Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 120, sondan 6117. ayet; 2. sure ve Bakara Suresinin 113. ayetidir. Bakara Suresi 113. ayetinin kelime sayisi 31, harf sayısı 140 ve toplam ebced değeri ise 9526 olarak hesaplanmıştır. Bakara Suresinin toplam ebced değeri 1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (18) ل (23) م (9) bulunuyor.
Arapça Metin
وقالت اليهود ليست النصارى على شيء وقالت النصارى ليست اليهود على شيء وهم يتلون الكتاب كذلك قال الذين لا يعلمون مثل قولهم فالله يحكم بينهم يوم القيمة فيما كانوا فيه يختلفون
Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
Âyetteki “Kitap” ile Hz.İsa’yı tasdik eden Tevrat ve Hz.Mûsâ’yı tasdik eden İncil kastedilmektedir. İki kitaptan her biri, diğerini getiren peygamberi tasdik ettiği için, ikisi birden “Kitap” diye zikredilmiştir.
Yahudiler ve hıristiyanlar sadece müslümanlara karşı olumsuz tavır takınmamışlar, tarih boyunca kendi aralarında da kavgalı olmuşlardır. İşte âyette aslı itibariyle ikisi de hak olan bu iki dinin mensupları arasındaki tarihî çekişmeye temas edilmekte ve bunların karşılıklı olarak birbirini tanımadıkları, karşı tarafın dinini bâtıl ve hükümsüz olarak niteledikleri bildirilmektedir. İlginçtir ki âyette bu iki dine, “Oysa bunların ikisi de bâtıldır” gibi bir itham yöneltilmemiştir. Çünkü Kur’an gerek Yahudiliğin gerekse Hıristiyanlığın özü itibariyle hak din olduklarını; ancak doğal olarak Hıristiyanlığın ortaya çıkmasıyla Yahudiliğin, İslâmiyet’in gelmesiyle de Hıristiyanlığın yürürlükten kaldırıldığını kabul etmektedir. Esasen bu üç din arasında sonra gelenleri, öncekilerin –ulûhiyyet, nübüvvet ve âhiret gibi itikadî konularla ilgili inançlar başta olmak üzere– zaman, mekân, toplum gibi değişken şartlara bağlı olmayan mutlak doğrularını devam ettirmiş; daha çok amelî konulara ilişkin hükümler arasında şartlara bağlı olarak önemini yitirmiş olanların yerine ise hayatın icaplarına uygun yeni hükümler koymuştur. Ayrıca kutsal kitapları koruma imkânlarının son derece kısıtlı olduğu geçmiş dönemlerde sonradan yahudi ve hıristiyan kutsal kitaplarına katılmış, onlardan çıkarılmış veya değiştirilmiş (tahrif) hükümlerle ilgili olarak da gerekli düzeltmeleri yapmıştır. Esasen birçok müfessire göre nesihle ilgili 106. âyetin ele aldığı temel konu da budur.
Aklın ve ilmin icabı olan yukarıdaki gerçeklere rağmen yahudiler Hıristiyanlık ve Müslümanlığı, hıristiyanlar da Yahudilik ve Müslümanlığı tanımamışlardır. Âyete göre onların bu tutumları kendi kitaplarındaki bilgilere de aykırıdır. Nitekim Tevrat Hz. Mûsâ’dan sonra onun gibi bir peygamber geleceğini müjdelemiş (Tesniye 18:15); İncil de Hz. Îsâ’nın Mûsâ şeriatını tamamlamak üzere geldiğini haber vermiştir (bk. Matta, 5:17-20).
Âyetteki “Bilmeyenler de onların dediklerine benzer şeyler söylediler” meâlindeki ifade cahil ve bağnaz toplulukların asılsız inançlara körü körüne bağlılıklarına ve doğru olup olmadığını araştırmaksızın diğer bütün inançlara, fikirlere karşı çıkmalarına işaret etmektedir. Buradaki “bilmeyenler” ifadesiyle kimlerin kastedildiği hususunda farklı görüşler varsa da Taberî’nin de işaret ettiği gibi, başta Kur’an’ın ilk muhatapları durumundaki müşrik Araplar olmak üzere, doğru bir bilgi ve inanca sahip olmayan her topluluk bu ifadenin kapsamına girer. Yine Taberî’nin yorumuna göre “Allah Teâlâ bu âyetiyle müminlere şunu bildiriyor: Allah’ın kendilerine peygamber göndermediği, kitap indirmediği cehâlet ehlinin Allah, kutsal kitaplar ve peygamberler hakkında söylediklerinin benzerlerini yahudiler ve hıristiyanlar da söylüyor, bâtıl sözler sarfediyor, Allah’a yalan isnadında bulunuyor, peygamberleri inkâr ediyorlar. Halbuki (söz konusu cehâlet ehlinden farklı olarak) onlar Ehl-i kitap’tır; söylediklerinin yanlış olduğunu, inkârlarıyla kendi dinlerinden saptıklarını ve Allah’a iftira ettiklerini bilirler (bilmeleri gerekir).” Bu âyete göre Allah Teâlâ’nın yasakladığını bilmesine rağmen O’na karşı isyankâr davranışlarda bulunan birinin din hususundaki suçu, bu günahları bilgisizlikten dolayı işleyeninkinden daha büyüktür (I, 497).
