Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2113, sondan 4124. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 84. ayetidir. İsrâ Suresi 84. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 40 ve toplam ebced değeri ise 1905 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل كل يعمل على شاكلته فربكم اعلم بمن هو اهدى سبيلا
“Mizaç ve karakter” diye çevirdiğimiz şâkile kelimesi “tabiat, âdet, din, ahlâk, niyet, seciye” gibi mânalara gelir (Elmalılı, V, 3197). Buna göre âyet önemli bir psikolojik gerçeğe işaret etmektedir. Zira insan davranışlarının temeli, onun ruhsal yapısındaki psikolojik eğilimlerdir. Bu eğilimlerin oluşmasında insanın yaratılıştan sahip olduğu karakter yapısının yanında geniş anlamıyla eğitim öğretimin de tesiri vardır. Dinî inanç ve telakkilerle ahlâkî erdemler yahut erdemsizlikler de psikolojik eğilimlerin oluşması ve gelişmesinde iyi veya kötü yönde tesir eder. Bu durumda doğru yol, Allah’ın hükümleri çerçevesinde doğru bir eğitimden geçmiş; ruhî ve ahlâkî melekeleri, duygu ve düşünceleri, inanç, irade ve ahlâkı Allah’ın rızâsına uygun bir çizgide oluşmuş insanların tuttuğu yoldur. Sonuçta kullarının durumunu, yani –özellikle ebedî kurtuluş bakımından– kimin iyi yolda, kimin kötü yolda olduğunu en iyi Allah bilir. Onun için insanın temel kaygısı Allah’ın rızâsına uygun yaşamak, O’nun doğru diye tanımladığı yoldan gitmek olmalıdır.
Mehmet Okuyan
De ki: “Herkes kendi kalıbına göre iş yapar. Rabbiniz, kimin doğru yolu tuttuğunu çok iyi bilendir.”
De ki: “Herkes kendi şâkilesine (fıtrat halini almış karakter ve tıynetine göre düşünce ve) davranış ortaya koyacak (kendi mizaç ve meşrebine göre bir iş yapacak) tır. Bu durumda, kimin haklı ve hayırlı bir yol tuttuğunu en iyi bilen Rabbiniz Teâlâ’dır.”
“Herkes kendi mizaç, meşreb ve yaratılışına, benimsediği hayat tarzına göre, bilinçli, amaçla örtüşen niyete dayalı ameller işleyerek bir ömür geçirir. Rabbiniz, kimin doğru yolda olduğunu iyi bilir.” de.
De ki: “Herkes kendi varlık yapısına/kabiliyetine/istidadına/mizacına göre iş yapar. Şu hâlde içinizden kimlerin en doğru yolda olduğunu bilen (ve hangi yolun izlenmesi gerektiğine karar veren) Rabbinizdir.”
Kur’an’ın yol göstericiliği olmaksızın mutluluğa ulaşabileceklerini sanan gâfillere de ki: “Herkes kendi içinden gelen eğilimlere, alışkanlıklara, ruh hâline göre bir yol çizer ve bunun en doğru yol olduğunu iddia eder; böylece her toplum, farklı bir inanç, ahlâk anlayışı ve dünya görüşü benimseyerek bu inanç doğrultusunda davranışlar geliştirir, kendi mizacına uygun tarzda hareket eder. Fakat herkes kendi mizacına uygun gelen yolu tutmakla, insanlığı kurtuluşa iletecek doğru yolu tutmuş sayılamaz. Çünkü içinizden kimlerin doğru yolu izlediğini en iyi bilen ve hangi yolun izlenmesi gerektiğine karar veren Rabb’inizdir.” Ve bu yolu, Kur’an vasıtasıyla size bildirmiştir. Peki, Kur’an’ı Muhammed’e getiren kimdir? Ve bu vahiy nedir?
1 Şâkile: Tabiat, âdet, din, yaratılış, niyet, hâl, mizaç, meşrep ve cibilliyet gibi anlamlara gelir. Yani herkes kendi mizaç, niyet, menfaat ve meşrebine göre hareket ediyor. Ama herkes kendi işine gelen yolu tutmakla asla hak yolu tutmuş olmaz. Bir din, mezhep veya meşrep de birilerinin mizacına uygun gelmekle, hak olmaz. Bu ayete göre bir din, meşrep ve görüş ancak Allah’ın ve elçilerinin ölçülerine uyduğu sürece doğrudur. Bu sebeple herkesin bilhassa Müslümanların kanaat, cemaat, tarikat ve meşreplerinin Allah ve Rasûlünün kurallarına uyup uymadığını çok iyi ölçmeleri, bunun için de Allah’ın Kitabını ve Efendimizin Sünnetini çok iyi bilmeleri mutlaka gerekmektedir.
Muhammed Esed
De ki: “Herkes kendi yapısına göre davranmaktadır; ve bunun içindir ki Rabbiniz kimin en iyi yolu seçtiğini 100 çok iyi bilmektedir”.
De ki: “Herkes seçimlerine uygun hareket eder. Şüphe yok ki Rabbiniz hanginizin daha doğru yolda olduğunu en iyi bilendir.” 6/117, 16/125, 28/85, 53/30-31
De ki: “Herkes kendi tasavvur ve aklının verdiği istikamet üzere eylemde bulunur;[2323] nasıl olsa Rabbiniz kimin yöneltildiği yolun daha doğru olduğunu çok iyi bilmektedir.”
[2323] Bu ibareye “Herkes kendi sütünün iktizasını işler” ya da “herkes kendine yakışanı yapar” şeklinde anlam da verilebilir. Muşâkele, “nitelik ve nicelikte uyum ve benzerlik” demektir. Şekl, “bir şeyin bir başka
şeye hem biçim hem de eylem olarak uygun olması” anlamına gelir (Râğıb). Bu anlamlar birleştirildiğinde, tasavvur ve aklın insan eylemine istikamet veren merkezî yapısı ve bu merkezin verdiği istikamet üzre ortaya çıkan eylemlere dikkat çekildiği açıktır. Elmalılı’nın ibareye verdiği “Herkes hissiyyat-ı mahsusasına göre iş yapar” karşılığı dikkat çekicidir.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Herkes kendi kabiliyetine göre amelde bulunur. Rabbin ise doğru yolu takib edenleri daha ziyâde bilendir.»