Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2302, sondan 3935. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 52. ayetidir. Meryem Suresi 52. ayetinin kelime sayisi 7, harf sayısı 36 ve toplam ebced değeri ise 1079 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (2) ي (3) ع (0) ص (0) bulunuyor.
Meryem sûresinin dördüncü kıssası Ya‘kub aleyhisselâmın soyundan gelen Hz. Mûsâ’nın kıssasıdır. Hz. Mûsâ İsrâiloğulları’na gönderilmiş olup, “ülü’l-azim” tabirini büyük peygamberler (daha çok beş büyük peygamber) anlamında kabul edenlere göre o da bu gruptaki peygamberlerden biridir (ayrıca bk. Ahkaf 46:35). Hz. Mûsâ’nın özelliği olarak gerçek ve “ihlâslı” diye tercüme ettiğimiz muhlas kelimesi, “seçilmiş, özel bir yakınlıkla tanınmış kişi” anlamlarına da gelmektedir (İbn Âşûr, XVI, 127). Yüce Allah, kendisiyle konuşmak için insanlar arasından Hz. Mûsâ’yı seçtiği ve peygamber olarak görevlendirdiği için onu bu sıfatla nitelendirdiği düşünülebilir. A‘râf sûresinin 144. âyeti de bu anlamı desteklemektedir. Muhlis şeklindeki kıraate göre bu kelime, “ibadeti yalnız Allah için yapan, O’na tahsis eden” mânasına gelir. Bu da Hz. Mûsâ’nın Allah’a kulluktaki samimiyet ve ihlâsını ifade eder. 41. âyetin tefsirinde, kendisine kitap indirilmiş olan peygambere hem resul hem de nebî denildiğine dair bilgi verilmişti. Hz. Mûsâ’ya Tevrat indirilmiş olduğu için burada ona hem resul hem de nebî denilmiştir. Hz. Mûsâ’ya ilâhî çağrının geldiği ifade buyurulan Tûr, Ürdün ile Mısır arasında yer alan Sînâ yarımadasındaki bir dağın adıdır. “Tûr’un sağ tarafı”ndan maksat ise Hz. Mûsâ’nın yüzünü Tûr dağına döndürdüğünde bulunduğu yerin sağ tarafıdır. Zira dağın sağı veya solu olmaz. Yüce Allah Tûr’da Hz. Mûsâ ile vasıtasız olarak konuştuğunda Mûsâ’ya göre dağın sağ tarafından seslenerek konuşmuştur (bk. Taberî, XVI, 94). Başka bir görüşe göre ise “sağ taraf” diye tercüme ettiğimiz eymen kelimesi “bereketli” (mübarek) anlamına gelmektedir (Şevkânî, III, 380). Buna göre Allah Teâlâ Hz. Mûsâ’ya Tûr’un bereketli tarafından seslenerek onunla konuşmuştur. Hz. Mûsâ’nın yaklaştırılmasını, “Mûsâ maddî olarak Tevrat’ın levhalara yazıldığı yere o derece yaklaştırıldı ki kalemin cızırtısını işitti” şeklinde tefsir edenler varsa da “Allah onu mânevî makam bakımından kendisine yaklaştırdı” diye tefsir edenler de vardır ve bu mâna daha uygun görünmektedir (Râzî, XXI, 231; Şevkânî, III, 380). İbn Âşûr da bu yaklaştırmanın “vahyetmek” anlamında mecaz olduğunu ifade etmiştir (XVI, 128). Bir kutsî hadiste kulun Allah’a farz ve nâfile ibadetlerle nasıl yaklaştığı ve sonunda bu yaklaşmanın ruh ahlâk yüceliği olarak nasıl sonuçlar verdiği açıklanmıştır. Kul ile Allah arasındaki yakınlaşmayı te’vilsiz fakat maddîleştirmeden anlayıp yorumlamak bize göre daha uygundur. Yüce Allah Hz. Mûsâ’ya, Firavun’a gidip İsrâiloğulları’nı serbest bırakmasını ondan istemelerini emrettiğinde Hz. Mûsâ kardeşi Hârûn’u da peygamber ve kendisine yardımcı olarak görevlendirmesi için Allah’a dua etti (Tâhâ 20:29-32). Allah Teâlâ onun duasını kabul ederek kardeşini de peygamber olarak görevlendirdi ve onun yanına yardımcı olarak verdi. Mûsâ aleyhisselâmın dilindeki tutukluğa mukabil Hârûn açık ve güzel konuşurdu (krş. Tâhâ 20:25-32; Kasas 28:34). Hz. Mûsâ’nın insanlara tebliğ etmek istediklerini o tebliğ eder ve bulunmadığında ona vekâlet ederdi (Mûsâ ve Hârûn hakkında bilgi için bk. Bakara 2:49-59; Tâhâ20:30 vd.; Kasas 28:3 vd.).
Mehmet Okuyan
Ona (Musa’ya) [Tûr]’un sağ tarafından seslenmiş ve özel bilgiler vermek için onu yaklaştırmıştık.
Cemal Külünkoğlu Meryem Suresi 52. Ayet Açıklaması
Tur (Sina) Dağı; Hz. Musa Peygamberin öncülüğündeki İsrailoğullarının (İbraniler) Mısır'dan çıkarken durdukları ve Hz. Musa'nın Allah ile farklı yollarla konuştuğu ve Allah tarafından iki taş levhaya oyularak yazılan On Emir'i aldığı yer olarak bilinmektedir. Bu on temel emir İsrailoğullarının (İbranilerin) ahlaki ve dini hayatlarının temelini oluşturur. Hz. Musa daha sonra bütün bu emir ve öğretileri bir kitap haline getirmiştir. Bu gizemli dağ; Mısır ile Medyen arasında bulunmakta olup Tih (Sina) Çölü’nün hemen yanındadır. Maide suresi 5:26. ayetine göre; peygamberlerine karşı gelmelerinden dolayı Allah’ın İsrailoğullarını bu dağın bulunduğu Tih (Sina) çölünde ve çevresinde kırk yıl dolaşmaya mahkûm etmiştir.
Diyanet İşleri (Eski)
Ona Tur'un sağ yanından seslenmiş ve konuşmak için onu yaklaştırmıştık.
Hani Mûsâ Medyen’den Mısır’a dönerken, ona o bereketlerle dolu Sînâ dağının sağ tarafından seslenmiş ve kendisini farklı ve özel bir konuşma için huzurumuza yaklaştırmıştık.
Vaktiyle Sina dağının sağ yamacından biz ona seslenmiş ve vahyimizi iletmek için onu yaklaştırmıştık. 2/47...74, 7/103...156, 27/7...14, 28/3...84, 40/28...47
Tur, Mısır ile Medyen arasında bir dağın adıdır. Hz. Mûsa (a.s.) Mısır’a giderken bir ateş görmüş, ona yaklaşınca “Ben Allah’ım! Hak mâbud Benim” sesini işitmişti. Burada Tur’un doğusu kasdedilmiştir. Medyen’den Mısır’a giderken Tur’un güneyine düşen yoldan geçtiğinden, güney cihetinden ona bakan kişiye göre, dağın sağı doğu, solu ise batı tarafında olur. Yoksa bir dağın sağı veya solu olmadığı âşikârdır.
Süleyman Ateş
Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık.