Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2057, sondan 4180. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 28. ayetidir. İsrâ Suresi 28. ayetinin kelime sayisi 12, harf sayısı 50 ve toplam ebced değeri ise 5057 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واما تعرضن عنهم ابتغاء رحمة من ربك ترجوها فقل لهم قولا ميسورا
Yoksul sahabiler Hz. Peygamberin yardımı ile geçinirlerdi. Resûlullah bazen onlara verecek bir şey bulamadığından çok üzülür, mahcubiyetinden dolayı yüzünü başka tarafa çevirirdi. Bu âyet-i kerimede, Hz. Peygamber’e, onlara bir şeyler verecek durumda olmadığında, hiç olmazsa yumuşak sözlerle gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmıştır.
Hz. Peygamber, yoksul müslümanların geçimiyle bizzat ilgilenir, imkânları nisbetinde onların bakımını sağlar, kendisinde yoksa diğer müslümanları buna teşvik ederdi. Âyette Hz. Peygamber’in, bizzat kendisi de maddî sıkıntı içinde bulunduğu ve bu hususta Allah’ın rahmetini, lutuf ve ihsanını beklediği için ihtiyaç içinde olduğunu açıklayanlara yardım edemeyecekse nasıl davranması gerektiği bildirilmektedir. Buna göre insan, yardım isteyen birine olumlu cevap verme imkânına sahip değilse ümit verici, yatıştırıcı, güzel sözler söylemeli; onu kırmamaya, gönlünü incitmemeye çalışmalı, tatlı dille mazeretini ifade etmelidir (Şevkânî, III, 250-251).
Mehmet Okuyan
Rabbinden beklediğin bir rahmet arzusu için onlardan yüz çevirirsen (en azından) kendilerine gönül alıcı bir söz söyle!
Eğer sen kendin de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu arama çabası içinde olduğun için onlara ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman hiç değilse onlara işleri kolaylaştırıcı söz söyle!
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti (nimet ve serveti) beklerken (darlıkta olduğundan) onlara (akraba ve yoksullara bakamayıp mecburen) yüz çevirecek olursan (fakirlere verecek şeyin bulunmazsa), bu durumda onlara yumuşak söz söyleyip (gönüllerini almalısın.)
Eğer elin dar olduğu için, Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek, o hak sahiplerinden yüz çevirecek, onlara birşey veremeyecek olursan, güzel sözler söyle onlara, gönüllerini al.
Eğer Rabbinin rahmetinden, lütfundan umduğun, eline geçmeyen kazançlardan, gelirlerden dolayı etrafındaki muhtaçların sıkıntıya düşmelerini önleyemiyorsan, hiç olmazsa imkâna kavuşuncaya kadar, onlara, sıkıntılarını hafifletecek kolaylık yolları göster.
28.İbnu Cerir`in Dahhâk`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Resulullah (a.s.)`tan bir şeyler isteyen fakirler hakkında inmiştir.Said bin Mansur`un Ata el-Horasani`den rivayet ettiğine göre de Resulullah (a.s.) Tebük seferine hazırlanırken bu sefere katılmak isteyen ancak binekleri bulunmayan bazı Müslümanlar da Resulullah (a.s.)`ın yanına gelerek ondan kendilerine binek bulmasını istediler. Resulullah (a.s.) onlara binek bulamayacağını söyleyince, onun kendilerine kızdığından böyle cevap verdiğini sanarak gözleri yaşlı bir halde geri döndüler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle.
Eğer Rabbinden istediğin bir rızkı (kendi ihtiyacından dolayı) aramak için, o akraba, yoksul ve yolda kalmışlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan (verecek durumun olmazsa), o zaman da kendilerine yumuşak bir söz söyle.
Rabbinden gelecek olan bir rahmeti (darlık ve sıkıntı içindeyken) beklerken (ihtiyaç sahiplerine) ilgi gösteremeyecek durumda isen; o zaman hiç değilse onlara gönül alıcı ve yumuşak bir söz söyle.
Fakir ve yoksul olan sahabelerden bazıları, kendi gelirleri kâfi gelmediği için Hz. Peygamberden de ek destek alırlardı. Hz. Peygamber bazen onlara verecek bir şey bulamazdı ve utancından yüzünü başka tarafa çevirip görmemezlikten gelerek mahcubiyetini gizlemeye çalışırdı. Onlar da bunu Hz. Peygamberin kendilerinden usandığının bir ifadesi olarak yorumlarlardı. Ayette geçen “onlara gönül alıcı ve yumuşak bir söz söyle” ifadesi sadece Peygamberimize değil aynı zamanda bütün insanlara bir mesajdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle.
