Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2089, sondan
4148. ayet;
17. sure ve
İsrâ Suresinin
60. ayetidir.
İsrâ Suresi 60. ayetinin kelime sayisi
25, harf sayısı
113 ve toplam ebced değeri ise
6848 olarak hesaplanmıştır.
İsrâ Suresinin toplam ebced değeri
473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
واذ قلنا لك ان ربك احاط بالناس وما جعلنا الرءيا التي اريناك الا فتنة للناس والشجرة الملعونة في القران ونخوفهم فما يزيدهم الا طغيانا كبيرا
واذقلنالكانربكاحاطبالناسوماجعلناالرءياالتياريناكالافتنةللناسوالشجرةالملعونةفيالقرانونخوفهمفمايزيدهمالاطغياناكبيرا
Ve-iż kulnâ leke inne rabbeke ehâta bi-nnâs(i)(c) vemâ ce’alnâ-rru/yâ-lletî eraynâke illâ fitneten linnâsi ve-şşecerate-lmel’ûnete fî-lkur-ân(i)(c) venuḣavvifuhum femâ yezîduhum illâ tuġyânen kebîrâ(n)
Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320]
Burada ifade edilen “rüya”dan maksat, Hz. Peygamberin Mîrac gecesindeki müşahedeleridir. Bu müşahedeler gece vakti meydana geldiği için rüya kelimesiyle anlatılmıştır. Kur’an’da lânetlenmiş bulunan ağaç da, cehennemdeki “zakkum” ağacıdır.
Allah’ın insanları “çepeçevre kuşatması”, hiçbir insanın Allah’ın kudreti dışına çıkamayacağı, O neye izin verirse insanların ancak onu başarabilecekleri anlamına gelir (Taberî, XV, 109) ve putperestlerin inkâr, inat ve baskılarına rağmen Hz. Peygamber ve müslümanlar karşısında son tahlilde başarısız olacaklarına işaret eder. Nitekim âyette Allah Teâlâ’nın Hz. Peygamber’e, –putperestlerin zannettiklerinin aksine– kendisinin onlara karşı başarılı olacağını rüya yoluyla bildirdiği ifade edilmektedir. Onun bu rüyayı ne zaman gördüğü, rüyanın içeriği hakkında kayda değer üç farklı açıklama yapılmıştır: Bir açıklamaya göre Resûlullah Mekke’yi fethedeceğini rüyasında görmüş, nitekim hicretin 8. yılında (630) bu rüya gerçekleşmiştir. İkinci açıklamaya göre putperestlerin İslâm orduları karşısında yenilecekleri ve önderlerinin ölecekleri yerler Hz. Peygamber’e rüyasında gösterilmiş, bu rüya hicretin 2. yılında (624) Bedir zaferinde gerçekleşmiştir. Bu iki görüşü kabul edilebilir görmeyen âlimler buna gerekçe olarak sûrenin Mekke’de indiğini, oysa gerek Bedir Savaşı gerekse Mekke’nin fethinin Medine döneminde gerçekleştiğini hatırlatırlar. Çoğunluğun tercihi olan üçüncü yorumda ise âyetteki rüya, İsrâ gecesinde Hz. Peygamber’e gösterilenler şeklinde açıklanmıştır. İsrânın uyku halinde gerçekleştiğini kabul edenler buradaki “rüya”yı uykuda görme olarak açıklamışlarken İslâm âlimlerinin çoğunluğu, rüya kelimesinin kök anlamının “gözle görmek” olduğunu da dikkate alarak İsrâ’nın Resûlullah uyanıkken cereyan ettiğini savunmuşlardır.Fitne, “sınav, deneme” demektir; Kur’an’da daha çok müminin inancını tehlikeye sokan, bu sebeple bir yönüyle onun imanındaki kararlılığını kanıtlamasına imkân veren, bu yönden bir imtihan vermesine yol açan sıkıntılı durumlar ve olaylar için kullanılır. Bu rüya olayının fitne olması, Resûlullah’ın İsrâ sırasında gördüklerini, yaşadıklarını anlatınca inancında henüz yeterince sebat ve kararlılık kazanmamış kişilerin olayı imkânsız görerek İslâm’dan dönmeleridir. Böylece Resûlullah’ın anlattıkları onlar için bir fitne (sınav) olmuş ve bu sınavı kaybetmişlerdir (bk. İbn Kesîr, V, 89-90; Kurtubî, X, 282). “Kur’an’da lânetlenmiş ağac”a gelince, bununla ilgili farklı rivayetler bulunmakla birlikte (bk. Taberî, XV, 113-115; Râzî, XX, 236-237), çoğunluğun yorumu bunun cehennemdeki “zakkum ağacı” olduğu yönündedir (bk. Duhân
44:43-44). Şevkânî’nin Zeccâc’dan aktardığına göre Araplar hoşlanmadıkları yemeklere genellikle “mekruh ve lânetli yemek!” derlerdi (III, 270). Aynı müfessir, âyette bu ağacın bir fitne olarak gösterilmesini de şöyle açıklar: Cehennemde böyle bir ağaç bulunacağı bildirilince Ebû Cehil gibi fırsatçı müşrikler, “Muhammed hem cehennemin taşı bile kavuracağını söylüyor hem de orada ağaç biteceğinden söz ediyor” diyerek Resûlullah’ı alaya almışlar, bunun üzerine söz konusu olan âyet inmiştir. Buna göre ağaçla ilgili olarak Kur’an’da verilen bilgi bir imtihandır; mümin bu bilgiye inanmakla imtihanı kazanmış, kâfir de inkâr etmekle imtihanı kaybetmiş olur.