Mehmet Okuyan
Kitabı (Tevrat ve İncil’i) [tilavet] etmekte (okuyup aktarmakta) oldukları hâlde, yahudiler “Hristiyanlar, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir.” demişlerdi. Hristiyanlar da “Yahudiler, herhangi bir şey üzerinde (doğru yolda) değildir.” demişlerdi. (Kitabı) bilmeyenler de (birbirleri hakkında) tıpkı onların dediklerini söylemişlerdi. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Yahudiler “Hıristiyanların hiçbir tutar tarafı yoktur” dediler. Hıristiyanlar da “Yahudilerin hiçbir tutar tarafı yoktur” dediler. Halbuki hepsi kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilafa düştükleri hususlarda, kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.
Kitap'ı okuyup durdukları halde, Yahudiler: “Hıristiyanlar geçerli bir inanç üzerinde değildirler.” Derler. Hıristiyanlar da: “Yahudiler geçerli bir inanca sahip değildirler.” derler. Oysa Kitap'ı okuyorlar. Kitap'tan habersiz olanlar da onların sözlerinin aynısını söylediler. Allah, onların anlaşmazlığa düştükleri konuda Kıyamet Günü hüküm verecektir.
Yahudiler: “Hristiyanlar hiçbir (hakikatli) şey (hayırlı ve yararlı bir temel) üzerinde değillerdir” demektedirler. (Bunun gibi) Hristiyanlar da: “Yahudiler hiçbir (hakikatli) şey (doğru ve değerli bir temel) üzerinde değillerdir” demektedirler. Oysa onlar (Allah’ın gönderdiği) kitabı okudukları halde (her iki taraf da bâtıl ve bozuk bir yol üzerinde bulunduklarını görmemektedirler). Bilmeyen (ve akıl erdirmeyen cahiller de bugün) onların söylediklerinin benzerini tekrar etmektedirler. Artık Allah, kıyamet günü (ihtilaf edip) anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.
Yahudiler, Nasranilere, hiçbir şeye dayanmıyorlar dediler. Nasraniler de, Yahudiler, hiçbir şeye dayanmıyorlar dediler. Halbuki hepsi de kitap okurlar. Bilgisi olmayanlar da tıpkı onların dediklerini dedi. Allah, aykırılığa düştükleri şey yüzünden, kıyamet gününde aralarını bulur, gerçek hükmü verir elbet.
Ve Yahudiler, “Hıristiyanlar geçerli, tutarlı bir inanç temelinden yoksunlar” iddiasında bulunurken, Hıristiyanlar da aynı şekilde “Yahudiler geçerli ve tutarlı bir inanca sahip değiller” diye iddia ederler. Halbuki hepsi de kitabı okurlar, hiçbir şey bilmeyenler de onların söylediklerini aynen tekrarlayıp dururlar. Ama anlaşamadıkları şeyler konusunda, kıyamet günü aralarında hüküm verecek olan Allah'tır.
Hepsi de kitabı, Tevrat'ı, İncil'i okumakta oldukları halde yahudiler:
"- Hristiyanlar, amellerine, ibadetlerine değer kazandıran hak bir dinde, bir şeriat üzerinde değildirler" dediler. Hristiyanlar da:
"- Yahudiler, amellerine, ibadetlerine değer kazandıran hak bir dinde, bir şeriat üzerinde değildirler" dediler. Kutsal kitaplarla ilgili bilgilere sahip olmayanlar da, birbirleri hakkında onların söylediklerine benzer sözler söylediler. Allah, kıyamet günü, kasıtlı ihtilâf çıkarmaya, çarpıtmaya devam ettikleri konularda onların arasında hükmünü verecektir.
