Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1963, sondan 4274. ayet; 16. sure ve Nahl Suresinin 62. ayetidir. Nahl Suresi 62. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 71 ve toplam ebced değeri ise 3941 olarak hesaplanmıştır. Nahl Suresinin toplam ebced değeri 557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ويجعلون لله ما يكرهون وتصف السنتهم الكذب ان لهم الحسنى لا جرم ان لهم النار وانهم مفرطون
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.
Mekke putperestlerinin, “Kız çocukları Allah’ın, erkekler bizimdir” diyerek kızların Allah’a, erkek çocukların ise kendilerine ait olduğu şeklindeki yukarıda da geçen bâtıl inanç ve iddialarına işaret edilmektedir (Taberî, XIV, 126-127). Ancak müfessirlerin çoğu, devamını dikkate alarak, “en güzel olan” diye çevirdiğimiz hüsnâ kelimesini “en güzel âkıbet, nihaî başarı ve mutluluk” şeklinde açıklamışlardır (İbn Kesîr, IV, 498; Kurtubî, X, 127; Râzî, XX, 60) .
Burada müşriklerin iki açıdan yanlış düşündüklerine işaret edilmektedir: Öncelikle Allah’a çocuk isnat etmeleri son derece sakat bir inançtır, ayrıca –aslında evlâtlar arasında cinsiyetlerine göre değer farkı görmek yanlış olmakla birlikte– kendi kanaatlerine göre daha aşağı gördükleri kızları Allah’a nisbet etmeleri ikinci bir suçtur (İbn Âşûr, XIV, 191).
Mehmet Okuyan
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah’a yakıştırıyorlar; dilleri de (mahşerde) en güzel (ödülün) kendilerinin olduğu yalanını yakıştırıyor. Şüphesiz ki onlar için sadece ateş vardır ve onlar şüphesiz ki (ateşe) terk edileceklerdir.
Benzer mesajlar: Nahl 16:57; Sâffât 37:151-153; Zuhruf 43:15-16; Tûr 52:39; Necm 53:21.,Ayetin sonundaki [mufratûne] kelimesi eğer [râ] harfinin [fetha]sıyla okunursa “sürüklenmek, terk edilmek, bırakılmak, unutulmak” demektir.
Bayraktar Bayraklı
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terk olunacaklardır.
Onlar, hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a ait kılarlar. Dilleri en iyinin kendilerine ait olduğu yalanını söyler durur. Ateş onlara aittir. Onlar ifratta¹ olanlardır.
Onlar, kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a (isnat edip) uygun görürler. (Kendi kötülükleri için de “kader kurbanıyız” derler.) Dilleriyle de, yalan (ve riyakârlıkla) en güzel olan (davranış ve başarılarının ise) 'kendilerinin (marifet ve meziyeti) olduğunu' ileri sürmektedirler. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehenneme herkesten) önce sürülecektir.
Allah'a, kendilerinin bile hoşlanmadıkları şeyleri atfederler ve dilleri de güzel ve hayırlı sonucun kendilerine mukadder olduğunu yalan yere söyler durur. Hiç şüphe yok ki onlarındır ateş ve tezcek, herkesten önce onlar girerler ateşe.
Allah'a, kendilerinin bile hoşlanmadıkları kızları yakıştırırlar ve dilleri de güzel ve hayırlı sonucun kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Şüphe yok ki, ateş onlarındır ve herkesten önce de onlar girerler ateşe.
Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri Allah'a yakıştırıyorlar. Dilleri, yalan yere en güzel mükâfatın kendilerine ait olduğunu ifade ediyor. Hiç şüphesiz onlar için ateş, cehennem vardır. Onlar, herkesten önce cehenneme atılacaklar ve unutulacaklar.
Kendilerinin hoşlanmadıklarını Allah'a isnad ediyorlar; dilleri de en güzelin kendilerinin olacağı konusunda yalan uyduruyor. Şüphesiz onlar için ateş (cehennem) vardır ve onlar (orada) öncüdürler.