Hani sana şöyle demiştik: “Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır. Sana ([isra] esnasında) gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur’an’da lanetlenmiş (zakkum) ağacını,ancak insanları sınamak için meydana getirmiştik. Biz onları (insanları) korkutuyoruz; (bu durum) onların sadece büyük azgınlığını artırıyor.”
Burada sözü edilen “lanetlenmiş ağaç” ile kastedilen Sâffât
37:62, Duhân
44:43-44 ve Vâkı‘a
56:52’te belirtildiği gibi durumunu bilemediğimiz “zakkum ağacı”dır. zakkum ağacıyla ilgili bilgi için bkz. Sâffât
37:62, dipnot 3.
Hani sana, “Rabbin, insanları kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'ân'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.[291]
[291] Rüya ve lanetlenmiş ağaç hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XI, 316-321.
Hani bir zaman sana: “Rabb'in insanları kuşatmıştır.” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyeti¹ ve Kur'an'da lanet edilen ağacı², sadece insanlar için fitne³ kıldık. Biz onları uyarıyoruz. Fakat bu onların aşırı azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
1- Rüyayı/Açık görüntüyü. Bu görüntünün, bu surenin birinci ayetinde yer alan görüntü olduğu hususunda ittifak derecesinde görüş birliği bulunmaktadır. 2- “Eş'şecere” sözcüğü ağaç demektir. Ancak bu sözcük mecaz olarak Kur'an'ın kimi ayetlerinde dünya nimetlerine gereğinden fazla yönelme, yaradılışı bozacak düzeyde dünyaya tutkuyla bağlanma, kargaşa çıkarma anlamlarında kullanılmıştır. (
4:65;
7:19) Bu ayette de ağaç ile kast edilen şey mal mülk biriktirme tutkusudur. Zira ağaç gücün ve çokluğun simgesidir. Yoksa Kur'an'ın bilinen anlamıyla herhangi bir ağacı lanetlemiş olması düşünülemez. 3- Sınav.
Hani o vakit Biz Sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı (Mi’raç’taki muhteşem temaşaları) da, Kur'an'da (bildirilen ve Allah’ın kudretiyle cehennem alevleri içinde yetişen) lanetlenmiş ağacı (zakkum cezasını) da insanları denemek için yaptık. Biz onları (böylece) korkutup (uyarıyoruz) . Fakat (bu) onlarda sadece büyük bir azgınlığı ziyadeleştirmektedir.
An o zamanı, hani sana demiştik ki hiç şüphe yok, Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır ve biz sana gösterdiğimiz rüyayı da, Kur'an 'daki lanetlenmiş ağacı da ancak insanları sınamak için gösterdik ve onları korkutmadayız, fakat bu, ancak onların taşkınlıklarını arttırmada.
Rüyadan maksat, gözle görüştür ve Hz. Muhammed (s.a.a)'in Mekke'den Kudüs'e gitmesine, oradan da göklere ağmasına, yani Mirac'a işarettir Mirac hakkında, daha Hz. Muhammed (s.a.a)'in zamanında ve Mirac'ı nakleder etmez bir hayli sözler söylendiği için âyette Mirac, "İnsanları sınamak için" meydana gelmiş bir olay diye tavsif edilmiştir. Bu kavil, İbn-i Abbas, Cübeyr oğlu Said, Hasen, Katâde ve Mücâhid'in kavlidir. Hz. Muhammed (s.a.a) Medine'deyken Mekke'yi alacağını görmüştür, buradaki rüyadan maksat budur da denmiştir. Bu rivâyet, başka bir yolla İbn-i Abbas'tan geliyor. Lanetlenmiş ağaç, cehennemin dibinden biten zakkum ağacıdır. Bu rivayet, İbn-i Abbas ve Hasen'den gelmektedir. Ebu Cehl, Muhammed sizi taşları bile yakacak bir ateşle korkutmada, bir yandan da o ateşin içinden ağaç biteceğini söylemekte demiş ve müşrikler ateş içinde ağaç olamayacağını dillerine dolayıp alaya başlamışlardı. Bu yüzden, lanetlenmiş ağaç da insanları bir sınama olmuştu. Bu rüya ve ağaç hakkında bir kavil daha vardır. Said oğlu Sehl, babasından şöyle rivayet etmiştir. Hz. Muhammed (s.a.a), bir gece minberine maymunların çıktığını görmüş, pek üzülmüştü. Bu, Muhammed-ül-Bakır'la Ca'fer-üs-Sadık (a.s)'tan ve Yesar oğlu Said'ten de rivayet edilmiştir. Bu kavle göre lanetlenmiş ağaç da Ümeyyeoğullarıdır (Mecma, 2, 77). İncil'de de iyi ağaç ve kötü ağaç temsili vardır (Matyus, 7, 17-20).
