Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2076, sondan 4161. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 47. ayetidir. İsrâ Suresi 47. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 6619 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
نحن اعلم بما يستمعون به اذ يستمعون اليك واذ هم نجوى اذ يقول الظالمون ان تتبعون الا رجلا مسحورا
Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Hz. Peygamber, kendisine âyetler geldikçe onları insanlara okur açıklardı. Fakat özellikle putperestlerin ileri gelenleri, kendilerinin Peygamber’e itibar ettiği, değer verdiği gibi bir anlam çıkarılmasın diye genellikle onun okuduğu âyetleri açıktan dinlemekten kaçınırlardı. Ancak burada belirtildiği gibi zaman zaman onların bir yerlere gizlenerek âyetleri dinledikleri de olurdu ve bu sırada onda bir noksanlık yakalamaya çalışırlar, alaylı ve yalanlayıcı ifadelerle aralarında fısıltılı konuşmalar yaparlardı. Âyette bu tür konuşmalardan söz edilmekte; genellikle Peygamber’e yönelttikleri “büyülenmiş” şeklindeki iftiralarına değinilmektedir.
Âyetin iniş sebebiyle ilgili bir rivayete göre Resûlullah, Hz. Ali’nin bir yemek hazırlamasını isteyerek, Kureyş eşrafını yemeğe davet etmiş, davet sırasında onlara âyetler okuyarak kendilerini tevhid inancını kabul etmeye çağırmış; o takdirde –sandıklarının aksine– itibar kaybetmek şöyle dursun, hem kendi çevrelerinde öncekine göre daha çok saygı göreceklerini hem de Arap olmayanlar nezdinde itibar kazanacaklarını ifade etmişti. Fakat onlar bu çağrıyı kabul etmemekle kalmamış, bir de Hz. Peygamber konuşurken nezaket kurallarını hiçe sayarak fısıltılı konuşmalarla onun büyülenmiş olduğunu ileri sürmüşlerdir (Râzî, XX, 223). İbn İshak’ın anlattığına göre Ebû Cehil, Ebû Süfyân, Ahnes b. Şerîk gibi putperest büyükleri bazı gecelerde biri diğerinden habersiz olarak Resûlullah’ın bulunduğu yere giderek gizlice onun Kur’an okumasını dinler, yolda tesadüfen karşılaştıklarında da birbirlerini suçlarlardı (Sîretü İbn İshâk, s. 169-170).
Mehmet Okuyan
Biz onların seni dinlerken onu (Kur’an’ı ne amaçla) dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken zalimlerin “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!” dediklerini çok iyi bileniz.
Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de biliyoruz.
Biz onların seni ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında fısıldaştıklarında da, o zalimlerin: “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz.” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Biz onların (marazlı münafıkların ve müşrik takımının) Senin (yanına gelip, cemaatine girip konuşmalarına) kulak verdiklerinde ne (kasıtla) dinlediklerini, (arkandan kendi aralarındaki) gizli konuşmalarında da o zalimlerin: "Siz büyülenmiş (mümkün olmayacak hayal ve kuruntuların etkisine girmiş) bir adamdan başkasına uymuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliriz.
Biz, seni dinleyecekleri zaman asıl neyi dinliyeceklerini ve birbirleriyle gizlice konuşurlarken o zalimlerin, siz ancak büyülenmiş bir adama uymuşsunuz diyeceklerini pek iyi biliriz.
Biz onların seni dinlerken, ne sebeple dinlediklerini kendi aralarında gizlice konuşurlarken, o varoluş gayesine aykırı hareket edenlerin: “Siz eğer Muhammed'e uyarsanız, düpedüz büyülenmiş bir adama uymuş olacaksınız” dediklerini de çok iyi biliyoruz.
Biz, onların, seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, ortalık bulandırmak için Kur'ân'ı yalanlayan ve alaya alan fısıltılar yaydıklarını; isyan ile, inkâr ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin:
“Siz, büyülenerek aklı etki altına alınmış bir adama tâbi oluyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Onların seni dinlediklerinde neye kulak verdiklerini ve gizli konuşmaları esnasında da o zalimlerin: "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini biz çok iyi biliriz.
Biz onların seni dinlediklerinde ne için dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin: 'Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz' dediklerini çok iyi biliriz.
Onlar senin okuyuşunu dinlerken nasıl (alay ederek) dinlediklerini, birbirleriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: “- Siz ancak büyülenmiş bir adama tabi oluyorsunuz.” demekte olduklarını biz çok iyi biliyoruz.
Biz onların seni dinlerlerken ve bu iş için gizli toplantılar yaparlarken nasıl dinlediklerini ve zalimlerin “siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin (senin hakkında): “Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini Biz çok iyi biliriz.
Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında fısıldaşırlarken de o zalimlerin: «Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!» dediklerini çok iyi biliriz.
Seni dinlerlerken nasıl işittiklerini ve kendi aralarında konuşurlarken zalimlerin, "Siz sadece büyülenmiş bir adamı izliyorsunuz," dediklerini iyi biliyoruz.
Biz onların, seni dinlerken nasıl dinlediklerini çok iyi biliriz. Birbiriyle fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini biz çok iyi biliriz.
Onlar seni dinleyecekleri zaman (hakıykatde) neyi dinleyeceklerini, gizli (ve sinsi) konuşurlarken o zalimlerin (nasıl) «Siz büyülenmiş bir kimseden başkasına tâbi' olmuyorsunuz» diyeceğini biz pek iyi bileniz.
Seni dinlerken ne maksadla dinlemekte olduklarını ve onlar (kendi aralarında)fısıldaşırlarken o zâlimleri: “(Siz) ancak sihirlenmiş bir adama tâbi' oluyorsunuz!” diyorlarken en iyi bilen biziz!
Onların Kur’an’ı dinledikleri zaman niçin dinlemek istediklerini biz en iyi bileniz. Seni dinlediklerinde, hemen kendi aralarında gizli toplantı yaparlar ve o zalimlerin Kur’an’ı dinleyen insanlara “Siz başkasının etkisi altında kalmış bir adama itaat ediyorsunuz” demek için karar aldıklarını çok iyi biliyoruz.
Biz, sana Kur/an okurken kulak verdikleri, zalimler, «— Siz ancak büyülü [⁵] bir adama tâbi olursunuz». Diye aralarında gizli gizli söyleştikleri vakit neye kulak verdiklerini [⁶] daha iyi biliriz.
İsmail Hakkı İzmirli İsrâ Suresi 47. Ayet Açıklaması
[5] Veya cinirli, yani melek değil insan.[6] İstihza ettiklerini, aralarında konuştuklarını.
Kadri Çelik
Biz onların seni dinlediklerinde niçin dinlediklerini, gizli konuşmalarında da o zalimlerin, “Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz” dediklerini çok iyi biliriz.
Biz müşriklerin, seni dinledikleri zaman ne amaçla dinlediklerini ve kendi aralarında gizli gizli konuşurlarken o zâlimlerin, Kur’an’dan etkilenen insanlara, “Siz ancak büyülenmiş bir adamın peşinden gidiyorsunuz!” dediklerini gâyet iyi biliyoruz. Sana “büyülenmiş” diyorlardı; çünkü okuduğun Kur’an’dan etkileniyor, vicdanları sarsıp derinden etkileyen bu sözlerin beşer kaynaklı olmadığını, olamayacağını hissediyorlardı. Öyleyse Muhammed, “insanüstü” bir güce dayanarak konuşuyordu ve onlara göre bu güç, sihirden başka bir şey değildi.
Sana gizlice kulak veriyorlarken, ne sebeple dinlediklerini biz çok iyi biliriz.
Onlar gizli gizli fısıldaştığında Zâlimler:
-”Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” diyorlar.
Biz onların seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve o zâlimlerin kendi aralarında fısıldaşırlarken de: “siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz.” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Seni dinledikleri zaman, Biz onların aslında neye kulak kesildiklerini 57 ve kendi aralarında görüştükleri zaman, bu zalimlerin [birbirlerine]: “[Eğer Muhammed'e uyarsanız,] düpedüz büyülenmiş bir adama uymuş olacaksınız!” dediklerini çok iyi biliyoruz.
Çünkü biz, onların sen Kuran okurken seni ne maksatla dinlediklerini de, aralarında fısıldaşırken o zalimlerin “Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediklerini de çok iyi biliyoruz. 7/184-185, 34/46, 43/31
(Ey Muhammed!) Sana kulak verdiklerinde, aslında onların neye kulak kabarttıklarını ve kendi aralarındaki gizli kapaklı görüşmeleri sırasında, “Eğer (ona) uyarsanız yalnızca büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz” diyen zalimlerin de olduğunu, Biz çok iyi biliyoruz.
Biz pek iyi biliriz, seni dinleyecekleri zaman onların neyi dinleyeceklerini. Onlar o zaman bir gürûhturlar, o zaman o zalimler derler ki: «Başka değil, büyülenmiş bir erkeğe tâbi oluyorsunuz.»
Onlar senin okuyuşunu dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kulis yaparken insanlara: “Siz, sadece sihir tesirinde kalmış birinin peşinde gidiyorsunuz, aklınızı kullanın! ” diye fısıldaşarak vesvese verdiklerini pek iyi biliyoruz.
Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konuşurlarken de o zalimlerin: "Siz büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini gayet iyi biliyoruz.
Seni dinledikleri sırada neye kulak verdiklerini iyi biliriz. Aralarında fısıldaştıkları sırada da yanlışlar içindeki bu kimselerin: “Peşinden gittiğiniz büyülenmiş bir adamdan başkası değildir” dediklerini de iyi biliriz.
Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini ve gizli konuşmalarında zalimlerin ”Siz büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.” dediklerini de çok iyi biliyoruz.
Onların seni dinlerken ne niyetle dinlediklerini ve aralarında fısıldaştıkları zaman o zalimlerin “Siz ancak büyülenmiş bir adamın peşine takılıyorsunuz” dediklerini Biz biliyoruz.
Onların seni dinlerken, neye kulak verdiklerini biz daha iyi biliriz. Aralarında fısıldaşırlarken de şöyle konuşur o zalimler: "Büyülenmiş bir adamdan başkasının ardı sıra gitmiyorsunuz!"
biz bilüriregüz anı kim işidürler anı ol vaķt kim ķulaķ dutarlardı senüñ dapa daħı ol vaķt kim anlar gizlü söyleyicilerdi ol vaķt kim eydürlerdi žālimler “uymazsız illā bir ere bügülenmiş.”
Biz bilür‐biz anlar işitdügi nesneyi. Ol vaḳt ki ḳulaḳ dutarlar ol vaḳtda.Anlar sır bile söyleşürler. Ol eydür: Ẓālimler uyar mısız bir kişiye ki mesḥūrdur?