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın 'kendilerinin olduğunu' düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Hem kendilerinin hoşlanmamakta oldukları kızları Allah'a isnad ediyorlar, hem de: “-En güzel akıbet onlarınmış.” diye dilleri kendilerine yalan söylüyor. Çare yok, ateş onların... Oraya en önde gidip kalacaklardır.
İğrendikleri şeyi Allah’a isnad ediyorlar. En iyi, en güzeli kendilerinin olacak diye dilleri yalan anlatıyor. Gerçekten onlar için ateş vardır. Ve onlar terkedileceklerdir.
Onlar, hoşlanmadıklarını Allah'a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Oysa hiç kuşku yok ki onların yeri cehennemdir, oraya en önde gireceklerdir.
Hoşlanmadıkları ya da başaramadıkları şeyleri “ne yapalım kaderimiz böyleydi” diyerek Allah’a isnat ederler. Ama güzel bir iş yaptıklarında bunu kendi başarıları ve marifetleri olarak görerek “dişimizle tırnağımızla çalışıp bugünler geldik” dedikleri anlatılmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Beğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.
Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar, (ateşe) terkolunacaklar.
Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır.
Hem Allaha kendilerinin hoşlanmıyacakları şeyler isnad ediyorlar, hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor: en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onların, hem onlar ona en önde gidecekler
Onlar Allah'a kendilerinin bile hoşlanmamakda oldukları şeyleri isnâd ederler, dilleri de yalan yere en güzel (aakıbet) in muhakkak kendilerine has olduğunu söyler. Hiç şüphe yokdur ki onların hakkı ateşdir ve onlar (cehennemin) öncüler (i) dir.
Hem beğenmeyecekleri şeyleri Allah'a isnâd ediyorlar, hem de en güzel (âkıbet)gerçekten kendilerininmiş diye dilleri yalan söylüyor. Hiç şübhesiz ki, onlar için ateş vardır ve onlar (ona) gerçekten en önde götürülecek kimselerdir!
Hoşlarına gitmeyen şeyleri ve ağızlarıyla uydurdukları yalanları Allah’a nispet ediyorlar ve güzel olan şeyleri de kendileri sahipleniyorlar. Şurası muhakkak ki ateş onlarındır ve ateşin içinde onlarla hiç ilgilenilmez.
İstemediklerini [⁷] Allah için yaparlar. Dilleri ise yalan söyler durur, gûya: En güzel makam kendilerininmiş. Elhak onlar için ateş vardır. Onlar evvel gidenlerdir [⁸].
İsmail Hakkı İzmirli Nahl Suresi 62. Ayet Açıklaması
[7] Riyasette ortak olmak, kız çocuğu olmak gibi.[8] Lâyık olmayan bir şeyi Allah'a isnat ederek Cennet umanlar günden güne Cehenneme ilerlerler. Yahut onlar ateşte unutulmuşlardır. Ateşten çıkmayıp daima ateşte kalacaklardır veya başkalarından evvel ateşe gireceklerdir.
Kadri Çelik
Onlar, Allah'a, hoşlarına gitmeyen şeyleri uygun görürler, dilleri de yalan olarak en güzel olanın kendilerinin olduğunu düzmektedir. Hiç şüphesiz ateş onlar içindir ve hiç şüphesiz onlar, (cehennemde) öncülerdir.
Hoşlanmadıkları şeyleri Allah’a yakıştırmaktan çekinmezler. Bir de hiç çekinmeden, kendilerinin en güzel şeylere lâyık olduğunu iddia ederek göz göre göre yalan söylerler. Oysa hiç kuşku yok ki, onların hakkı ateştir; hem de cehennemin öncüleri olarak! İşte, ilâhî prensipleri hayatın dışına iten, fakat haktan ve hukuktan söz eden inkârcıların gerçek yüzü ve âkıbeti budur:
Hoşlanmayacakları şeyleri Allah’a ait kılıyorlar.
Onların dilleri Yalan’ı niteliyor ki; “İyilikler-Güzellikler kendilerinindir”.
Şüphe yoktur ki Ateş, onlar içindir; onlar, müfrat / aşırı gidenlerdir.