Hatırla o zamanı, hani sana demiştik ki, hiç şüphe yok Rabbin insanları, ilmi ve kudretiyle kuşatmıştır. Ve biz sana gösterdiğimiz rüyayı da, Kur'ân'daki lanetlenmiş ağacı da, ancak insanları sınamak için gösterdik. Ve onları korkutmaktayız, fakat bu ancak onların taşkınlıklarını arttırmakda…
Hani sana:
“Rabbin geçmiş ve gelecek bütün insanları, insanların hayatlarını, davranışlarını ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Mirac gecesi çıplak gözle sana gösterdiğimiz rüya gibi görüntüleri ve Kur'ân'da rahmetten uzak kılınan ağacı, kaktüsü yalnızca insanları imtihan ve deneme vesilesi olarak düzenleyip hazırladık. Biz insanlara korku veren uyarılarda bulunuyoruz, bu onlarda büyük azgınlıklardan, azgınlıklarını artırmaktan başka bir şey sağlamıyor.
Hani sana: "Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur'an'da lanetlenmiş ağacı ancak insanlar için bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz ama bu onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmıyor.
60.Ebu Ya`la`nın Ummu Hani (r.a.)`den rivayet ettiğine göre Resulullah (a.s.) İsrâ ve Mirac olayını yaşayınca ertesi sabah geceleyin başından geçenleri Kureyş`ten bazı kimselere anlattı. Kureyşilerse bu anlattıklarından dolayı Resulullah (a.s.) ile alay ettiler ve bu söylediklerinin doğruluğunu gösterecek bir delil ortaya koymasını istediler. Resulullah (a.s.) da onlara Mescidi Aksa`yı tarif etti ve (o sıralarda oralarda bulunan) kervan hakkında bilgiler verdi. Bunun üzerine Velid bin Muğire: "Bu bir büyücüdür" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Burada "rüya" ile kastedilenin ne olduğu konusunda müfessirler farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu kelime sözlükte "görme" anlamındadır. Ancak gece uykuda görülen şeyler hakkında kullanılmaktadır. İsra ve Miraç olayının uykuda gerçekleştiğini ileri sürenler bu kelimeye doğrudan rüyâ anlamını vermişlerdir. Bu olayın uyanıkken gerçekleştiğini söyleyenler ise kelimenin sözlük anlamına itibar ederek "açıktan görme" anlamı vermişlerdir. Yaygın olan kanaate göre İsra ve Miraç olayı Resulullah (a.s.) uyanıkken gerçekleşmiştir.Ayette geçen: "Kur`an`da lanetlenmiş ağaç..." hakkında İbnu Ebi Hatim ve Beyhaki Abdullah bin Abbas (r.a.)`ın şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Yüce Allah Kur`an-ı Kerim`de zakkumdan söz edince ve Kureyş`ten bilinen kabileyi onunla korkutunca Ebu Cehil: "Muhammed`in sizi korkuttuğu o zakkumun ne olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Müşrikler: "Hayır" deyince o da şöyle söyledi: "O tereyağlı tiriddir. Eğer elde edersek ondan iyi bir zakkum yapacağız." Bunun üzerine Yüce Allah: "Kur`an`da lanetlenmiş ağacı ancak insanlar için bir imtihan kıldık. Biz onları korkutuyoruz ama bu onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmıyor" diye buyurdu.
Hani biz sana: 'Muhakkak Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır' demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı insanları denemek için yaptık, Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da. Biz onları korkutuyoruz. Fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey arttırmıyor.
Vaktiyle sana şöyle vahyetmiştik: Muhakkak Rabbin, insanları (Kureyş kâfirlerini azab ile) kuşatmıştır. İsrâ gecesi, sana, o âlenen gösterdiğimizi ve Kur'ân'da lânet edilen (ve cehennem'in dibinde biten Zakkûm isimli) ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan yaptık (insanlardan kimi İsrâ hâdisesini, kimi de cehennemde ağaç biteceğini inkâr etti). Biz, onları korkutuyoruz. Fakat bu, ancak onlara büyük bir taşkınlık ilâve ediyor.
