Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2050, sondan 4187. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 21. ayetidir. İsrâ Suresi 21. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 7374 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
انظر كيف فضلنا بعضهم على بعض وللاخرة اكبر درجات واكبر تفضيلا
Genel anlamda çeşitlilik güzeldir; insan hayatı da böyledir. Allah Teâlâ, –başka hikmetler yanında– insanlar arasında değişik yönlerden farklılıklar, çeşitlilikler olmasını da dilemiştir. Kimi yaşlı kimi genç, kimi sağlıklı kimi hasta, kimi zengin kimi yoksul, kimi inançlı kimi inançsız, kimi erdemli kimi erdemsiz, kimi akıllı kimi ahmak... Âyet, âhirette farklılıkların daha da fazla olacağını bildirmekle beraber hangi bakımlardan olacağı hakkında ayrıntı vermemektedir. Âhiret akılla kavranamayacağı için bu hususta âyetlerin ve sahih hadislerin bildirdiklerinin ötesinde görüş belirtmek yerine buralarda bildirilenlere iman etmekle yetinmek en uygun yoldur.
Mehmet Okuyan
Bak ki biz insanların kimini kiminden nasıl farklı yaratmışız! Elbette ahiret derece ve üstünlük farkları bakımından çok daha büyüktür.
(İnsanlardan) Onlardan kimini kimine (kabiliyet ve servet yönünden) nasıl üstün tuttuğumuza bak ki (bu imtihan sırrıyla gerekli görülmüştür.) Muhakkak ahiret (bu imtihanı kazananlar için) dereceler bakımından daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyüktür (ve hayırlıdır).
Bak da gör, onların bir kısmını nasıl bir kısmından üstün ettik; elbette ahiretteki yücelik, dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyük.
Baksana, biz insanların kimini, kiminden nasıl üstün kılmışızdır. Elbette ki, ahiretteki yücelik, dereceler bakımından da daha büyüktür, üstünlük bakımından da daha büyük.
Lütufta bulunarak, onların bir kısmını rızıkta, servette, güç ve kuvvette, sıhhatte, makam ve mevkide sıradan bir aklın kavrayamayacağı hikmetlere dayalı olarak diğerlerine nasıl üstün kıldığımızı düşün ve araştır. Andolsun ki âhiret daha büyük rütbeler ve makamlarla doludur, daha yüce ve daha çok üstünlükleri vardır.
Bak, bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık (rızk ve mevkilerini değişik yaptık). Elbette âhiret, derece farkları yönünden daha büyüktür, faziletçe de daha yüksektir.
Bak, onların kimini kimine (rızık ve makam bakımından) nasıl üstün kıldık. Muhakkak ahiret, ulaşılacak dereceler bakımından daha büyüktür, elde edilecek faziletler bakımından da daha üstündür.
“Faddale” terimi Kur’an’da çok sık tekrarlanır. Genelde üstün kılmak ve kıymet vermek anlamlarına gelen “Faddale” kelimesi burada, dünya hayatında “rızık ve makam bakımından farklı ve üstün olmak” anlamında kullanılmıştır. Ayetin ikinci cümlesinde ulaşılacak dereceler ve elde edilecek faziletler bakımından esas üstünlüğün basit, değersiz ve iğreti dünya nimetleri konusunda değil, Allah’tan başka kimsenin sınırlarını ve hususiyetini bilemediği tahayyül dahi edemeyeceğimiz nitelikte güzel nimetlerin ahirette olduğuna vurgu yapılmaktadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.
20. âyet, gerek dünya gerekse ahiret nimetleri bakımından Allah’ın lütfunun sınırsızlığını ifade etmekte; servet, mevki, sağlık ve yaşayış güzelliği bakımından insanlar arasındaki farkların, ilâhî takdirin bir gereği olduğunu, binaenaleyh, bu dünyada mutlak eşitliğin im-kânsızlığını ortaya koymaktadır. Bunun yanında, 21. âyetten anlıyoruz ki, ahirette de insanlar eşit durumda olmayacaklar, aksine, insanların dünyada yapmış oldukları işlere göre ahirette derece farkları daha da büyük olacaktır. Ancak, 18. âyetten de anlaşılacağı üzere, para ve mevki gibi dünyevî imkânlar, Allah nezdinde mutlak bir değer ifade etmediği için, dünya hayatını sırf bunların peşinde koşarak geçirenler, ahirette üstün derecelere ulaşmak hakkını kaybetmiş olacaklardır.