Rivayete göre Bilâl, Suheyb, Sâlim, Mehca’ ve Habbab gibi yoksul sahâbîler, Hz. Peygamber’in yardımı ile geçinirlerdi. Resûlullah (s.a.), onlara verilecek bir şeyleri olmadığı zaman, mahcubiyetinden ötürü söyleyecek bir söz bulamaz, yüzünü başka tarafa çevirir, fakat onların ihtiyaçlarını gidermek için Cenab-ı Hakk’ın kendisine imkân vermesini dilerdi. İşte bu âyet-i kerimede, Resûlullah’a bu gibi insanlara bir şeyler veremeyecek bile olsa, hiç olmazsa «Allah, bize de, size de bol rızık versin», «Allah sizleri mesut ve müreffeh kılsın» gibi sözlerle onların gönüllerini alması gerektiği hatırlatılmaktadır.
Edip Yüksel
Rabbinden umduğun bir rahmeti elde etmek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara yumuşak söz söyle
Şâyed Rabbinden umduğun rahmeti arayarak onlardan sarf-ı nazar edersen (böyle bir mecburiyyetde kalırsan) o halde kendilerine yumuşak bir söz söyle (mekle mukaabelede bulun).
Eğer (bir şey verecek durumda olmayıp) Rabbinden ümîd ettiğin bir rahmeti(rızkı) aramak için onlardan (o hak sâhiblerinden)(1) yüz çevir(mek mecbûriyetinde kal)ırsan, artık (elime geçerse veririm, ma'nâsında) onlara yumuşak bir söz söyle!
(1)Burada zikredilen “hak sâhibleri”nden murad, 26. âyetin meâlinde zikredilen akrabâlar, yoksullar ve yolda kalmış kimselerdir. (Celâleyn Şerhi, c. 4, 309)
İlyas Yorulmaz
Eğer Rabbinin nimetlerinden rızık aramak durumunda kaldığında, o ihtiyaç sahipleriyle ilgilenemeyecek durumda olursan, o zaman onlara yumuşak ve gönül alıcı sözler söyle.
Eğer sen de ihtiyaç içinde olur da, Rabb’inden umduğun bir yardımı, bir rahmeti beklediğin için onlara şimdilik bir şey veremeyecek durumda olursan, hiç değilse gönül alıcı, tatlı sözler söyle onlara. Ve harcama yaparken, ölçülü ve dengeli davranmayı unutma:
Ve eğer sen (kendin) de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu/bir rahmeti arama çabası içinde olduğun için 34 [ihtiyaç sahiplerine] ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman, hiç değilse, onlara yumuşak/yatıştırıcı bir söz söyle.
Ve eğer sen kendin, umut (kapın olan) Rabbin katından gelecek bir rahmet ve lutfu arama çabasında olduğun için (muhtaçları) geri çevirmek durumundaysan, en azından onlara gönül alıcı bir söz söyle.[2256]
[2256] Bu âyet de yukarıdaki gibi, vahyin tüm muhataplarına hitap eden bir âyettir. Âyetin hitap alanını ilk muhatabı olan Allah Rasûlü ile sınırlandıran görüşü esas alsak bile, âyette dile getirilen bu çaba Allah Rasûlü’nün şahsı için gösterdiği bir çaba olamaz. Çünkü çok daha önceden Allah Rasûlü rızık kaygısına düşmemesi konusunda uyarılmış ve kendisine bu konuda ilâhî garanti verilmişti (Bkz: 20:131-132).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti aramak için onlardan (o kendilerine yardım edilecek kimselerden) yüz çevirecek isen o halde onlara bir yumuşak söz söyle.
Eğer elinin dar olması sebebiyle Rabbinden umduğun bir lütfu, bir imkânı beklerken o hak sahiplerine şimdilik ilgi gösteremiyorsan, hiç değilse onlara gönül alıcı bir şeyler söyle.
Eğer (elin dar olduğu için) Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz çevirecek, (onlara birşey vermeyecek) olursan, bari onlara yumuşak söz söyle.
Yani elin dar olduğu için şimdilik onlara bir şey verecek durumda değilsen, onlara bir şey verebilmek için Rabbinin sana vereceği rızkı, bolluğu bekliyorsan, bâri kaba davranıp onları kırma. Yumuşak sözlerle onların gönüllerini al, bolluğa kavuşmaları için Allah'a du'â et.
Süleymaniye Vakfı
Rabbinden beklediğin bir ikramın peşinde olduğun için uzak durursan onlara teselli edici sözler söyle.
Onlara bakacak durumun olmadığı için Rabbinden umduğun bir rızkı aramak üzere onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan, hiç olmazsa onlara gönül alıcı bir söz söyle.