Hani bir vakit sana: “Rabbin insanları kuşatmıştır,” dedik. Sana gösterdiğimiz rüyayı (miracı) ve Kur’anda lanetlenmiş zakkum ağacını da, ancak o insanları imtihan için söyledik.() Biz onları böyle uyarıyoruz. Fakat bunun onlara büyük bir azgınlıktan başka bir katkısı olmuyor.
[Bedir’de mağlup olacaklarını bildirdik. Bu gaybî bir mucize idi.]
(*) Miraç ve gayb âleminden olan Cehennem ile ilgili haberler Peygamberin en büyük mucizelerindendir.
Hani, sana demiştik ki : «Tanrın insanları sarıp kuşatmıştır!», sana göstermiş olduğumuz düşte, Kur'anda lanet olunmuş olan ağaç da, insanlara bir sınavdır; biz onları korkuturuz, ancak bu onların artırır büyük azgınlığın
Hani (peygamberliğin ilk yıllarında) sana demiştik ki: “Muhakkak Rabbin, (ilmiyle, kudretiyle) insanları çepeçevre kuşatmıştır (kimsenin sana zarar vermesine müsaade etmeyecektir)!” Sana gösterdiğimiz o rüyayı/müşahedeyi de Kur'an'da lânetlenmiş bulunan ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları (o ağaçla) korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırıyor.
Burada bahsi geçen rüya/müşahede, 1. ayette geçen ve “Gece Yolculuğu” nu izleyen İsra olayında Hz. Peygambere bazı ayetlerin gösterilmesidir. Ancak İsra olayındaki bu müşahedenin bedenle gerçekleştiğini iddia etmek yanlış olur. Çünkü ayette “rü’ya” kelimesi kullanılıyor ki bu kelime “müşahede, rüya, temaşa anlamlarına gelmektedir. Nitekim bazı ayetler Hz. Peygambere uykudayken vahyolunmuştur. Bu hadiseden sonra Hz. Peygambere iman edenlerin bir kısmı dinden dönmüş, bir kısmı ise imanını arttırmıştı. Nesnel realitesi bakımından mahiyeti itibariyle birtakım şüphelere yol açma özelliği taşıdığı için “insanları sınamak” ifadesiyle Allah bu olayı bir imtihan vesilesi yapmıştır. Ancak Hz. Peygamberin bu olayda bedeniyle seyahat ettiğini iddia etmek dinden dönenlerin sayısını daha da artıracaktır. Kur’an’da lânetlenen ağaç” ise, Saffat
37:62, Duhan
44:43 ve Vakia
56:52 surelerinde cehennemin tezahürlerinden biri olarak sözü geçen “Zakkum” ağacıdır. Ayetteki anlam örgüsü içinde ağaç, açıkça cehennemin kendisini simgelediği için, “lanetli” yahut “lânetlenmiş” ağaç olarak nitelendirilmektedir.
Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.
Hani sana: Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen ağacı, ancak insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamaz.
Müfessirlerin ekseriyetine göre, âyetin, «görüntüler» ile tercüme edilen «rü’yâ» kelimesi, Hz. Peygamber’in Mi’rac gecesindeki müşahedeleridir. «Kur’an’da lânetlenen ağaç» ise, cehennemdeki «zakkum ağacı»dır.
Rabbinin insanları kuşatmış olduğunu sana bildirmiştik. Fakat sana gösterdiğimiz görüntü ile ve Kuran'da lanetlenen ağaçla adece insanları denedik. Biz onları uyarırız, ancak bu, onların azgınlığına büyük bir katkıda bulunmaktan başka sonuç vermiyor.
* Kuran'ı almak için Muhammed'in yedinci göğe seyahatine değiniliyor olabilir (
17:1 ve
53:1-18).
** Cehennem ateşi içinde biten Zakkum ağacına değiniliyor (
37:62-66). "Cehennem ateşi" ifadesini mecazi olarak anlamak istemeyenler, "ateşin içinde ağaç mı yetişir?" diyerek inkarlarında fanatikleştiler. Tanrı, ikiyüzlülere ve inkar etmek isteyenlere özellikle bahane verir (
2:26;
3:7;
17:82;
74:31).
Vaktiyle sana şöyle vahyettiğimizi hatırla: "Şüphesiz Rabbin insanları kuşatmıştır." (İsrâ gecesi) sana açıkça gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lanet edilen ağacı da, yalnız insanlara bir imtihan için yapmışızdır. Biz onları, korkutuyoruz, fakat bu onlara ancak büyük bir taşkınlıktan başka bir sonuç vermiyor.