Yahudiler: "Hıristiyanlar bir şey üzere değildirler" dediler. Hıristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzere değildirler" dediler. Oysa onlar Kitab'ı okumaktadırlar. Bir şey bilmeyenler (müşrikler) de tıpkı onların söylediklerini söylediler. Anlaşmazlığa düştükleri konularda, kıyamet günü Allah hüküm verecektir.
113.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre, hıristiyanlardan olan Necran ahalisi Resulullah (a.s.)`ın yanına gelince yahudilerin hahamları da geldiler ve aralarında tartışma çıktı. Yahudilerden olan Rafi` bin Huzeyme hıristiyanlara hitaben: "Siz değer verilecek bir şey üzere değilsiniz" dedi ve Hz. İsa (a.s.)`yı ve İncil`i inkâr etti. Bunun üzerine Necran hıristiyanlarından olan bir adam da yahudilere hitaben: "Siz değer verilecek bir şey üzere değilsiniz" dedi ve Hz. Musa (a.s.)`nın peygamberliğine itiraz ettiği gibi Tevrat`ı da inkâr etti. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.
Ali Bulaç
Yahudiler dediler ki: 'Hristiyanlar bir şey (herhangi bir temel) üzere değillerdir'; hristiyanlar da: 'Yahudiler bir şey üzere değillerdir' dediler. Oysa onlar, Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de, onların söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Artık Allah, kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri şeyde aralarında hüküm verecektir.
Yahûdi'ler: “- Hristiyanlar, din işinde bir şey üzre değildirler.” dediler. Hristiyanlar da: “Yahûdiler, din işinde güvenilir bir şey üzre değildir.” dediler. Halbuki hepsi kendilerine indirilen Tevrat ve İncil'i okuyorlar. Kitab ehli olmayan ve okumak bilmeyen Arap müşrikleri de Yahûdilerle Hristiyanların söyledikleri gibi söylerler. Allah, ayrılığa düştükleri şeyde, kıyamet günü aralarında hükmünü verecek (haklıyı Cennete ve haksızı Cehenneme koyacaktır.)
Yahudiler, “Hıristiyanların bir dayanağı yoktur” dediler. Hıristiyanlar da “Yahudilerin bir dayanağı yoktur” dediler. Hâlbuki onlar, kitabı okuyorlar. (O kitap, onlara bütün dinleri kabul etmelerini emrediyor.) Cahil müşrikler de öyle söylediler. Allah, kıyamet günü ihtilaf ettikleri konular hakkında onları yargılayacaktır. [Bunların dindarlıkta samimi olmadıklarını, bölücülük yapmakla zulmettiklerini gösterecektir.]
Yahudiler diyorlar ki: «Hıristiyanlar sapık», Hıristiyanlar derler ki: «Yahudiler sapık»; bunlarsa kitap okur, önce de bilmiyenler böyle söylemişlerdi; Allah kıyamet günü, onların arasında ayrışılan şey için hükmünü verecektir
Yahudiler: “Hıristiyanlar (dinde sağlam) bir temele dayanmamaktadır.” dediler. Hıristiyanlar da: “Yahudiler (sağlam) bir temele dayanmamaktadır.” dediler. Oysa hepsi de Kitap'ı okuyorlar. Gerçeği bilmeyenler de onların dediğini söylemişlerdi. Kıyamet günü Allah, anlaşmazlığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.
Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel üzerinde değil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.
Hepsi de kitabı (Tevrat ve İncil'i) okumakta oldukları halde Yahudiler: Hıristiyanlar doğru yolda değillerdir, dediler. Hıristiyanlar da: Yahudiler doğru yolda değillerdir, dediler. (Kitabı) bilmeyenler de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini söylediler. Allah, ihtilâfa düştükleri hususlarda kıyamet günü onlar hakkında hükmünü verecektir.
Yahudiler: "Hristiyanların bir temeli yok," derken, Hristiyanlar da: "Yahudilerin bir temeli yok," dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur. Diriliş günü ALLAH ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.
Yahudiler dediler ki, "Hıristiyanlar birşey üzerinde değiller", Hristiyanlar da "Yahudiler bir şey üzerinde değiller" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Hiçbir bilgisi olmayanlar da öyle onların dedikleri gibi dediler. İşte bundan dolayı Allah, ihtilafa düştükleri bu gibi şeylerde, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Yehud dedi ki: «Nasara hiç bir şey üzerinde değil» Nasar da dedi ki: «Yehud, hiç bir şey üzerinde değil» halbuki hepsi de kitab okuyorlar; İlmi olmıyanlar da tıpkı öyle onların dedikleri gibi dedi, onun için Allah ihtilâf etmekde oldukları davada Kıyamet günü beyinlerinde hükmünü verecekdir.
