Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2094, sondan 4143. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 65. ayetidir. İsrâ Suresi 65. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 35 ve toplam ebced değeri ise 1000 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Allah’a bağlılıklarından dolayı âyette “benim kullarım” şeklinde anılan kişiler, Allah’ın kendilerine verdiği akıl, irade gibi yüksek melekelerini gerektiği şekilde kullanarak hak yolunda sebat eden ve bu yolda Allah’ın da desteğini kazanan insanlar olup bunlar üzerinde şeytanın nüfuz kuramayacağı, dolayısıyla bu insanların şeytana karşı koyarken ondan daha güçlü olacakları belirtilmektedir. Böylece âyette hem insanın üstünlüğüne vurgu yapılmakta hem de ona ümit ve cesaret aşılanmaktadır.
Âyetin son cümlesi Hz. Peygamber’e müşriklerin baskıcı tutumları karşısında tebliğ görevini yılgınlık göstermeden, Allah’a güvenerek sürdürmesini telkin etmekte, ona cesaret vermektedir. Kuşkusuz bu ifade, aynı zamanda Peygamber’in yolunu izleyen diğer müminlerin hak davalarını yaşatıp geliştirmelerinde de bir güven ve moral kaynağı taşır.
Mehmet Okuyan
“(Samimi) kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur.” [Vekil] (güven kaynağı) olarak Rabbin yeter.
1- Yaptırım gücün. 2- Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.
Ahmet Akgül
“Ama şu kesin ki (ey İblis!) Benim (sadık ve uyanık) kullarıma (karşı) senin hiçbir sultanın (zorlayıcı hükümranlığın geçerli) değildir-sökmeyecektir.” Vekîl olarak Rabbin yeterlidir.
Şüphesiz ki, benim gerçek kullarımın üzerinde hiçbir hükmün yoktur, onlara karşı hiçbir gücün olamaz. Vekil mi arıyoruz, Rabbimizden başkasına ne ihtiyacımız var, O yeter.
Beni ilâh tanıyan, candan müslüman olarak bana bağlanan, saygılı kullarımın üzerinde onun nüfuzu, etkili bir gücü yoktur. Ona karşı Rabbin, hâmi ve güvence olarak yeter.
Bkz. 15:40Şeytanın etkisi sadece kendisine uyanlar için geçerlidir. Bu da şeytana uyanların iradelerinin zayıflığından ve niyetlerinin kötülüğünden kaynaklanmaktadır. “Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur.” (Hicr 15:42) “(Şeytanın) inanan ve yalnız Rablerine güvenen kimseler üzerinde hiçbir etkisi/hâkimiyeti yoktur.” (Nahl 16:99)
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu Benim mümin kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter."
“Ama ey İblîs, şunu da bil ki, Benim gösterdiğim yolda yürüyen ve sadece Bana güvenen kullarımın üzerinde senin hiçbir egemenliğin, zorlayıcı gücün olmayacaktır. Evet, her konuda güvenilir bir vekil olarak, Rabb’in onlara yeter!”Öyleyse, ey insan! Ezelî düşmanını tanımalı ve onun sinsi tuzaklarına karşı uyanık olmalısın! İşte, ona karşı girişeceğin amansız mücâdelede sana yol gösterecek, imanını güçlendirecek açıklama ve uyarılar:
[Bununla birlikte yine de] bil ki, [Bana güven bağlayan] kullarım üzerinde senin bir etkin olmayacaktır; 80 çünkü kimse Rabbin kadar güvene layık değildir.”
Fakat unutma ki, (gerçek) kullarım üzerinde senin yaptırım gücün olmayacaktır:[2300] zira senin Rabbin, (kullarını) koruyucu otorite olarak haydi haydi yeterlidir!”
[2300] Sultân, “güç” ve “otorite” anlamındaki es-selt kökünden türetilmiş olsa da, yalınkat bir “güce” değil, “etkin, yaptırımı olan, ikna kabiliyeti yüksek güce” delâlet eder (Etimolojisi için bkz: 14:10, not 13). Çünkü sultân, “sahibinin ehliyet, liyakat ve doğruluğunu gösteren belge ya da yetki” anlamına gelir (Mekâyîs). Şeytana isnatla kullanıldığı her yerde olumsuz olarak gelir. Şeytanın insan üzerinde sultasının, yani “etkin bir yaptırım gücünün” olmadığı beyan edilir. Hz. Musa’ya isnatla kullanıldığı yerlerde, âsâ-yı Musa ve yed-i beyzâya delâlet eder. Çünkü bu ‘âyetler’, yaptırım ve ikna gücü yüksek mucizevî âyetlerdir. Allah’a isnatla kullanıldığı yerlerde ise, genellikle vahyin otoritesine ve insan üzerindeki ikna edici gücüne delâlet eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
«Şüphesiz benim kullarım var ya, senin için onların üzerinde bir hakimiyet yoktur. Vekil olarak da Rabbin kâfidir.»
[*] İster Müslüman, ister kâfir olsun, şeytanın hiç biri üzerinde bir üstünlüğü (gücü, yekisi) yoktur. O, sadece kendisine uyanları etkisi altına alabilir. Bu da şeytanın üstünlüğünden değil uyanların kendi iradesinden (tercihinden) kaynaklanır. (Bkz. İbrahim 14:22, Hicr 15:42, Nahl 16:99-100) İş bitince Şeytan der ki "Allah'ın size verdiği söz doğru idi. Ben de söz verdim ama yalanım ortaya çıktı. Zaten üzerinizde bir üstünlüğüm yoktu; sizi sadece çağırdım, hemen bana uyuverdiniz. Öyleyse beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Beni dünyada Allah'a eş koşmanızı da görmezlikten gelmiştim. Yanlış yapanların payına düşen acıklı bir azaptır."(İbrahim 14:22)
Şaban Piriş
Şüphesiz kullarımın üzerinde senin bir gücün yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.