a.)`nın cesedinin yanında durdu ve: "Senin yerine onlardan yetmiş kişiye aynı uygulamayı (temsil) yapmaya yemin ediyorum" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. Bu ayeti kerimenin indirilmesinden sonra Resulullah (a.s.) bu yemininin gereğini yerine getirmekten vazgeçti ve keffaret verdi.Tirmizi ve Hakim, Ubeyy bin Ka`b (r.a.)`dan buna benzer bir rivayet nakletmişlerdir. Ancak bu rivayette bu ayeti kerimenin Mekke`nin fethinden sonra indirildiği ifade edilmektedir. Yukarıdaki rivayette ise bu ayeti kerimenin Uhud savaşı esnasında indirildiği bildirilmiştir. Bazı müfessirler iki rivayetin arasını birleştirebilmek için ayeti kerimenin bir Uhud savaşında bir de Mekke`nin fethi esnasında olmak üzere iki kere indirilmiş olabileceğini söylemişlerdir.
Ali Bulaç
Eğer ceza verecekseniz, size verilen cezanın misliyle ceza verin ve eğer sabrederseniz, andolsun bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
(Ey müminler, düşmandan intikam almak için) eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız, ancak size yapılan azab ve cezanın misli ile yapın (daha fazla ileri gitmeyin). Sabrederseniz (cezayı terk ederseniz) andolsun ki, bu tahammül edenler için daha hayırlıdır.
(Ey inananlar!) Eğer (bir kimseyi) cezalandıracaksanız, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabreder (ceza vermekten vazgeçer)seniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Resûlullah (s.a.), Uhud savaşında amcası Hz. Hamza’yı kâfirler tarafından burnu ve kulakları kesilmiş, ciğeri çıkarılmış bir şekilde görünce: «Allah’a andolsun ki, eğer Allah bana zafer verirse senin yerine yetmiş kişiyi böyle yapacağım!» diye yemin etti. Bunun üzerine 126. âyet indi. Resûlullah (s.a.) yeminine keffâret verdi ve onu uygulamadı.
Edip Yüksel
Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.
Eğer (bir suçtan dolayı) ceza verecek olursanız size yapılan azab ve cezanın misli ile ceza verin. Ama sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Ve şayed ıkab ile mukabele edecek olursanız ancak size edilen ukubetin misliyle muâkabe ediniz ve şayed sabrederseniz kasem olsun ki sabredenler için elbette daha hayırlıdır
Eğer her hangi bir ceza ile mukaabele edecek olursanız ancak size reva görülen ukubetin misillemesiyle ceza yapın. Sabrederseniz, andolsun ki, bu, tehammül edenler için elbet daha hayırlıdır.
Siz, mücadele ettiğiniz kimselere karşılık verecekseniz, onların size söylediklerinin (hakaretlerinin) misliyle mukabele edin. Eğer sabırlı davranırsanız (öfkelerinizi tutarsanız), sabredenler için bu daha hayırlıdır.
Bir kimseye ukubet etmek isterseniz nasıl size ukubet olunmuş ise siz de öyle ukubet ediniz. Şayet katlanırsanız bu hal katlananlar hakkında hayırlı olur.
Size yapılan bir saldırıyı cezalandırmak istediğinizde, ancak size yapılan haksızlık oranında karşılık verin; bununla beraber, ceza verecek bir güce sahip olduğunuz hâlde, öfkenizi yenip af yolunu seçerek sabrederseniz, elbette bu asil davranış,—Allah’ın dinini küçük düşürmeyecekse, ya da zâlimleri cesaretlendirip iyice azgınlaşmalarına yol açmayacaksa— sabredenler için çok daha hayırlıdır.
(Ey îman edenler!) Eğer (kâfirlere) cezâ verecekseniz, size verilen cezânın misliyle cezâ verin ve yemin olsun eğer sabrederseniz bu, sabredenler için daha hayırlıdır.1
1 126 ve 127. Âyetlerin Medeni olduğu ve Uhud şehitleri hakkında nâzil olduğu ile ilgili rivâyetler kuvvetlidir.
Muhammed Esed
Bunun içindir ki, [tartışmada] zora başvurmanız gerekirse, ancak onların sizi zora koştukları kadar zora başvurun. 150 Fakat eğer kendinizi tutarsanız, bilin ki, güçlüklere göğüs germesini bilen kimseler için bu daha iyi, daha hayırlıdır.
Eğer birine ceza verecekseniz, size yapılanın aynısıyla karşılık vermekle yetinin. Eğer sabrederseniz, bu sabredenler için çok daha iyidir. 4/149, 5/45, 7/199, 23/96, 41/34-35, 42/40...43
İmdi siz, cezalandırdığınızda mutlaka sizin maruz kaldığınız miktarı aşmadan cezalandırınız; yok eğer sabrederseniz, bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Ve eğer bir kimseye ikabta bulunacak iseniz, kendisiyle ikaba uğramış olduğunuz şeyin misliyle ikabta bulunun ve eğer sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Ceza verecek olursanız, size yapılan muamelenin misliyle cezalandırın. Ama eğer bu hususta sabrederseniz, bilin ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır. [5, 45; 42, 40]
Hz. peygamber, Uhud Savaşında, amcası Hamza'yı kâfirler tarafından burnu ve kulakları kesilmiş, ciğeri çıkartılmış bir durumda görünce: "Allah'a andolsun ki, eğer Allah bana zafer verirse, senin yerine, onlardan yetmiş kişiyi böyle yapacağım!" demişti. Fakat yemînine keffâret vererek bu sözünü uygulamamış, Mekke'nin Fethinde düşmanlarını affetmiştir.
Süleymaniye Vakfı
Eğer ceza vermek isterseniz size ne yapıldıysa onun dengiyle ceza verin. Sabredecek olursanız kuşkusuz bu, sabredenler için daha iyidir.
Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.