Edip Yüksel
İnsanları birbirinden nasıl üstün kıldığımıza dikkat et. Ahiretin dereceleri ve üstünlükleri daha büyüktür
Bak! Onların bir kısmını diğerine nasıl üstün kıldık! Elbette ahiret, hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
Baksan a, biz onların kimini kiminden nasıl üstün kıldık. Elbette âhiret, dereceler (farkları) i'tibariyle de daha büyükdür, üstün kılmak bakımından da daha büyükdür.
Bak, (rızıkta ve makamda) onların bazısını bazısından nasıl üstün kıldık! Elbette âhiret, hem dereceler i'tibâriyle daha büyük, hem de üstünlük i'tibâriyle daha büyüktür.
Dikkat et, biz onların bir kısmını (rızık ve nimet olarak) diğer bir kısmından üstün tutup fazla verdik. Ahiret nimetlerinin derecesi daha büyük ve dünyada verilenlerden daha üstündür.
Onlardan bir kısmını bir kısmına nasıl da üstün tuttuğumuzu gör! Muhakkak ahiret dereceler bakımından da daha yüce ve üstünlük bakımından da daha büyüktür.
Bak, insanları servet, güç, zeka ve yetenek bakımından nasıl da birbirlerinden üstün kıldık fakat bu gelip geçici nîmetleri elde etme uğruna âhireti terk etme! Çünkü âhiret, makâm olarak bunlardan çok daha yüce olduğu gibi, fazîlet bakımından da çok daha üstündür. O hâlde ey insanoğlu, bu yüce makâma ulaşmak istiyorsan, şu hikmet dolu öğütleri iyi dinle:
(Dünyada) onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak. Âhiret, kesinlikle hem dereceler bakımından daha büyüktür, hem de üstünlük bakımından daha büyüktür.
Onların bazılarına [yeryüzünde] diğerlerine göre nasıl cömert davrandığımıza bir bak: fakat (unutma ki,) ahiret, paye olarak daha yüksek, erdem ve (manevî) zenginlik bakımından daha yücedir. 25
Onları dünya nimetlerinden faydalanmada birbirlerine nasıl farklı ve üstün kıldığımıza bir bak! Ama ahiretteki üstünlük hem nitelik hem de nicelik olarak çok daha büyüktür. 6/165, 20/75, 43/32
(Bu dünyada) onların bir kısmını, diğerlerine nasıl üstün kıldığımıza bir bak; ama âhiretin payı hem nicelik olarak çok daha büyük, hem de (nitelik olarak) çok daha üstün ve değerlidir.[2248]
[2248] Derecât, burada ve geçtiği birçok yerde nitelik farkına değil nicelik farkına işaret eder (krş: 2:228; 4:95; 58:11). Cümlenin ikinci kısmı, doğal olarak birinci kısmındaki vaadden farklı bir içerik taşımaktadır. Bu da dünya ile âhiret arasındaki “nitelik farkı”dır. Birinci cümledeki “nicelik olarak” açıklaması yananlamken, ikinci cümledeki parantez içi açıklama sözgelimine dayanır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bak! Onların bazısını bazısı üzerine nasıl üstün kılmışızdır. Ve elbetteki ki, ahiret, dereceler itibariyle daha büyüktür ve üstünlük itibariyle de daha büyüktür.
Servet, sağlık ve diğer imkânlar yönünden insanların farklı olmaları Allah’ın takdiridir. Bu âyet, dünyadaki işlere göre, âhirette de insanların farklı durumlarda olacağını bildirmektedir. Öyleyse insan asıl ebedî hayatta yüksek derecelere ulaşmak için çalışmalıdır.
Süleyman Ateş
Bak, (rızık bakımından) nasıl onların kimini kiminden üstün yaptık. Elbette ahiret, dereceler bakımından da daha büyük, üstünlük bakımından da daha büyüktür.