Ve unutma ki vaktiyle sana haberin olsun ki, dedik: rabbın o insanları ihata etmiştir, o sana gösterdiğimiz temaşayı ve Kur'anda lâ'net edilen ağacı da sırf insanlara bir imtihan için yapmışızdır, biz onları tehdid ediyoruz, o onlara büyük bir tuğyan artırmaktan başka netice vermiyor
Sana: «Şübhesiz Rabbin insanları çepçevre kuşatmışdır» demişdik, hatırla. (Geceleyin) sana gösterdiğimiz o temaşayı ve Kur'anda lâ'net edilen ağacı biz (başka değil) ancak insanlara bir fitne (ve imtihan) yapdık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, onlarda büyük bir taşkınlıkdan başka bir şey artırmıyor.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Hani sana da: “Şübhesiz ki Rabbin, insanları (ilim ve kudretiyle) kuşatmıştır (kimseden korkmadan teblîğe devâm et)!” demiştik. Sana (Mi'râcGecesi) gösterdiğimiz o temâşâyı ve Kur'ân'da lâ'netlenen (Cehennemdeki Zakkum)ağacı(nı) da ancak insanlar için bir imtihan yaptık.(2) Çünki (biz) onları korkutuyoruz, fakat(bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şey artırmıyor.
(2)Âyet-i kerîmede geçen ve “temâşâ” diye ma‘nâ verilen “rüyâ” kelimesi, Arabca’da rü’yet(görüş) anlamında olup, Mi‘râc Gecesinde Resûlullah (asm)’a gösterilen ve baş gözüyle gördüğü bir müşâhede olduğu, İbn-i Abbâs (ra)’dan rivâyet edilmiştir. Lâ‘netlenen ağaç ise, Cehennemde alevlerin içinde biteceği bildirilen ve oraya has olan Zakkūm ağacıdır. Gerek Mi‘râc mu‘cizesi, gerekse Zakkūm ağacı onları yalanlayan müşriklerle, onlar hakkında şübheye düşen bazı Müslümanlar için imtihan vesîlesi olmuştur. (İbn-i Kesîr, c.2, 386)
Biz sana “Rabbin insanları çepe çevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve lanetlenmiş ağacı, Kur’an da insanlar için fitne yaptık. İnsanları korkutuyoruz ama onları (ahiret azabı ile) korkutmamız, onların isyanlarını daha da büyüterek artırıyorlar.
Hani «— Sana Rabbin nâs/ı ilim ve kudretiyle kuşatmıştır» [¹] demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı [²], Kur/an/da mezkûr olan mel/un ağacı [³] nâs arasında fitneye ve ihtilâfa düşürmekten başka bir şey yapmadık [⁴], Biz onları korkuturuz, bu ise aşırı olan taşkınlıklarını artırmadan başka bir şey yapmıyor.
[1] Veya Rabbin Kureyş'i azap ile kuşatacaktır. Artık hiçbir kimseden korkma.[2] Miraç gecesini veya Hüdeybiye senesinde veya Bedir senesinde gördüğü rüyayı.[3] Yiyen kimse açlığından dolayı lânete başlayan ağaç veya Cehennemde biten (o ağaçtan yiyenlere Kur'an lânet eder) yani zekkum ağacını.[4] Gerek rüya ile veya Miraç ile, gerek Cehennemde biten zakkum ağacı ile birtakım halk fitneye ve ihtilâfa düşmüşler, hatta bazıları mürted bile olmuşlardı.
Hani sana, “Şüphesiz Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur'an'da lanetlenen ağacı ancak insanlara bir sınama vesilesi kıldık. Biz onları arka arkaya korkutuyoruz, fakat (bu) onlarda büyük bir azgınlıktan başka bir şeyi artırmaya yaramıyor.
(Burhan tefsirinde Şii ve Sünni kanallardan nakledilen 16 rivayet esasınca Peygamber’e gösterilen rüyadan maksat, Peygamber’in, Ümeyye oğullarının domuzlar suretinde minberine çıktığını görmesi, lanetlenen ağaçtan maksat ise Ümeyye oğullarıdır. Fahr-u Razi, Taberi, Kurtubi, Nişaburi, Siyuti, Şevkani, Alusi, İbn-i Ebi Hatem, Hatip Bağdadi, İbn-i Merduye, Hâkim, Mukrizi ve Beyhaki mezkûr ayetin tefsirinde İbn-i Abbas’tan (r.a) şöyle nakletmişlerdir: “Kur’an’da lanetlenmiş ağaç”tan maksat, Emeviler’dir. Zira Resulullah (s.a.a) uykuda onları, minber ve mihrabına saldıran maymunlar şeklinde gördü. Peygamber uyandıktan sora Cebrail, mezkûr ayetin nazil olduğunu haber vererek dedi ki: “Rüyanda gördüğün maymunlar, Emeviler’dir. Onlar senden sonra hilafeti gasp edeceklerdir. Mihrap ve minberin bin ay boyunca onların tasarrufu altında olacaktır.)