Yahudiler: «Hıristiyan (saymıya değer) bir şey'e saahib değil» dedi (ler). Hıristiyanlar da: «Yahudiler (saymıya değer) bir şey'e saahib değil» dedi (ler). Halbuki hepsi de (kendilerine indirilen) Kitabı (sözde) okuyorlar. (Okumak) bilmeyenler de tıbkı onların dediklerini söyledi. Artık Allah ihtilâfa düşmekde oldukları bu (dâvada) kıyamet günü aralarında hükmünü verecekdir.
Ve yahudiler: “Hristiyanlar (hak) bir şey (bir esas) üzerinde değildir” dediler. Hristiyanlar da: “Yahudiler (hak) bir şey (bir esas) üzerinde değildir” dediler. Hâlbuki onlar(kendilerine indirilen) kitâbı okuyorlar. (Kitab ehli olmayan ve bir şey) bilmeyenler de böyle onların sözlerinin benzerini söylediler. Artık hakkında ihtilâf etmekte oldukları şeyler husûsunda, kıyâmet günü aralarında Allah hüküm verecektir.
Onlar kitabı okudukları halde yahudiler, “Hıristiyanlar hiç bir şey (doğru yol) üzerinde değillerdir” dediler. Hıristiyanlar da “Yahudiler hiçbir şey üzerinde değiller” dediler. Böylece (kitabı) bilmeyenler de onların söylediklerinin benzerlerini söylediler. Bundan sonra Allah, onların aralarında düştükleri ihtilaflar hakkındaki hükmünü, kıyamet günü verecektir.
Hepsi de Kitabı okumakla beraber, Yahudiler « Nasara hiç bir şey üzere değildir, dediler. Nasara da « — Yahudiler hiç bir şey üzere değildir, dediler [¹] böylece bir takım bilmeyenler de [²] onların sözleri gibi sözler söylediler. Allah kıyamet gününde kendilerinin ihtilâf ettikleri şey hakkında hükmünü verecektir.
İsmail Hakkı İzmirli Bakara Suresi 113. Ayet Açıklaması
[1] Yâni dininiz bâtıldır, dinde sahih ve mutemet bir şeye istinat etmezsiniz. Dinsizsiniz, yolsuzsunuz. Nazara şayan hiç bir şeye mâlik değilsiniz.[2] Arap müşrikleri bir takım Yahut ve Nasara, Yahut ve Nasaradan evvelki ümmetler.
Kadri Çelik
Hepsi de kitabı okumakta oldukları halde Yahudiler, “Hıristiyanlar hiçbir şey üzere değildir” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler hiçbir şey üzere değildir” dediler. Bilmeyenler de onların söylediklerine benzer şeyler söylediler. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onlar arasında hüküm verecektir.
Yahudiler:“Hıristiyanların hiçbir temel dayanakları yoktur!” dediler. Buna karşılık, onlara kızan bazı Hıristiyanlar:“Yahudilerin hiçbir temel dayanakları yoktur!”dediler. Oysa, hepsi de güya kutsal Kitabı okuyorlar. Allah’tan başka ilâhlara tapınan ve Peygamberlik, kitap ve âhiret hakkında hiçbir bilgisi olmayan müşrik Araplar da tıpkı onların dediklerine benzer iddialarda bulunuyorlar. Böylece Yahudi ve Hıristiyanlar, ilâhî vahyin bir kısmını yok sayarak, onu bütünüyle reddeden müşriklerle aynı konuma geliyorlar. Mahşer gününde Allah, anlaşmazlığa düştükleri her konuda aralarındaki hükmünü verecektir.Tabii ki, müminleri ibâdetten alıkoymaya çalışan kâfirler hakkındaki hükmünü de:
Yahudîler dedi ki: -“Nasrâniyler bir şey üzerinde değildir”.
Nasrâniyler de dedi ki: -“Yahudîler bir şey üzerinde değildir”.
Hâlbuki Kitab’ı okuyorlar.
Bilmeyenler de onların sözlerinin benzerini söyledi.
İhtilâf ediyor oldukları şeylerde Kıyamet günü onların arasında Allah hüküm verir.
