Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1922, sondan
4315. ayet;
16. sure ve
Nahl Suresinin
21. ayetidir.
Nahl Suresi 21. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
32 ve toplam ebced değeri ise
3062 olarak hesaplanmıştır.
Nahl Suresinin toplam ebced değeri
557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
اموات غير احياء وما يشعرون ايان يبعثون
امواتغيراحياءومايشعرونايانيبعثون
Emvâtun ġayru ahyâ-/(in)(s) vemâ yeş’urûne eyyâne yub’aśûn(e)
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Putperestlerin taptıkları varlıklar hakkında, aslında genellikle canlı varlıklar için geçerli olan “ölü” kelimesinin kullanılması, ayrıca onların diriltilmelerinden söz edilmesi bu iki âyet hakkında farklı yorumlar yapılmasına yol açmıştır: a) Eski tefsirlerdeki yaygın yorum bizim meâlde tercih ettiğimiz şekil-dedir. Çünkü tanrılığın, temel niteliklerinin başında hayat sıfatı gelir; putperestlerin, kendisi canlı olmayan bir varlığı tanrı kabul edip ondan yardım beklemeleri, kurtuluş ummaları akıl kârı mıdır? b) İkinci bir yorum da şöyledir: Bazı nesneleri yontarak, şekillendirerekput haline getiren insanlardır. Oysa putlar böyle bir şey yapıp yaratmayamuktedir değildir; dolayısıyla bunlar, kendilerini yapan putperestlerdendaha âciz birtakım cansız nesnelerden ibarettir. Canlıların (insanların) dahi bilemediği dirilme vaktini bu nesneler nasıl bilebilir? c) Burada müşriklerin taptıkları veya dua ve niyazda bulundukları şeylerin melekler olabileceği de düşünülmüştür. Çünkü müşrikler, melekleri Allah’ın kızları sayarak onlara tanrısal fonksiyonlar yüklerlerdi. Bu durumda “Onlar canlı değil ölüdürler” şeklindeki kısım, insanlar gibi meleklerin de ölümlü varlıklar olduğu anlamına gelir (bu üç farklı yorum için bk. Zemahşerî, II, 325-326). d) “Onlar canlı değil ölüdürler” ifadesi mecaz sayılarak bundan inkârcıların kastedilmiş olabileceği de ileri sürülmüştür. Şu halde buradaki ölümden, cansızlıktan maksat inkâr sapkınlığıdır; çünkü inkâr, ölüm gibi bir şuursuzluk, akılsızlıktır (İbn Atıyye, III, 386). e) Burada putların, Araplar’ca atalarını temsil ettiği için yontulmuş ve dikilmiş semboller olarak da anlaşılabileceği yorumu da yapılmıştır (Ateş, V, 97-98). Ancak İslâm öncesi Araplarının atalarıyla övündükleri bilinmekle birlikte ata ruhlarını tanrılaştırma (animizm) türü bir inanca sahip olduklarına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Her ne kadar söz konusu âyetlerde putları kişileştiren bir ifade tarzı kullanılmışsa da bu, –diğer birçok benzerinde de görüldüğü gibi– Kur’an’ın, putları canlı ve şuurlu varlıklar sayan müşriklerin mantığıyla konuyu ele alan hâkim üslûbudur. Nitekim aşağıda 27. âyette “Hani ortaklarım nerede?” diye sorulurken de aynı mantıktan hareket edilmiştir. Sonuç olarak bu yorumlara bakıldığında birinci maddede belirtilen eski yaygın yorumun kabul edilmesini önleyecek ölçüde güçlü bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(Onlar) ölülerdir; diriler değillerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Onlar diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
(Putlar ve tağutlar; onlar aslında) Ölüdürler, diri değildirler (bâtıl liderleriniz de ölüp gidecektir); ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamayan (şeylerdir).
Ölülerdir onlar, diriler değil, ne vakit diriltilecekler, ondan da haberleri yok.
Ölülerdir onlar, diriler değil. Ne vakit diriltilecekler, ondan da haberleri yok.
Hep cansızdırlar. Diri değildirler. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
37:95-96.
Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olamazlar.
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
O putlar hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değiller. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değiller; ne zaman dirilirler, onu da bilemezler
(O müşriklerin taptıkları) diri olmayan cansız varlıklardır. (Kendilerine tapanların) ne zaman yeniden diriltileceklerini de bilmezler.
Onlar cansız, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler.
Onlar diriler değil, ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
O putlar, hep ölüdürler, diri değildirler ve insanların öldükten sonra ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Hep ölüdürler, bizzat hayy değildirler ne zaman ba'solunacaklarına da şuurları yoktur
(Onlar) diriler değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerine şuurları da yokdur.
(Onlar) ölüdürler, diri değildirler! (Kendilerinin ve kendilerine tapanların) ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Ölüler yaşayanlar değiller ki, ne zaman diriltileceklerini bilmezler?
Onlar ölüdür, diri değildir. Ne zaman dirileceklerinin de farkında değillerdir.
Ölüdürler, diri değildirler; (kendilerine tapanların) ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değildirler.
Üstelik canlı bile değil, basbayağı ölüdür bunlar, ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.O hâlde, ey insanlar, hakîkate kulak verin:
Dirilerin dışında ölüler!
Ne zaman yeniden diriltileceklerdir, bilincinde olmuyorlar.
(Hatta onlar) ne zaman dirileceklerinin bile farkında olmayan ölüdürler, (kendi kendilerine de) diri değildirler.1
1 Canlı olabilmek için Allah’a muhtaçtırlar.
hayatı hiç tatmamış ölülerdir 14 onlar; ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Onlar; ölüdürler, canlı değil. Üstelik ne zaman diriltileceklerini de bilemezler. 10/28-29, 16/86, 40/73-74, 46/5-6
Onlar ölüdürler, diri değildirler; (kendilerine tapanların) ne zaman diriltileceklerini dahi bilemezler.
(Onlar) Ölülerdir, diriler değildirler ve ne zaman (nâsın) diriltileceklerini de anlayamazlar.
20, 21. O müşriklerin Allah'tan başka ibadet edip yalvardıkları sahte tanrılar ise, hiçbir şey yaratamazlar. Zaten kendileri yaratılmaktadırlar. Hep ölüdürler, diri değildirler. Kendilerine tapanların bile ne zaman diriltileceklerini bilemezler. [37, 95-96]
Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.
Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Onlar diri de değil, ölüdürler. Kendilerine tapanların ne zaman diriltileceklerinden ise haberleri bile yoktur.
Hayat bulmaz ölülerdir onlar. Ne zaman diriltileceklerini bile bilmezler.
ölülerdür diriler degüller daħı bilmezler ķaçan dirildineler.
Ölmişlerdür, diri degüller. Daḫı bilmezler ne vaḳt ḥaşr olaçakların.
Onlar ölüdürlər, diri deyillər və (insanların, bütün məxluqatın) nə vaxt diriləcəklərini də bilməzlər. (Elə isə onlara ibadət etmək düzgündürmü?!)
(They are) dead, not living. And they know not when they will be raised.
(They are things) dead, lifeless: nor do they know when they will be raised up.(2044)*
2044 Idols are dead wood or stone. If men worship stars, or heroes, or prophets, or great men, they too have no life except that which was given by Allah. In themselves, they are lifeless. If they worship figments of the imagination, they are reflections in a double degree, and have no life in themselves. All these things will be raised up on the Last Day, in order that false worshippers may be confronted with them. But they themselves cannot tell when that Day will be.