Hani Peygamberliğinin ilk yıllarında sana, “Korkma ey Muhammed, zâlimler Allah’ın nurunu asla söndüremeyecektir; çünkü Rabb’in, sonsuz ilim ve kudretiyle tüm insanları çepeçevre kuşatmıştır!” demiş ve İslâm’ın zaferini sana daha o günlerde müjdelemiştik. Fakat kâfirler, bunu alay konusu yapmışlardı. Gerek sana Miraç gecesinde gösterdiğimiz o büyük mûcizeleri ve muhteşem görüntüleri, gerekse Kur’an’da sözü edilen (37. Saffat: 62-66, 44. Duhan: 43-46 ve 56. Vakıa: 51-53) o lânetlenmiş ağacı, sırfikiyüzlü insanların maskelerinin düşmesi ve gerçek müminlerin ortaya çıkması için bir sınama aracı kılmıştık. İşte Biz, inkârcıların cehennemde zehirli zakkum ağacından yiyeceğini haber vermekle, aslında onları korkutup uyarıyoruz fakat bunca uyarılar, hakkı inkâra şartlandıkları için onların sadece azgınlığını artırıyor.Nitekim müşrikler, Miraç olayını duyar duymaz inkâr etmişlerdi. Oysa Biz, gerçeğin bilgisini senin gibi doğru ve güvenilir bir insandan öğrenmeleri ve ondan ders alıp doğru yolu bulmaları için sana miraçta böyle mûcizeler göstermiştik fakat onlar seninle alay ettiler.
Hani, sana:
-“Senin rabbin, İnsanlar’ı çepeçevre kuşattı” dedik.
“Sana gösterdiğimiz Rüya’yı da, Kur’ân’daki Lanetlenmiş Ağaç’ı da İnsanlar için ancak bir fitne / deneme yaptık”.
Onları korkutuyoruz; onlara ancak büyük bir taşkınlık veriyor.
(Ey Muhammed!) Bir zamanlar Sana: “Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır.” demiştik. Biz (mirac’da) sana gösterdiklerimizi ve Kur’an’da lanetlenen (zakkum) ağacını,1 insanlara sadece bir imtihan (aracı) yaptık. Biz onları sürekli korkutuyoruz fakat (bu) onlardaki büyük azgınlığı artırmaktan başka bir şeye yaramıyor.
1 Rivâyete göre Ebû Cehil: “Muhammed sizi taşları bile yakan ateşle korkutuyor, sonra da o ateşte ağaç biter diyor” der ve cariyesine emredip hurma ve kaymak hazırlatır arkadaşlarına da: “Haydi zıkkımlanın.” diyerek alay eder. Zakkum ile ilgili olarak; Bk. (Saffat: 62-66, Duhân: 43-46, Vakıa: 52-53)
Hani, sana [ey Peygamber,] “Rabbin [sınırsız kudret ve ilmiyle] insanları kuşatmıştır; bu sana gösterdiğimiz görüntü 73 de, Kur’an'da lânetlenen [cehennem] ağacı da insanlar için yalnızca bir sınama olacaktır. 74 Şimdi [cehennemden bahsederek] insanlara korku veren bir uyarıda bulunuyoruz, ama [hakkı inkara niyetli oldukları sürece] bu [uyarı] onların sadece büyüklük taslayarak küstahça azgınlık, taşkınlık yapmalarını artırıyor” demiştik.
Hani sana “Senin Rabbinin, tüm insanları ilmiyle çepeçevre kuşattığını” söylemiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kuran’da lanetlenmiş olan o ağacı da insanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Biz onları korkutarak uyarıyoruz, ancak bu onların daha büyük taşkınlık yapmalarından başka bir şeyini arttırmıyor. 37/62...66, 44/43...45
Hani (ey Muhammed), Biz sana demiştik ki: “(Tasalanma), senin Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır![2292] Sana gösterdiğimiz o (malum) rüyayı ise,[2293] başka değil, insanlar için yalnızca bir imtihan aracı yaptık; tıpkı Kur’an’da geçen lânetlenmiş ağaç gibi…[2294] İşte, onları (bu tür imtihanlarla) korkutarak uyarıyoruz,[2295] ne var ki (bu) onların sadece küstahça azgınlaşıp böbürlenmelerini artırıyor!”
[2292] Yani, “bunlara delil gelse bunlar öncekiler gibi direnmezler” diye düşünme! Çünkü Allah, nasıl bir davranış göstereceklerini bilecek kadar onların içini ve dışını kuşatmıştır.
