Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2148, sondan 4089. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 8. ayetidir. Kehf Suresi 8. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 791 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Yüce Allah, müşriklerin Kur’an’a inanmamaları halinde helâk olacakları korkusuyla üzülen Hz. Peygamber’i teselli etmekte ve bu kadar üzülmesine gerek olmadığını bildirmektedir. Çünkü Peygamber’in görevi onları zorla imana getirmek değil, Kur’an’ı tebliğ edip doğru yolu göstermektir (Nahl 16:82). Allah Teâlâ, kimlerin daha iyi davranışlarda bulunacağını denemek için bunca güzel nimetleri; malı, mülkü, evlât ve serveti, dünyanın bir süsü olarak yaratıp çekici kılmıştır. Bunun yanında insanları da irade sahibi, iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edip ve yaptıklarından sorumlu olacak özellikte yaratmıştır. Böyle olmasaydı denemenin bir anlamı kalmazdı. Fakat Allah bu nimetlerin geçici olduğunu, yeryüzündeki güzellikleri bir gün çerçöp haline getirip yok edeceğini, dünyayı insansız, hayvansız, ağaçsız, bitkisiz ve kupkuru bir çöl haline getireceğini bildirmekte ve dünya nimetlerine bağlanmanın doğru olmadığına dikkat çekerek insanları uyarmaktadır. Dünyada sürekli olan hiçbir şey yoktur; kıyamet gününde dünya da değişecektir; kalıcı olan yalnız Allah’tır. Bir âyette şöyle buyurulmuştur: “Bir gün gelecek, yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülecek, insanlar gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah’ın huzuruna çıkacaklardır” (İbrâhim 14:48; ayrıca bk. Rahmân 55:26-27).
Mehmet Okuyan
Biz mutlaka onun üzerindeki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.
Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları (bütün bitki ve hayvanları) kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. (O zaman insanlar çaresizlik içinde bocalayıp kalacaktır.)
(1)“Dünya, bir kitâb-ı Samedânîdir (Allah’ın kitâbıdır). Huruf ve kelimâtı (harf ve kelimeleri)nefislerine değil, belki başkasının (Allah’ın) zât ve sıfât ve esmâsına (isimlerine) delâlet ediyorlar. Öyle ise ma‘nâsını bil, al! Nukūşunu (nakışlarını) bırak, git! Hem bir mezraadır (tarladır), ek ve mahsûlünü al, muhâfaza et; müzahrefâtını (pisliklerini) at, ehemmiyet verme! Hem birbiri arkasında, dâim gelen geçen âyineler mecmûasıdır (toplandığı yerdir). Öyle ise, onlarda tecellî edeni (görüneni) bil, envârını (nûrlarını)gör ve onlarda tezâhür eden (ortaya çıkan) esmânın tecelliyâtını anla ve müsemmâlarını (o isimlerin sâhibi olan Allah’ı) sev ve zevâle (ayrılmaya) ve kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes! Hem seyyar bir ticâretgâhtır. Öyle ise alış-verişini yap, gel ve senden kaçan ve sana iltifât etmeyen kāfilelerin arkalarından beyhûde koşma, yorulma!” (Sözler, 17. Söz, 61)
İlyas Yorulmaz
Şurası bir gerçektir ki, yeryüzündeki her şeyi kupkuru bir toprak haline getireceğiz.
Hiç kuşkusuz Biz, yeryüzündeki bütün bu güzellikleri, her defasında sahiplerinin elinden almakta ve bir zamanlar görkemli birer saltanat merkezi olan o yerleri, bomboş ve kupkuru bir toprak hâline getirmekteyiz. Ve zamanı gelince de, tüm evreni kıyâmetle yok edip yepyeni bir hayatı başlatacağız. İşte asıl üzerinde durulması, merak edilmesi gereken konu buyken;
Şimdi yüce Allah, doğadaki hayâtın, her zaman gözümüzün önünde ölüp tekrar dirilişi ile, insanların dirilişini karşılaştırmak için önümüze şöyle bir sahne koyuyor.
Süleymaniye Vakfı
Hâlbuki orada olan her şeyi yok edip kuru bir yüzeye çevireceğiz.