Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2224, sondan 4013. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 84. ayetidir. Kehf Suresi 84. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 34 ve toplam ebced değeri ise 2309 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Gerçekten, Biz O’na yeryüzünde (ve göklerde) sapasağlam bir imkân ve iktidar bahşettik ve O’na her şeyden bir sebep (çözüm çaresi ve manevi teknoloji projesi) verdik.
Gerçekten biz Zülkarneyn'i iktidar, kudret, itibar ve imkân sahibi yaptık. Onu, her konuda maksadına doğru araçlarla ulaşma bilgisi, kudreti, imkânlarıve maharetiyle donattık.
Gerçekten biz, Zül'-Karneyn'i (Rûm hükümdarı İskender'i) yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona (gayesine ulaşmak için) istediği her şeyden bir vasıta (sebep) verdik.
Zülkarneyn ’in büyük güç ve imkân sahibi kılınması kıssada “sebep” kelimesiyle ifade edilmiştir Müfessirler bu kelimeyi genellikle “amaca ulaştıran ilim ve kudret” diye açıklamıştır. Buna göre Zülkarneyn’e verilen sebebin akıl, irade, ilim, hikmet, kuvvet, kudret, imkân, feraset gibi amaca ulaşmayı sağlayan her şeyi kapsadığını söyleyebiliriz.
Diyanet İşleri (Eski)
Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik.
84, 86. Biz, yeryüzünde ona seferi kolaylaştırmak suretiyle kudret verdik, kendisine her şeyi teshir etmek esbabını da verdik. O, bir yol tuttu [¹]. Nihayet güneşin battığı yere vardı. Onu, kara çamurlu [²] bir pınara batar buldu [³] pınarın yanında kâfir bir kavim buldu. Biz «— Zülkarneyn! Bunlar İslâm/a gelmezlerse bunları ya azaba çarparsın [⁴], yahut onlara hüsn-ü muamelede bulunursun [⁵]» dedik.
İsmail Hakkı İzmirli Kehf Suresi 84. Ayet Açıklaması
[1] Eshab-ı seferi hazırlamaya başladı.[2] Sıcak, balçığı kokar.[3] Uzaktan böyle hayâl etti, gûya güneş böyle bir pınara batıyordu.[4] Öldürürsün.[5] İrşat ve nasihat edersin. Bu iki hususta muhayyersin.
Kadri Çelik
Gerçekten biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden (hedefe ulaştıran) bir sebep verdik.
Biz ona, yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir kudret ve egemenlik bahşetmiş ve kendisini, bir cihan hükümdarında bulunması gereken zekâ, cesaret, merhamet, bilgi-hikmet ve benzeri üstün özelliklerle yüceltmiş ve bilgi, güç, kuvvet, teknoloji, kültür gibi her türlü araçlarla donatmıştık.
[2430] Mekkennâ için bkz: 12:21. Alternatif bir karşılığı şudur: “ona (iktidar) imkânı hazırladık”.
[2431] “Bir şeye kendisi ile ulaşılan şey” anlamına gelen sebeb, hurma ağacının meyvesine ulaşmak için tutunularak tırmanılan ipe denir. Müfredât sahibi bu âyeti örnek gösterdikten sonra şöyle açar: “Allah ona her şeyin niteliğine ilişkin bilgiyi ve araçlarını, bunları kullanarak amacına ulaşsın diye verdi.” Çevirimiz buna dayanır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Biz O'nu yeryüzünde bir kudrete erdirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.