[2293] Ru’yânın mastarı olan ru’yet, ibsar’dan farklı olarak somut ya da soyut, maddî ya da mânevî akledilebilir her şeye delâlet eder. Bu rüyanın sûrenin başında değinilen gece yolculuğu olduğu tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açıktır. İsrâ rüyasının yoruma ve tabire açık ve kesinliğe kapalı tabiatı, insanlar arasında bu müşahedenin bir “imtihan” kılınması sonucunu doğurmuştur (Bkz: Âyet 1, not 2). Aynı şey “üzerinde 19 vardır” âyeti (
74:30), Hârût ve Mârût’un öğrettikleri (
2:102) için de söz konusudur (Lânetli ağaç için bir sonraki nota bkz). Bizim “malum” şeklindeki açıklamamız, kelimenin belirlilik takısına atfendir. Burada gösterilen rüya, özel bir müşahede olsa gerektir. Çünkü burada “görülen” değil ısrarla “gösterilen” bir şeyden söz edilmektedir. Gösteren görenden çok daha aktiftir. “Biz” zamirine isnat edilmesi, ilâhî kudreti gerektiren bir görme-gösterme olayı ile karşı karşıya olduğumuzun delilidir (Bu rüyanın mahiyeti üzerine daha sahabe hayattayken belirginleşen yorum farklılıkları için bkz: Üç Muhammed, s. 115-119).
[2294] Yani: “sınav ağacı”. “Lânetli ağaç” ile, iniş sırasına göre Duhân 43 ve Sâffât 62’de geçen zakkûm ağacı kastedilmektedir. Cehennem ağacı olarak tasvir edilen (
37:64) bu ağaç için de aynen burada olduğu gibi “Şüphe yok ki Biz onu (ağacı) zalimler için bir imtihan vesilesi kıldık” (
37:63) denilmektedir. Sınav aracı yapılan şeyler arasında Sâlih peygamberin devesi (
54:27) ve cehenneme ait melek ya da insana ait melekeleri temsil eden 19 rakamı da (
74:30) sayılmıştır.
[2295] Çok özel İsrâ müşahedesi ve cehennem ağacının “sınav” kılınmasına istinaden.
Ve sana demiştik ki: «Senin Rabbin şüphesiz bütün nâsı ihata etmiştir ve sana göstermiş olduğumuz temaşayı ve Kur'an'daki lânet edilmiş olan ağacı da nâsa ancak bir imtihan için kılmıştık ve onları korkutuyoruz. Halbuki onlara pek büyük bir taşkınlıktan başka bir şey artırmış olmuyor.»
Unutma ki vaktiyle sana: “Rabbin insanları ilim ve kudretiyle kuşatmıştır. ” demiştik. Gerek miraçta sana gösterdiğimiz temaşayı, gerek Kur'ân'da lânetlenen ve cehennemin dibinde biten o zakkum ağacını, sırf insanları deneme vesilesi kıldık. Biz onları tehdit ediyoruz da bu, onların azgınlığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Bu âyette rüya “düş” anlamına olmayıp, dış dünyada görülen şey mânasınadır. Miraca işarettir. Sadece düş olsaydı, insanlar için ciddi bir imtihan olmazdı.
Bir zaman sana: "Rabbin insanları kuşatmıştır, (suçluları cezalandırmak üzeredir)" demiştik. Sana gösterdiğimiz rü'yayı ve Kur'an'da la'netlenmiş ağacı, insanları(n imanını) sınama (aracı) yaptık. Biz onları (çeşitli biçimlerde) korkutuyoruz. Fakat korkutmamız onların azgınlıklarını daha da artırmaktan başka bir katkı yapmıyor
(182) Bu söz, Bedir zaferinin müjdesi idi. (183) Burada işâret edilen ru'yâ, ya Mi'râc gecesi Hz. peygamber(s.a.v.)e lutfedilen müşâhededir ki Mi'râcın uykuda olduğunu söyleyenler bunu ru'yâ diye açıklamışlar; uyanık iken olduğunu söyleyenler ise, buradaki ru'yâ kelimesini açıktan görme diye tefsîr etmişlerdir. Ru'yâ, uykuda görülen şeylerin adı ise de, asıl kelime anlamı görmektir. Mi'râc gecesi vukubulan görme, bir ru'yâ değil, uyanıklık halinde bir müşâhede (vizyon) idi. Kur'ân'da la'netlenen ağaç da cehennemdeki Zakkum ağacıdır. Putatapanlar bu ağacın adını duyunca: "Muhammed, cehennemin taşları yaktığını sanıyor; sonra orada ağaç bittiğini söylüyor(!)" diyerek alay etmişlerdi. Halbuki bu ağaç, kendi bildikleri türden bir ağaç değil, sembolik anlam taşıyan bir ağaç idi. Bununla Allah, cehennemde biten, cehennemin ürünü olan ağaç gibi insanları temsil etmiş olabilir. Nitekim bu ağacın şeytân veya Ebûcehil veya Hakem ibn Ebu'l-Âs olduğu söylenmiştir.
Bir gün sana: “Rabbin şu insanları çepeçevre kuşattı” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüya[1] da sırf insanları ayrıştırmak[2] içindir. Kur’ân’a koyduğumuz lanetli ağaç[3] da öyledir. Biz onları korkutuyoruz ama bu, onların azgınlıklarını iyice artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
[*] Zakkum ağacı. Saffet
37:62-70; Duhân
44:43-46.