Onlar beğenmedikleri şeyleri, Allah’a yakıştırıyorlar, dilleri de en güzel şeylerin kendilerinde olduğu yalanını, söyleyip duruyor. Şüphesiz cehennem, onlar içindir ve (cehenneme) ilk önce giren, kesinlikle onlar olacaktır.
Ve bir de, hoşlanmadıkları şeyi 70 (önce) Allah'a yakıştırırlar; sonra da kalkıp bunu dile getirirken, sanki en güzel, en erdemli olan neyse onu hak etmişler gibi, gerçek dışı, yalan açıklamalarda bulunurlar. 71 Aslında, onlar sadece ateşi hak etmektedirler ve şüphesiz kendileri [Allah'ın rahmetinden] uzak tutulacaklar! 72
Onlar hem hoşlanmadıklarını Allah’a layık görürler, hem de ahirette en güzel akıbetin kendilerini beklediği yalanını dillerine dolarlar. Hiç kuşku yok ki ateş onlar içindir ve onlar haddi aşanlardır. 18/36, 16/57-58-59, 17/40, 19/88...93, 37/149, 43/15...19, 52/39, 53/21...23
Hem kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah’a lâyık görürler, hem de en güzel akıbete kendileri lâyıkmış gibi yalan beyanda bulunan dilleriyle kendilerini aldatırlar.[2141] Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, ellerine geçen sadece ateş olacaktır; üstelik de onlar önden buyur edilecekler.[2142]
[2141] Veya: “Kendi (kalplerinin inanmadığı) yalanı dilleriyle söylerler.” (Krş: Âyet 116).
[2142] “Aşırılar, önde gidenler” anlamına mufrıtûn olarak da okunmuştur (Zemahşerî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Allah için kendilerinin hoşlanmadıklarını isnat ederler ve dilleri yalanı söylüyor ki, onlar için elbette en güzel akıbet vardır. Şüphe yok ki onlar için ateş vardır. Ve onlar mutlaka o ateşte terkedilmişlerdir.
Hem utanmadan, kendilerinin beğenmedikleri şeyleri Allah'a yakıştırıyor, O'nun dinini, peygamberini hafife alıyorlar, hem de en güzel âkıbetin kendilerini beklediği yalanını uyduruyorlar. Beklesinler bakalım! Onlara olsa olsa ateş vardır! Hem de oraya gireceklerin başında olacaklardır. [41, 50; 18, 35-36; 11, 9-10; 19-77]
Kendilerinin hoşlanmadıkları şeyi Allah'a veriyorlar, üstelik de dilleri, "En güzel sonuç, kendilerinin olacak" diye yalan söylüyor. Onlara mutlaka ateş vardır ve onlar ona sürüleceklerdir!
Âyetin sonundaki ÂïáòÑî×èæ(mufratûn) kelimesinde râ (üstün) okunduğu takdirde: "Onlar, ateşe sürüleceklerdir" demek olur. Fakat râ (esire) okunûrsa "Onlar ifrât edenler, yani aşırı gidenlerdir" mânâsı çıkar.
Süleymaniye Vakfı
Dillerinin süslediği yalanla en güzelin kendi hakları olduğunu söyleyerek beğenmedikleri şeyi Allah’a mal ederler. Zerre kadar şüphe yok ki onların hak ettikleri ateştir ve oraya önce onlar sokulacaklardır.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ederler ve yalana alışkın dilleri en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu ifade eder. Kuşkusuz onlara ait olan “ateş”tir. Ve onlar “cehennem”e doldurulacaklardır.
Kendilerinin hoşlanmadığı şeyi Allah'a yakıştırıyorlar; bir de kendilerini güzel bir âkıbetin beklediğine dair dilleriyle yalan uyduruyorlar. Hiç kuşkusuz onların hakkı ateştir ve oraya herkesten önce gireceklerdir.
Kendilerinin bile çirkin bulacağı şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. Dilleri de yalan düzüp donatıyor: En ileri güzellik onlarınmış! Kuşkusuz olan şu: Onlar için ateş vardır. Ve ona en önden gideceklerdir.