Sözde, hepsi de kitabı (Tevrât ve İncil’i) okuyup durdukları halde; Yahûdîler: “Hıristiyanlar hiç bir şey üzere değildirler”, Hıristiyanlar da: “Yahûdîler hiç bir şey üzere değildirler.”1 dediler. Hiçbir şey bilmeyen (kitapsız) cahiller de birbirleri hakkında tıpkı onların söylediklerini, söylediler. Allah ise kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında, aralarında (gerçek) hükmü verecektir.
1 Yani Yahûdîler ve Hıristiyanlar, birbirlerinin dinlerinin hiçbir temelinin olmadığını, söyleyerek birbirlerinin dinlerini, kökünden çürüttüler, kâfir olduklarını söylediler.
Muhammed Esed
Ayrıca Yahudiler, “Hristiyanlar geçerli, tutarlı bir inanç temelinden yoksunlar” iddiasında bulunurken Hristiyanlar da (aynı şekilde,) “Yahudiler, geçerli, tutarlı bir inanca sahip değiller” diye iddia ederler; ve her iki taraf da (bu iddialarında) ilahî kelâma atıfta bulunurlar! Hatta bilgiden yoksun bulunanlar, onların söylediklerini aynen tekrarlayıp dururlar; 93 ama anlaşamadıkları şeyler konusunda Kıyamet Günü aralarında hüküm verecek olan Allah'tır. 94
Yahudiler; “Hıristiyanlar bir inanç temelinden yoksundur.” dediler, Hıristiyanlar da “Yahudiler bir inanç temelinden yoksundur.” dediler. Hâlbuki hepsi de aynı kitabı okuyorlardı. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konular hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir. 5/48, 24/64, 42/10
Hepsi de (aynı) kitabı okudukları hâlde, Yahudiler “Hıristiyanlar bir inanç temelinden yoksundur” dediler; Hıristiyanlar da “Yahudiler bir inanç temelinden yoksundur” dediler.[213] (Vahye dair) bilgisi olmayanlar da tuttu, aynen onların söylediği gibi söyledi.[214] Fakat Allah, anlaşamazlığa düştükleri konularda kıyamet günü hükmünü verecektir.[215]
Mustafa İslamoğlu Bakara Suresi 113. Ayet Açıklaması
[213] Burada iki zümre de birbirini yok sayıp temelsizlikle suçlarken, referans olarak kendi kitaplarını gösteriyorlardı. Bu ibare, âyette ifade edilen karşılıklı suçlama işini önce cahillerin değil okumuş-yazmışların başlattığını vurgular. Bir sonraki cümle bunun en güzel delilidir. Tarafların âlimleri bu iddiaları ileri sürer, cahil kesimleri de onları takip eder. Şu soru sorulabilir: İki zümrenin de birbirleri hakkındaki yargısı doğrudur; öyleyse bu âyetin kınayıcı üslûbunu nasıl açıklayabiliriz? Buna verilecek cevap şudur: Hayır, onların bir inanç temelinden yoksun olduğu tesbiti doğru değildir. Aksine onların inancının temeli araştırılacak olursa, karşımıza insanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan islâm çıkar. Hıristiyanlar Yahudileri “kâfir” ve “cehennemlik” olarak görürken, ellerinde taşıdıkları Kitab-ı Mukaddes’te Eski Ahid yer alıyordu. Bu durum, suçlamalarındaki samimiyetsizliğin ve keyfiliğin de bir göstergesiydi.
[214] Kitab’ı okuyanlar yukarıdaki gibi aslında temeli tevhide dayalı olduğu hâlde sonradan tahrif edilen inancın temelini yok sayınca, cahil kitleler de onları takip ettiler. Tavandaki bu münakaşa tabanda daha da seviyesiz bir hâl aldı ve her iki zümre de din dâvâsını kan dâvâsına dönüştürdüler. Bu ifadeden yola çıkarak diyebiliriz ki: âyetin kapsamına mensup olduğu zümreyi sırf aidiyetinden ve asabiyetinden dolayı cennetlik ilan edip onun dışındakilere ebedî kurtuluş kapısını kapatan herkes girer.