Sana “Rabbin tüm insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz rüyayı da ve Kur'an'da lanetlenmiş ağacı da insanlar için bir imtihan yaptık. Onları korkutuyoruz, ancak bu onların büyük taşkınlıklarından başka bir şeyini artırmıyor.
Sana “Rabbin insanları kuşatmıştır” dediğimiz zamanı hatırla. Sana gösterdiğimiz manzaraları ve Kur'ân'daki lânetlenmiş ağacı da Biz insanlar için bir sınama vesilesi yaptık.(9) Biz onları böylece korkutuyoruz; fakat bu onları azdırdıkça azdırıyor.
(9) Sana gösterdiğimiz manzaralar: Miraç gecesi gösterdiklerimiz. Kur’ân’daki lânetlenmiş ağaç: zakkum ağacı. (Buhârî, Tefsir
17:9; Tirmizî, Tefsir
17:4.) Zakkum ağacı için
37:62-63’e bakınız. Bunların her ikisi de müşriklerin inkâr ve alaylarına konu olmuş, kiminin imanını arttırırken kimini de inkârda azdırmak suretiyle bir sınama teşkil etmiştir.
Hani, sana: "Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır." demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı/soyu da insanları sınamak dışında bir sebeple göndermedik. Biz onları korkutuyoruz ama bu onların kudurganlığını artırmaktan başka bir katkı sağlamıyor.
daħı ol vaķt kim eyiddük size “bayıķ çalabuñ ķapladı ādemįleri” daħı ķılmaduķ görmegi ol kim gösterdük saña illā śınamaķ içün ādemįlere daħı aġacı kim 'amel’ündür ķur’ān’dadur. daħı ķorķıduruz anları. pes arturmaz anlara illā azmaķ ulu.
Daḫı ḳaçan ki eyitdük saña ki seni yaradan Allāh bilür cemī‘-i ḫalḳı.Daḫı ḳılmaduḳ ol rü’yāyı ki saña gösterdük mi‘rāc giçesinde, illā fitne olmaġ‐ıçun ḫalḳa. Daḫı ol mel‘ūn zaḳḳūm aġacı ki Ḳur’ān içinde añduḳ, ḳorḳudur‐biz anları. Pes arturmaz anları illā ulu azġunluḳ.
(Ya Rəsulum!) Yadına sal ki, bir zaman sənə: “Rəbbin (Öz əzəli elmi və qüdrəti ilə) insanları ehtiva etmişdir (onların ixtiyarı Allahın əlində olduğu üçün sənə heç bir şey edə bilməzlər!)”–demişdik. (İsra gecəsi) sənə göstərdiyimiz mənzərəni və Qur’anda lə’nətlənmiş (Cəhənnəmdəki zəqqum adlı) ağacı insanlar (Məkkə əhli) üçün yalnız bir imtahan etdik (görək sənin sözünə inanacaqlar, ya yox). Biz onları qorxuduruq, lakin bu qorxutmaq onların tüğyanını artırmaqdan başqa bir şeyə kara gəlmir!
And (it was a warning) when We told thee: Lo! thy Lord encompasseth mankind, and We appointed the vision which We showed thee as an ordeal for mankind, and (likewise) the Accursed Tree in the Qur’an. We warn them, but it increaseth them in naught save gross impiety.
Behold! We told thee that thy Lord doth encompass mankind round about:(2248) We granted the vision which We showed thee,(2249) but as a trial for men,- as also the Cursed Tree(2250) (mentioned) in the Qur´an: We put terror (and warning) into them, but it only increases their inordinate transgression!*
2248 The reference may be to
72:28, probably an earlier Makkan revelation. But the argument is independent of time. This verse falls naturally into three divisions. Warnings and Portents and Signs are sent or not sent according to Allah's All- Wise Plan or Mercy and Justice: this is in no wise inconsistent with the apparent freedom given to the wicked: because (1) in any case Allah is all around all His creatures, and His delay as a Sign of Mercy in no way diminishes His power; (2) the Visions of Truth vouchsafed to Prophets of Allah are themselves Signs by which they can warn the ungodly; and (3) sometimes it is more merciful to give them time by not immediately bringing the matter to judgement. (R). 2249 Some Commentators take this as referring to the Mi'raj (
17:1) and others to other spiritual visions. Such visions are miracles, and become a stumbling block to unbelievers. They are an encouragement to men of faith. Thus they are "a trial for men". 2250 The tree of Zaqqum, a bitter and pungent tree described as growing at the bottom of Hell, a type of all that is disagreeable. See
37:62-65;
44:43-46; and
56:52. All these are Surahs chronologically earlier than this Surah. The application of the name to a tree of the myrobalan kind in the region of Jericho is, I think, of post-Quranic date. It is a trial for wrongdoers. See
37:63 and n. 4073.