[215] Bu kıyameti “sosyal kıyamet” olarak anlarsak (Kıyametin bu anlamda kullanıldığı bir hadis için bkz: Buhârî, İ‘tisâm 14) Allah’ın onların tartıştıkları şeylerin birçoğunun gerçeğini Kur’an’da açıkladığını yine ondan öğreniyoruz (27:76). Kur’an kendi misyonunu şöyle tayin etmektedir: “bu Kitabı, geçmiş vahiyden geriye kalan hakikatleri doğrulayıcı ve onların doğrusunu yanlışından ayırt edici (muheyminen ‘alâ..) olarak gönderdik” (5:48).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Yahudiler dedi ki: «Nasranîler hiçbir şey üzere değildir.» Ve Nasrânîler de dedi ki: «Yahudiler hiçbir şey üzere değildir.» Halbuki onlar kitabı okurlar. Bilmeyen kimseler de onların sözleri gibi söylediler. Allah Teâlâ ise bu ihtilaf ettikleri şeyler hakkında yarın Kıyamet günü aralarında hükmedecektir.
Yahudiler: “Hıristiyanlar hakikî bir din üzere değil. ” Hıristiyanlar ise: “Yahudiler hakikî bir din üzere değil. ” dediler. Halbuki her iki topluluk da kitabı (Tevrat ve İncîl'i) okumaktalar. Dini bilmeyenler de onlarınkine benzer sözler söylediler. Allah, kıyamet günü anlaşamadıkları hususlarda hükmünü verecektir. [22, 17; 34, 26; 2, 62]
Okudukları kitaba uysalardı böyle bir iddiada bulunmazlardı Bilmeyenlerden maksat: Arap müşrikleri, putperestler, dinsizler olup bunlar da, Yahudiliğe, Hıristiyanlığa, semâvî dinlere karşı “hiçbir hakikate istinad etmez, aslı yoktur.” dediler.
Süleyman Ateş
Yahudiler: "Hıristiyanlar, bir temel üzerinde değiller," dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler bir temel üzerinde değiller," dediler. Oysa hepsi de Kitabı okuyorlar. Bilmeyenler de tıpkı onların dedikleri gibi demişlerdi. Artık Allah, ayrılığa düştükleri şey hakkında, kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Kitab’ı (Tevrat’ı) okudukları halde, Yahudiler, “Hristiyanların bir temeli yoktur”; Hristiyanlar da “Yahudilerin bir temeli yoktur” derler. Bilmeyenler de böyle söylerler. Allah, anlaşamadıkları konuda Kıyamet günü aralarında kararını verecektir.
Süleymaniye Vakfı Bakara Suresi 113. Ayet Açıklaması
[*] Kıyamet, ayağa kalkma ve kalkış demektir. Kıyamet günü, insanların yeniden dirilip kabirlerinden kalkacağı gündür.
Şaban Piriş
Hepsi de (kendilerine indirilen) kitabı okuyup durdukları halde, Yahudiler, Hıristiyanların (doğru) bir şey üzerinde olmadıklarını söylerken, Hıristiyanlar da Yahudilerin (doğru) bir yol üzerinde olmadıklarını söylemektedirler. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konu hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir.
Yahudiler dedi ki: “Hıristiyanların dayandığı birşey yok.” Hıristiyanlar da dedi ki: “Yahudilerin dayandığı birşey yok.” Oysa ikisi de kitabı okuyup duruyor. Cahiller de onların sözlerine benzer şeyler söylediler. Onların ihtilâf ettikleri şey hakkında hükmü kıyamet gününde Allah verecektir.
Yahudiler: "Hıristiyanlar hiçbir şey üzerinde değil." dediler. Hıristiyanlar da: "Yahudiler hiçbir şey üzerinde değil." dediler. Ve bunlar Kitap'ı da okuyup dururlar. İlimden nasibi olmayanlar da aynen onların sözleri gibi söz etti. Tartışmaya girdikleri şey hakkında, aralarında hükmü, kıyamet günü Allah verecektir.
daħı eyittiler cuḥūdlar “degül naśrāniler nesene üzere.” daħı eyittiler naśrāniler “degül cuḥūdlar nesene üzere”; anlar oķırlar-iken kitāb’ı. ancılayın eyitti anlar kim bilmezler, anlaruñ sözi gibi pes Tañrı hükm eyleye aralarında ķıyāmet güni; anuñ içinde kim oldılar anuñ içinde dartışurlar.
Yehūdīler eyitdiler: Degüldür Naṣrānīler hīç nesne üstine. Naṣrānīler daḫıeyitdiler: Degüldür Yehūdīler hīç nesne üstine. Anlar oḳurken Tañrı Ta‘ālākitābını anuñ gibi. Eyitdi ol kişiler kim: Bilmezler, anlaruñ sözi gibi TañrıTa‘ālā ḥükm eyler anlar arasında ḳıyāmet güninde, anuñ içinde kim anlarçekişürlerdi.